Kırık Hayatlar

Yazdır PDF
( 5 Votes )

Halit Ziya Uşaklıgil’in Kırık hayatlar adlı romanına bakış;
İnsan, yepyeni bir hayata, gözlerini açmakla başlar. Çocukken hiçbir acı yormaz onu… Ne bir dert bilir, ne de tasa… Zaman geçtikçe insanların maskelerinin altındaki asıl yüzünü tanır. Gerçeği görüp, nefreti tadar. Çocukluğunun o saf ve masum hayalleri belki de yaşamın gerçekleriyle boğuşmaktan yorulup ona karşı beyaz bir bayrak çeker…  Sapasağlam olan hayatı önce yavaş yavaş çatlar, çare bulunamazsa da kırılır. Kırık Hayatlardır bunlar… Dayaktan perişan olmuş kadınlar, hastalıktan yüzleri solmuş güzeller, ihanete uğramış aşklar, açlıktan omuzları çökmüş insanlar… Hepsi hayatın türlü oyunlarına yenik düşmüş zavallılardır…
Tüm bu gerçeklerin farkında olan Ömer Behiç, hastalarının durumuna acır. Bin bir türlü hastalık şikâyetleriyle gelip şifa ummuşlardır bu doktordan. O da elinden geleni esirgemez fakat bu biçarelerin yaşayış biçimlerini, güçsüz kalmış bedenlerini düzeltmek için kara kara düşünmekten öteye gidemez. Olsun, düşünmek bile pes etmediğini gösterir. Hastalarının içinde bulundukları perişanlık durumlarını çok iyi anlar. Çünkü bir zamanlar kendisi de bu zorluklarla az savaşmadı;


İstediği bölümü okuyabilmek için geçimini zar zor sağlayan ailesinden gizli, tıp sınavlarına girip kazanır. Çok geçmeden anne ve babasını kaybeder ve kendi başının çaresine bakmak zorunda kalır. Yokluk, gençliğini harap etse de emekleri karşılıksız kalmaz. Başarılı bir tıp doktoru olarak çıkar. Üstün geldiği bu hayat; ona sadık bir eş olan Vedide’yi, pırlanta gibi iki kız çocuğu; Selma ile Leyla’yı, bir de bu yeni taşındıkları güzel evi bağışlar. Evinin kapısını açtığında yuvasının havasını geniş bir nefesle teneffüs eder Ömer Behiç… Bu hava içine doldukça saadet evinin bozulmasından, bu mesut günlerin yok olmasından korkar.
Karısı Vedide, zengin bir ailenin kızı olmasına rağmen İstanbul’un karmaşık eğlence hayatına dalmamış, ailesine son derece sadık bir ev hanımıdır. Büyük kızı Selma, yetişkin sayılamayacak bir yaşta olmasına karşın kendilerine ait bahçe işlerinde zevkle çalışır. Küçüğü Leyla, konuşmayı yeni yeni sökmeye başlamıştır. Eskiden geçirdiği bir hastalık, onu hala etkisi altında tutmaktadır. Sararmış, solmuş benzi çocukluğunun tüm neşesini unutturur. Bu küçük kızın hayatı çatlamaya başlamıştır şimdiden… Ufak yaşına rağmen olgun davranır, tebessümünde bile sanki hayatın acılarını çekmiş birisinin ifadesi vardır. Bu yüzden “Kadın Nine” diyerek takılır babası ona…
Her şeye rağmen mutlu olmayı bilen bir ailesi vardır Ömer Behiç’in… Bu, kendisini de mesut eder. Böyle sevgi dolu bir yuva kurmak varken Bekir Servet gibilerini bir türlü anlayamaz. Çocukluktan beri arkadaşı olan bu adam hovardalıklarını anlattıkça o, kınayan ve acıyan gözlerle dinlemek zorunda kalır. Böyle keyfine düşkün kişilerin yuva kuramayacağına inanır hep… Bekir Servet; arkadaşına, son zamanlarda çapkınlığı ve zenginliğiyle tanınan bir ailenin kızı olan Nebile ile aşk yaşadığını söyler. Nebile gibi uçarı bir kız olan kardeşi Neyyir’den de bahseder. Onun hoş, alımlı, sevecen birisi olduğuna değinip durur. Ömer Behiç, sürekli sözü geçen bu kızı gördüğünde arkadaşına hak verir. Neyyir önüne geçemeyeceği kadar büyük bir etki bırakır onda… Kız, bıraktığı tesiri anlamış olacak ki hasta olduğu bahanesiyle Doktor Ömer Behiç’le görüşmeye başlar. Daha ne olup bittiğini, Neyyir’e karşı duyduğu ilginin neden ibaret olduğunu anlamadan olayları akışına bırakınca yasak aşk başlamış olur.

