Tüm Darbeler Alçaklıktır

Yazdır PDF
( 0 Votes )

Tamer DURAN 

Sayın Ahmet Altan’ın “12 Eylül Neden Kötüydü?” başlıklı yazısını okuduğumda hayretler içinde kaldım.

Tecrübeli bir gazeteciyi böylesine çelişki içinde kıvranırken görmek, ne yalan söyleyeyim vicdanımı depreştirdi. Kim olursa olsun insanların çaresizliklerini görmek oldum olası yüreğimi burkmuştur. Üstelik söz konusu kişi, rüştünü ispat etmiş önemli bir isim. Şayet öyle olmasaydı, sıradan bir fikir beyanı diyip geçerdim.

Geçemedim!

Aklıma ilk gelen; kendisinin de atıfta bulunduğu darbe alçaklığının bir ürünü olan tanınmış bir takım isimlerin takiyye silahları ellerinden alındığında geride kocaman bir hiç kalacağı endişesi oldu.

 

İyi ama görünürde bu yönde bir gelişmenin emareleri mi var?

Mazlum edebiyatıyla takiyye üzerinden beslenmeyi sürdürürken, üstelik hakîm güçlerin koruyucu kanatları altındayken bu tür endişeleri neye yormalı?

Bizim göremediğimiz bir yakın tehlike mi sezmekteler?

Olmayacak şey de değil hani!

Kaldı ki son zamanlarda Ergenekon konusunda olacakları birer medyum edasıyla önceden görmemişler miydi?

Varsa öyle yakın tehlike, onu neden göremesinler ki!

“Askeri darbelerin her türü alçaklıktır” demiş Sayın Altan.

Kendisine şunu hatırlatmak isterim.

Buğday ekilen tarladan sarımsak hasat edilmez.

Dolayısıyla yaşananlar, kendisinin alçaklık olarak nitelediği ve benim de sonuna kadar katıldığım 12 Eylül Darbesinin zehirli mahsulü alçaklıklardır.

Darbe alçaklıktır.

Silahlı ya da silahsız olsun tüm darbeler alçaklıktır.

Sanırım bu konuda da Sayın Altan bana katılıyordur.

Ülkede herkesin ısrarla merak ettiği şudur;

Hükümete muhalif olan ve ülkemizin yetiştirdiği nadir bilim adamları, yazarlar, profesörler, gazeteciler miydi darbe yapacak olanlar?

Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp yerine Marksist bir düzen getirmeyi mi planlıyorlardı?

Yoksa;

Laik, Demokratik, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp yerine İslam Cumhuriyetini getirmeyi mi planlamışlardı!

Öyle ya;

Darbenin her türü alçaklık değil midir?

Dalga dalga dalgalanan Ergenekon davasında suçun tarifi ne şekilde yapılmaktadır?

Yargılanan bilim adamları yukarıda saydığım Türkiye Cumhuriyetine yönelik darbe planlamak değil de mevcut hükümeti yıkmak için halkı örgütleme suçu işlemişlerse 57. Hükümeti erken seçime götüren muhalif girişimleri de yargılama sürecine sokacak mıyız?

Muhalif olmak hangi demokrasinin gereği olarak suç sayılmaktadır.

Faşist diktatörlükler ve totaliter rejim dışında hangi ideoloji insanların inançları ya da etnik kökenlerine bakarak idamdan yana karar alabilir?

Yazısında isim isim belirttiği insanların sanki mahkeme kararlarıyla suçları sabitmiş gibi lanse etmesini hangi insani vasıf ile bağdaştırabilecek?

Kuyulardan çıkan kemiklere gelince;

Çıkan kemiklerin insan kemiği değil hayvanlara ait kemikler olduğu anlaşılmıştır.

Ama Sayın, Altan belli ki okurlarının bu tür ayrıntıları fark edemeyecekleri yönünde ön yargıya sahip.



Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 284 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Tamer Duran

Yorumlar  

 
0 #2 Gültekin Zooroğlu 2009-04-18 18:17 Sulandırma operasyonu !
Ergenekon davasına yönelik son günlerde Türkan Saylan konu mankenli yeni bir sulandırma operasyonu başlatıldı.Peki bu operasyonun amacı ne? İşte cevabı:

HALA ERGENEKON'A FASA FİSO DİYEBİLİYORLAR

Birileri katıldıkları programlarda, köşe yazılarında ya da yaptıkları açıklamalarda, iddianamedeki bazı ifadelerin hükümsüzlüğünde n, operasyonun siyasi, maksadın da muhalifleri susturmak olduğundan dem vurup, Ergenekon'a fasa fiso diyebiliyor.

DARBE YANLISI REKTÖRLERİ GÖRMEZDEN GELİN İSTİYORLAR

Aslında son Ergenekon Operasyonu bile fasa fiso söylemlerinin sadece başı kuma sokmaktan farksız olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla Ergenekon yandaşları açıkça, tutuklanan eski ve yeni rektörlerin darbe mimarı emekli generalleri kışkırttığı gerçeği "görmezden gelinsin" istiyor.
"EMREDERSİNİZ PAŞAM"CILARI DUYMAYIN DİYORLAR

Aynı kişiler, Eruygur'un darbe için B planı olarak gördüğü cumhuriyet mitinglerine öğrenci taşıyan, üniversitelerin imkanlarını cunta yandaşları için seferber eden rektörleri de, "Emredersiniz Paşam" diyaloglarını da "duymayın" diyor.

CEPHANELERİ UNUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR

İşin garip tarafı, son operasyonla eş zamanlı başlatılan bu sulandırma harekatına katılanlar, Ergenekon Soruşturması'nın bir ifade ya da ses kaydıyla değil, Ümraniye'deki el bombaları ile başladığını bu bombaların kullanıldığı yerler belirlendikçe dalga dalga büyüdüğünü de unutalım gitsin istiyor.

Örgütün Eskişehir, Bursa, Sakarya ve Ankara'nın Zir Vadisi ile Gölbaşı'nda bulunan cephaneliklerin i ise bugünlerde hatırlatan yok. Sanki toprak altından hiç cephane çıkarılmamış havasındalar. Yüzlerce el bombası on binlerce mermiyi, lav silahlarını, patlayıcıları ve uçaksavarları da yok sayalım pişkinliğindele r.

BOMBAYI ATTIRIP, DİNDARLAR YAPTI İFTİRALARINI HESABA KATMIYORLAR

Savunucuları, savcıların Silahlı terör örgütü dediği Ergenekon'un, Cumhuriyet'i bombalatıp Danıştay'ı bastırtarak memlekette kaos çıkarmaya çalıştığını görmezden geliyor. Dahası saldırıların dindar insanlara fatura edilerek, bir kere daha milletin başını ezme planını işletmeye başlamalarını ise hesaba bile katmıyor.

300 KİŞİLİK SUİKAST TİMİ UNUTULUR MU?

Yıllardır gözleri boyayan, provokasyonlarl a insanları kendi hedefleri için kullanan Ergenekon şimdi de Muvazzaf Yarbay Mustafa Dönmez'i ve cephaneliklerin i, Eski özel harekat dairesi başkan vekili İbrahim Şahin ile asker ve polislerden kurduğu suikast timlerini unutturmaya çalışıyor.

Ergenekon'a fasa fiso diyenler, Başbakan'a, azınlıkların ve bazı cemaatlerin liderlerine yönelik suikast hazırlıklarını Kürt-Türk çatışması çıkaracak cinayet planlarını, ölüm kuyularını, faili meçhulleri örtmeye uğraşıylarlar. Daha net ifadeyle bir kısım medya ve bazı şahıslar hala ve açıkça, iç çatışma ile kaosa sürükledikleri Türkiye'yi yalnızlaştırıp karanlığa çekerek, bu milleti kendi karanlıklarına mahkum etmeye çalışan bir örgütü gizlemeye çalışıyor.

BU ÖRGÜT HİÇBİR ÇUVALA SIĞMAZ

Ne var ki Türkiye, temeline konulan cephaneleri, kazdıkça kemik fışkıran ölüm kuyularını, suikast timlerini, saldırı planlarını, eğitimci zannedilen şahısların birer emir eri gibi davranmalarını unutmuyor. Bütün bunlara rağmen birilerinin hala göz boyama ve hedef saptırma çabalarını ise herkes şaşkınlıkla izliyor.
Alıntı
 
 
0 #1 Sevda Altıparmak 2009-04-17 12:22 ÇYDD ve ÇEV vakıflarının genel merkezlerine ve şubelerine baskınlar düzenlendi. MİT Türkan Saylan'ın Kürt çocuklarına kurduğu tuzağı belgeledi. İşte o belge.
MİT VE ÖKK RAPORU VAR
ÇYDD ve ÇEV vakıflarıyla ilgili MİT ve Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın hazırladıkları ayrıntılı istihbarat raporları bulunuyor.
MİT tarafından 24 Nisan 2001 tarihinde hazırlanan dönemin İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda, ÇYDD ve ÇEV hakkında skandal bilgiler bulunuyor.
Rapora göre ÇYDD ve ÇEV vakıfları misyonerlik faaliyetlerinin Türkiye ayağını oluşturuyor. Bu iki vakıf dünya çapında misyonerlik faaliyetlerini organize eden Amerikan Board isimli şirket tarafından destekleniyor ve finanse ediliyor.
Dünya Kiliseler Birliği temsilcisi olarak 1830'lu yıllardan beri ülkemizde faaliyet gösteren Amerikan Board Heyeti'nin, din eğitimi ve sağlık hizmetleri konularında faaliyet gösterdikleri belirtiliyor.
"Atatürk İlke ve İnkılaplarını Kalkan Olarak Kullanıyorlar"
MİT raporunda Başkanlığını Profesör Türkan Saylan'ın yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği hakkında, Atatürk İlke ve İnkılâplarını kalkan olarak kullanıp, birçok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para topladığı, ilgili bakanlıklardan izin almaksızın yurtdışından yardım aldığı, hiçbir yasal dayanağı olmadan kamuoyuna kendisini Sivil Toplum Kuruluşları Birliği olarak tanıtan çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği içerisinde oldukları yönünde yapılan ihbarlar sonucu denetime tabi tutulduğu belirtiliyor. Bu örgütlenmenin depremzedeleri suiistimal ederek misyonerlik faaliyetlerinde bulunduklarına özellikle dikkat çekiliyor. Çünkü insanların zor hallerinden yararlanarak yürütülen misyonerlik faaliyetleri de kanuni açıdan yasaklar kapsamına giriyor.
Bilindiği üzere Ergenekon Davasının 2. İddianamesinde, ÇYDD ve ÇEV vakıflarının Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun talimatıyla kurulan Ulusal Birlik Hareketi Sivil Toplum Kuruluşları Platformu ile birlikte hareket ettiği bilgileri yer alıyor. Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun Ergenekon Terör Örgütü'ne bağlı olarak dönemin Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener ERUYGUR tarafından illegal olarak kurdurulduğu biliniyor.
Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın hazırladığı raporda da ÇYDD ve ÇEV vakıflarının Dünya Kiliseler Birliğinden yüklü miktarda yardım aldıkları, vakıfların üst düzey yöneticilerinin vakfa yapılan yardımları burs adı altında kendi yakınlarına havale ettikleri, yurt dışında faaliyet gösteren yasa dışı örgütlerden bağış adı altında para aldıkları gibi iddialara yer veriliyor. Özellikle Amerikan Protestan mezhebini yaygınlaştırmay a çalışan yabancı kuruluşlar ile aralarındaki para akışının miktarları tarihleriyle veriliyor.
ÖKK RAPORU DA AYNI DOĞRULTUDA
Ayrıca, bir istihbaratçı albay tarafından hazırlanan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın bu 20 Haziran 2002 tarihli raporunda, ÇYDD ve ÇEV için yine Atatürkçülük ve İrtica ile mücadele gibi maskeler altında misyonerlik faaliyet yaptıklarından bahsediliyor
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile