Sevgili dost!

Yazdır PDF

Sevgili dost!
Ne çok rengi varmış hüznün, ne çok kimliği. En sabırsız insan bile ölümü sabırla beklermiş. Şimdi nereden çıktı bu diye sorma, satırlar yazdırırken kendisini, nasıl bana sormuyorsa, sen de sorma.
Kimlikte kan grubunu sormayı akleden, ya ruh durumumuzu sorsaydı…

Ah dost ah!
Sevgili Dost!
Adalet saraylarda oturuyor, davet edildiği yerlerde protokol masasında… İçinde saray olmayan semtlere uğramaz olmuş duyduğum kadarıyla. Adaletin önünden her geçtiğimde, gidip kapısını çalmak geçiyor aklımdan.


( 2 Votes )
 

Bir Varmış Bir Yokmuş…

Yazdır PDF
Oğluşuma  ithafımdır…
Bir Varmış Bir Yokmuş…
“Bir varmış bir yokmuş.” diye başlardı çocukluğumuzdaki tüm masallar. Bazen Kafdağı’nın ardındaki Anka Kuşunun hikâyesiyle, bazen de kötü kalpli cadının büyüsüyle devam ederdi.
“Bir varmış bir yokmuş.” Bir Keloğlan varmış birde Dev Anası. Pamuk Prenses, Yedi Cüceler, Hansel ile Gratel ve daha niceleri. Sonların hep mutlu olmasını ve masal dünyamıza hüznün uğramamasını isterdik. Hayal dünyamızın dar odacıklarına konuk ederdik sayfaların arasına sıkışıp kalan kahramanlarımızı.
Yıllar geçti büyüdük. Biz büyüyünce hayallerimizde değişti, kahramanlarımızda. Ne Anka Kuşu kaldı ne de Keloğlan ile Dev Anası....


( 1 Vote )
 

Fabrikadan Çıkma Hazır Mezar…

Yazdır PDF
İçinde tarif edemediği, adını koyamadığı bir sıkıntısı vardı. Kaynağı belli olmayan bu sıkıntı da neyin nesiydi. Bir türlü yatışmak bilmeyen ve adeta zihnini kene gibi kemiren bu sıkıntıyla beraber sessizliği de toplayıp ceplerine bırakarak uzaklaştı balkonun kenarından. Ve damlayan adımlarıyla süzülüverdi balkon kapısından salona.
Salonun orta yerinde duran en sevdiği koltuğuna bıraktı bedenini usulca. Etrafına bakındı, kendisine teselli verecek bir şeyler aradı. Gözüne sehpanın üzerinde duran kül tabağı çarptı. Oyalanmak biraz da düşüncelerini dağıtmak için ellerini uzatıp kül tabağına dokundu, irkildi aniden. Kül tabağı o an kendisine düşünmek dahi istemediği bir...


( 5 Votes )
 

Kibrit Kutusu ve Termometre…

Yazdır PDF
Hayatta hiçbir şeyi yoktu…

Kibrit kutusunu andıran ufacık kulübesi…

Uzun kibrit çöpleriyle tutturulmuş cisirli bir tavan ve yine kibrit çöplerinden kolonlar.Hayatta hiçbir şeyi yoktu…Kâğıttan bir masa pencere önünde ve kibrit çöpleriyle ayakta duran birkaç eski sandalye. Daracık odanın hemen köşesinde, kükürtten bir yatağı duruyordu…

Hayatta hiçbir şeyi yoktu… Bu kibrit kutusu evin dışında…

Her iş arayışlarının ardından korkuyla girerdi evine, gözlerinde öfke kıvılcımları ve burnundan ateş püskürttüğü zamanlar… Kapı önünde bırakırdı, öfke kıvılcımlarını ve ateş püskürtmelerini. Alışkanlık haline getirmişti artık, eskimiş, ütüsüz ceketinin cebinde...


( 4 Votes )
 

Dede Yadigârı

Yazdır PDF

Köyün çıkışında, topraklı yolun birkaç adım kenarında küçük bir ev…

Dedemden yadigâr, dede yadigârı kocamış, çökmüş, antika bir miras. Kimi tahtalar yerinden soyulmuş, boyası dökülmüş bu ev tıpkı ressamın çizdiği çıplak bir figürü andırıyor.… Kırık kapı ve pencereler kışın soğukluğunu, yazın tozu toprağını hatırlatıyor bize. Baharda dalında sararmış her an kollarını açmış kendisini bekleyen toprakla kucaklaşmak isteyen solgun yaprak misali, benzi solmuş ahşap bir ev. Gerçi ev demeye de bin şahit ister ya. Ama bizim için ne olursa olsun bir yuva, bir miras ve bir de dedemden kalma eski bir dost, eski bir yadigâr…


( 6 Votes )
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 3