Takma İsimle Yazmanın Raconu Vardır

Yazdır PDF
( 0 Votes )
Hürriyet gazetesinin sahibini, yazarlarını, bütün çalışanlarını tebrik ederim; böyle bir yayın yönetmeni gerçekten her gazeteye lâzım.

Dün, kendisini, gazetesini ve gücünü hayran olunacak bir biçimde anlatıyordu amiral gemisinin kaptanı. Bu tür iç döküşler o düzeyde bir yönetici-yazardan olağanüstü nâdir çıkar. Onun için yazdıkları dikkatle okumaya değer.

Okuyalım: “Gelelim işin asıl önemli yanına. / Hürriyet işte böyle bir gazete. / Zeki, maharetli, kıvrak ve farklı bir yazarı, bir gecede şöhret yapar. / Bir gecede bir sürü kâzib şöhreti sollar, buruşturulmuş kâğıt mendil gibi çöp tenekesine atar. / Öyle burun farkıyla, fotofinişle de değil. / Zekâ farkıyla...

 

Büyük Oyun

Yazdır PDF
( 0 Votes )
Taha Kıvanç

İstanbul'a yeni yeni alışan bir dostum, zenginlerin görünmeyi sevdiği mekânda akşam yemeğine davet ettiğinde, aklımda Vanity Fair dergisinde taze okuduğum 'Kriz döneminde New York' manzaraları olduğu için, “Hâlâ gidiliyor mu oraya?” merakına düştüm...

Vanity Fair'in son (Ocak 2009) sayısında 'Panikten portreler' başlıklı bir yazı var. Yazıya eşlik eden el-çizimi resimler yeterince ürkütücü, anlatılan kişisel öyküler ise bayağı iç karartıyor. “Herkes bir şeyler kaybetti” diyor yazar, “İşini değilse bile tasarruflarının yüzde 25 veya 50'sini; hemen herkes ekşi yüzlü, endişeli, neşesiz... 'Basiret' ve 'ihtiyat' sözcükleri modalaştı.”