Knut Hamsun’un bu eserine bakış; Açlık… İnsanı karşı konulmaz bir ölüme doğru sürükleyen, belki de en zor düşmanlardan biri… Dünyada bununla savaşan çok kişi olduğu bir gerçek. İşte romanımızın kahramanı da bunlardan sadece birisi. Kahramanımız açlıkla baş başa kalmıştır. Yoksullukla beraber gelen büyük sıkıntılar yaşamaktadır.
Çoğu kez iş aramak ister ama reddedileceğinden korktuğu için gururu el vermez. Tek bir geçim kaynağı vardır. Zaman zaman yazdığı makaleleri… Küçücük, kulübe gibi evde yaşamını devam ettirirken, evin kirasını bile dişini sıkarak, zar zor ve geciktirerek ödeyebilmektedir. Ama onun için önemli olan sonunda kiranın bir şekilde ödenmesidir.
Zaman ilerledikçe durumunun kolaylaşacağı beklenirken, aksine büsbütün zorlaşır. Yiyecek, giyecek gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeker. Parası gün geçtikçe azalmaktadır. Çoğalan tek şeyi vardır, yoksulluk… Para azalırken ev kirası daha da gecikir. Buna dayanamayan ev sahibi artık onu evinde istemez.
Bundan sonra sokaklarda, banklarda, mezarlıklarda geceyi geçirir… Üstüne açlık da bastırınca, ağaç parçalarının talaşlarını kemirmeye başlar. Makalelerinden az da olsa bir miktar para kazanır. Fakat bu para karın doyurmaya yetmez. Kazandığı parayla yiyecek alsa da gıdasızlıktan sağlığı bozulduğu için midesi artık yiyecekleri kabul etmez. Sanki ölüme doğru yavaş yavaş sürüklenmektedir. Sahtekârlık yaparak bir şekilde yiyecek bulur ama bu yiyecekleri yiyemez.
Bunun nedeni ise vicdanı ve bir türlü yenemediği gururudur. Açlık ile savaşmanın üzerinden aylar, yıllar geçerken nihayet önüne çok güzel bir iş fırsatı çıkar. Bir gemide çalışmak üzere iş bulur ve Kristiana’dan ayrılmaya karar verir. Belki de sürekli boğuştuğu fakat bir türlü yenemediği can düşmanı açlığa veda edecektir artık. Ama bu arada çok sevdiği, yaşadığı kent olan Kristiana’ya da şimdilik hoşça kal diyerek veda etmek zorunda kalır.
Yazarımız Knut Hamsun; açlığın acılarını, çekilen sıkıntılarını yazıya döken “Açlık” adlı bu romanının büyük bir kısmında; yağmur, kar, fırtına dinlemeden açlıkla mücadeleyi anlatır. Bu beladan tamamen kurtuldu mu yoksa tekrar yakalanacak mı bilinmez. Bilinen bir şey var ki bu rakibi küçümsenecek biri değildir. Yenmek için gayret, çalışmak ve mücadele gerekir. Allah kimsenin başına vermesin böyle bir düşmanı. Bence; açlığı yaşayıp bu eseri okuyanlar, pembe bir toz bulutu gibi kitabın içine girerek romanla iç içe olacaktır…
Rümeysa DOLAŞ
- 30/11/2009 15:26 - Gazeteci
- 24/10/2009 13:09 - Paslı Tabure
- 22/09/2009 13:18 - Hayaller Gerçek Olsa
- 12/09/2009 13:39 - Yalıda Sabah
- 29/08/2009 13:16 - Cimri
- 03/08/2009 11:13 - Acımak
- 21/07/2009 20:18 - Önlenemeyen Olaylar
- 12/07/2009 12:40 - Memleket Hikayeleri
- 29/06/2009 07:06 - Sevgi İle Yaşamak
- 13/06/2009 06:54 - Bir Papatyanın Dilinden
- 04/06/2009 07:07 - Yeraltından Notlar
- 27/05/2009 09:43 - Uçurtmaların Pilotu
- 21/05/2009 07:01 - Tolstoy'dan Üç Ögüt
- 14/05/2009 07:11 - İki İhtiyar
- 06/05/2009 07:11 - Efendi ile Uşak
- 01/05/2009 07:57 - Ormanda Bir Piknik
- 22/04/2009 19:36 - Çocuk Olmak İstiyorum!
- 19/04/2009 20:52 - Sevgili Peygamberim


Yorumlar
Paylaşımınız için teşekkür ederim.. Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.