Daha önceki yazılarımdan birinde “Binmişiz Alamete Gidiyoruz Kıyamete” deyimi ile mizahi bir üslup kullanarak hükümetin faaliyetlerini eleştirmiştim. Amacım; belli bir kesimin yaşananları doğru analiz edebilmesi için katkıda bulunmaktı.
Aradan geçen süreç içinde belli grupların kontrolündeki basın, ne yazık ki o güne kadar ki duyarsızlığında ısrarcı davranmış, Türk Milletinin ulusal duygularını törpülemeye devam etmiştir. Bununla da yetinmeyip hükümetin yanlışlarına alkış tutmayı sürdürmüştür!
Basın; düz mantıkla değerlendirdiğinizde karşı çıkamayacağınız ve salt haber değeri taşıması nedeniyle toplumsal bölünmeyi derinleştirecek bazı olayları bilinçli olarak okurlarına manşetten duyurmayı marifet sanmıştır. Oysa marifetleri ülkeyi içinden çıkılamayacak boyutta kaosa ve ayrışmaya sürüklemekten öte bir sonuç getirmemiştir.
Bütün bunlar herkesin gözü önünde cereyan ederken, itiraz edenler ulusalcı olmakla suçlanmış, darbeci yaftasıyla da karalamanın bir adım ötesine geçilerek halkın gözünde küçük düşürülmeye çalışılmıştır. Oysa ne ulusalcılık alaycı tonlamayla sunulduğu gibi olumsuz bir eğilimdir ne de milletin zor anlarında kendi gücünden oluşan bir güçten çaresizlik içinde medet umması utanılması gereken şeydir.
Kaldı ki darbecilikle suçlanan insanlar darbelerden en fazla yara alan ve her fırsatta darbelere karşı tutum içinde olmuş isimlerden oluşmaktadır. Elbette bu tür karalama yaklaşımları takiyyenin farklı bir versiyonudur. Aklı başında hiçbir insanın kabul edemeyeceği iftiralar silsilesidir.
Şaşkınlıkla izlemekteyiz!
Ülkemiz üzerinde öyle çirkin oyunlar oynanmaktadır ki ulusal birliği ayakta tutan bütün kavramlar takkiye ile sulandırılmaktadır. Bu kavramların başında elbette demokrasi, insan hakları ve özgürlük gelmektedir. “Çivi Çiviyi Söker” mantığıyla demokrasiyi yok etmek için demokrasi, özgürlükleri iğdiş etmek için özgürlük, insan haklarına tecavüzü sıradan hale getirmek için de insan hakları çığlıkları atılmıştır.
Sonuç ortada!
Muhalif basının tamamı susturulmuş, toplum üzerinde ciddi etkiler oluşturabilecek kişiler sindirilmiş, bölücü akımlar insan hakları ve özgürlük feveranları arasında haddini bir hayli aşarak hıyanet içine girmişlerdir.
Halka gelince;
Ekonomik sıkıntı içinde kıvranan halk, basın aracılığıyla sunulanla yetinmek zorunda bırakılmış, yaşanan gerçeklerden uzak bir beklenti içine sokulmuştur. Bunlardan birisi de Kürt Açılımı ismiyle ortaya çıkıp, isim değiştirerek nihayetinde sözde Demokratik Açılım’a dönüşen garip bir uygulamadır ki halk üzerinde açıkça devletin teröre yenildiği imajı yaratmayı amaçlamaktadır.
O halde, bezeri garip uygulamaların yürütücüleri ve savunucularına sormazlar mı?
Bu uygulamalar terörden yeteri kadar acı çeken bir milletin acılarıyla açıkça alay etmek değilse nedir?
Ya da acaba; bölgede önemli bir güç olan Türkiye’nin, bölünmesini sağlayabilecek, emperyalizmin dayattığı ve toplumsal sabır sınırlarını zorlayan uygulamalardan biri midir?
Uzak ya da yakın ihtimal olsun, ortada ihtimal olarak dahi bunlar akla gelebiliyorsa, millet olarak bilmem ne hazretlerinin kıssalarını bir tarafa bırakıp düşünmek gerekmez mi(!)?
Bu telaş hangi hedefe ulaşmanın telaşıdır!
( 0 Votes )
- 22/06/2010 14:02 - Nitelikli Yönetim, Kültürel Değişim..!
- 08/06/2010 15:27 - Sırada Ne Var?
- 31/05/2010 16:57 - Ulusal Onurumuz Yara Almıştır..!
- 28/05/2010 14:23 - O Taraklarda Bezimiz Olmaz..!
- 26/05/2010 14:21 - Kör Döğüşü..!
- 21/05/2010 16:11 - CHP’deki Değişim Rüzgarı..!
- 17/05/2010 15:26 - Diyanetin Kahreden Anketi
- 11/05/2010 11:06 - Komplo ve Şantaj Siyaseti!..
- 29/04/2010 14:55 - Bakmak ve Görmek
- 24/08/2009 11:42 - Ayinesi İştir Kişinin, Lafa Bakılmaz...
- 28/07/2009 23:55 - Çağ Atlıyoruz
- 26/06/2009 15:04 - Yanlış Algıyla Doğru Düşünmek!
- 24/05/2009 17:42 - Bir Musibet Bin Nasihatten Evladır!
- 20/05/2009 13:12 - Ağa der sür dereye, sür dereye!
- 03/05/2009 10:46 - Sokaktaki İnsan Ne Düşünüyor!
- 29/04/2009 16:58 - Güneş Yeniden Doğacak
- 23/04/2009 11:21 - Ergenekon Gölgesinde Vicdan Muhasebesi
- 21/04/2009 00:17 - Sessiz Çığlıkların Bitkin Yansıması


Yorumlar
Yazılarım hayatın içinden gözlemlerime dayalı düşüncelerimdir .
Elbette paylaşabilirsin iz.
Selam ve Saygılar… Alıntı
bu gıdısatın sonu nereye varacak kısılıgımızı kaybedıyormuyuz ? ozenytıler var dıye goruyorum gecmısımızı unutup baska bır boyutamı burunuyoruz islami yonden bakıs azaldımı sızce su zaman asamasında ? :) Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.