Cimrilik insanın karakterini belirleyen en önemli etkendir aslında… Cimri olan; paylaşmayı bilmez, mallarına ve özellikle parasına gerekenden fazla ilgi gösterir. Bu durum çevreyi de etkiler ve toplum tarafından dışlanmasına neden olur.
Moliere; bu kitapta trajik bir durumu komediyle anlatmak istemiştir. Korkunç bir kişiliği olan Harpagon’un kendini çok ciddiye alması ve parasına oldukça düşkün olması gülünç bir hal alır. Bu durum gittikçe çılgınlık noktasına varmaktadır…
Öksüz çocuklarına parası kadar kıymet vermeyen Harpagon, onlara yapması gereken babalığı göstermez. Oğlu Cleante’nın sevdiği kızla (Mariane) evlenmesine karşı çıkar, kendisi evlenmek ister. Kızı Elise’nin ise Valere ile maddi durumu kendi istediği gibi olmadığından evlenmesine izin vermez ve çeyizsiz alacağı için oldukça yaşlı birisiyle zorla evlendirmek ister.
Durumdan memnun olmayan iki kardeş pes etmezler, zorlu bir plan hazırlamaya karar verirler. Harpagon’un yıllarca bahçesinde sakladığı ve kimsenin bilmediğini sandığı on bin altını vardır.
Fakat onlar herşeyi bilmektedir. Güç bir uğraştan sonra o kutuyu almayı başarırlar. Hiçbir şeyden habersiz Harpagon’un hali malum… Altınlarının yerinde olmadığını görünce çılgına döner. Karakol, polis derken iki kardeş ve sevgilileri sonunda her şeyi açıklarlar, evlenmeye izin vermediği sürece kutuyu geri vermeyeceklerini söylerler. Kutunun onlarda olduğunu öğrenen Harpagon, komisere tutuklamasını emreder. Olaya Valere karışır, korkmadığını ve bir zamanların ünlü denizcisi Dom Thomaz d’Alburcy’nin oğlu olduğunu iddia edince komiser bu sözlere el koyar. “ Onaltı yıl önce o denizci ve ailesi korkunç bir deniz kazasında öldü, yalan söylediğin açıkça ortada” dedikten sonra Valere şu cevabı verir: “ O zamanlar 7 yaşındaydım. O aileden kurtarılan çocuk işte karşınızda duruyor. Geminin kaptanı beni kendi çocuğu gibi büyüttü. Bir süre sonra babamın ölmediğini duydum. İnanmak oldukça güçtü elbette… Ama ben bir ihtimal babamı bulurum diye buralara geldim, Elise ile karşılaştım.” Tuhafça bakan komiser: “ Ama gerçekten çok ilginç! Eğer bunlar uydurma değilse senin gerçek baban benim… Kanıt olarak küçükken taktığımız bilezik yanında mı?” Der. Valere hep yanında taşıdığı o bileziği çıkarır ve gösterir. Mariane ve babası şaşkınlık içindedir. Bir taraftan da Mariane’nin kardeşi bulunmuştur…
Uzun bir şaşkınlık ve sevgi dolu kucaklaşmadan sonra tüm masraflardan Harpagon’un uzak duracağı kararı ile çifte düğün yapılır. İki kardeş kaderin büyüklüğü ile muratlarına ermişlerdir. Herkes çok mutludur o gün… Yalnız Harpagon bu güzel günde sevgili paracıklarını saklayacak yeni bir yer aramaktadır…
Rümeysa Dolaş
- 09/01/2010 13:29 - Kış
- 02/01/2010 11:33 - Dünya Nimeti
- 29/12/2009 14:23 - Ve O Hiçbir Şey Demedi..
- 22/12/2009 23:21 - Sarıkamış'tan Mektup Var
- 12/12/2009 11:00 - Kırık Hayatlar
- 30/11/2009 15:26 - Gazeteci
- 24/10/2009 13:09 - Paslı Tabure
- 22/09/2009 13:18 - Hayaller Gerçek Olsa
- 12/09/2009 13:39 - Yalıda Sabah
- 03/08/2009 11:13 - Acımak
- 21/07/2009 20:18 - Önlenemeyen Olaylar
- 12/07/2009 12:40 - Memleket Hikayeleri
- 29/06/2009 07:06 - Sevgi İle Yaşamak
- 23/06/2009 22:37 - Açlık
- 13/06/2009 06:54 - Bir Papatyanın Dilinden
- 04/06/2009 07:07 - Yeraltından Notlar
- 27/05/2009 09:43 - Uçurtmaların Pilotu
- 21/05/2009 07:01 - Tolstoy'dan Üç Ögüt


Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.