Kendisini, ailesine sadık ve dürüst bir insan olarak bilirken, şimdi engel olamayacağı bir kuvvet ile karşı karşıyadır. Bu kuvvet onu benliğinden ayırır; karısını, hatta çocuklarını bile düşünemez hale getirir. Artık eviyle eskisi gibi ilgilenmez, Leyla’nın hastalığını eskiden olduğu kadar önemsemez… Hastalık bu minik vücuda hain bir zehir bırakmıştır. Öyle güçlü bir zehirdir ki bu, kızcağızı günden güne eritir. Bir de babasının ilgisizliği hastalığını daha da alevlendirir. Sadece, kendisi kadar perişan halde bulunan annesinin yanında olmasını ister. Vedide, Ömer Behiç’in bu hallerinin sebebini sezer ama çocukların mutluluğu için durumunu kimseye belli etmez. Bu aralar hep küçük kızıyla meşguldür. Sabah akşam demeden zavallının başucunda nöbet tutar… O, kızının hastalığının merhametsizliğini, anne şefkatini göstererek yumuşatmaya çalışsa da vücudundaki zehir söz dinlemez. Baş ağrıları ve ışık korkusuyla kendini göstermeye devam eder.

Bu arada Bekir Servet evlenmeye karşı olduğunu belirtince Nebile, başka bir adama varmak zorunda kalır. Kendisi de fikir değiştirerek bir yuva kurma zamanının geldiğine kanaat getirir. Mutlu bir aile babası olmak ister ve eski alışkanlıklarını bırakmaya, geçmişine sünger çekmeye karar verir. Müzzan isminde dul bir kadına aşık olup evlenerek aile hayatına ilk adımını atmış olur. Ömer Behiç’in bir zamanlar kınadığı bu adam bile kendini durdurmayı başarmıştır ama o hala Neyyir’le görüşmeye devam etmektedir.

Leyla’nın durumu gittikçe kötüleşir. Onun yavaş yavaş ilerleyen ve asla geri adım atmayan hastalığı sonunda galip gelir. Yüzlerce hastayı iyileştirmiş olan babası, onun bu durumuna çare bulamaz. Dağları aşan, denizlerin üstünden kendisine yol açan, sonsuz uzaklıkların ötesine sözünü geçiren tıp, bu zavallıyı es geçer. Daha fazla dayanacak gücü kalmayan bedeni bu savaşa yenik düşer.

Onun ölümünden sonra Vedide ibadete adanır, Ömer Behiç kendine gelir. Şimdi, yaptıklarından utanarak kızını son kez olsun öpmek, onunla daha fazla ilgilenebilmek için can atar ama artık çok geç... Zaten Neyyir de Mısırlı Şayan Kalfa adında zengin bir adamla evlenerek kendi yolunu çizer. Bir yandan da yasak aşkını sürdürmek ister. Fakat Neyyir’in tüm ısrarlarına rağmen Ömer Behiç bir daha onu görmek istemez.

Karı koca, bu olaydan sonra birbirlerine tekrar bağlanırlar. Vedide’nin çökmüş hali Ömer Behiç’in yüreğini burkar. Nasıl olur da zamanında kızının iyileşmesi için çırpınan bu kadını görmezden gelir? Kederden saçı ağaran, yüzü her gün gözyaşlarıyla yıkanan karısını avutmaya çalışır artık… 

Yaşam, Ömer Behiç’e bir oyun daha oynamıştır. Bir ara bu oyuna kendisini kaptırsa da Leyla onu özüne kavuşturmuştur Şimdi çürümeye yüz tutmuş olan Kırık Hayatını alçıya alarak, ona eski şeklini tekrar verebilmeyi ve onu yeniden sağlamlaştırabilmeyi başarmaya çalışacaktır!

 



Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 330 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Rümeysa Dolaş

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile