Yazdır
PDF

Orman Kanunları

Yazar Rümeysa Dolaş. Posted in Yazarlar - Rumeysa Dolaş

Yemyeşil gür ormanda bambaşka bir hayat vardı. Şelalelerden süzülen haşin ve berrak su manzarası, hafif esen rüzgarın etkisiyle ağaç dallarındaki yaprak hışırdaması, çiçeklerden yayılan nefis parfüm kokusu, güzellikte birbiriyle yarışan rengarenk çiçekler, her derde deva bitkiler, coşkulu dereler ve seslerin yankılandığı yalçın kayalar görülmeye değerdi. Daldan dala zıplayan küçük sıncaplar ve maskara maymunlar, dağ gibi filler, kara gözlü güzelim ceylanlar ve diğer İrili ufaklı her türlü hayvan yaşıyordu burada. Şakıyan bülbüller, meydan okurcasına öten keklikler, muhabbet kuşlarının birbirine karışan sesleri olağanüstü güzellikteydi. Bu muhteşem ormanda, cırcır böceğinin acemi sazcılar gibi monoton gürültüsünün bile ayrı bir güzelliği vardı. Aslan ve kaplan kükremeleri, kurt ve çakal ulumaları, yılan tıslamaları ise korkutan seslerdi. İşte, ormanın güçlü hayvanlarından bazıları, bu güzel mekanda bir toplantı yapmaya karar verdiler. Toplantıda kimler mi vardı?

Yazdır
PDF

Işık Araçları Konuşursa

Yazar Rümeysa Dolaş. Posted in Yazarlar - Rumeysa Dolaş

O gün evde herkes çok yoğundu. Akşam olmuştu. Nermin Hanım misafir bekliyordu. Bir yandan temizlik yapıyor diğer yandan gelenlere ne ikram edeceğini düşünüyordu. Terslik işte, o sırada aniden elektrikler kesildi. Tam da misafirler gelmişti. Ampul:
-Tüh, keşke enerjim bitmeseydi. Ne güzel aydınlatıyordum. Karanlıkta kaldı herkes. Faydalı olamıyorum artık. Çok üzgünüm.
Kapı açıldı, Nermin Hanım elinde iki mumla döndü. Mum:
-Oleeey! Benimle aydınlanacaklar. Bundan daha önemli bir görev olamaz. Çevreye ışık saçmak, insanları aydınlatabilmek, ne güzel. ..İnşallah eriyip gitmem.
Nermin Hanımların evinde bu gelişmeler olurken diğer komşularda neler oldu acaba.. Şimdi gelelim Sevgi hanımların evindeki olaya... Elektrikler kesilince onlar da gaz lambası yakmışlardı. Gaz lambası, nam-ı diğer idare lambası aldı sözü:

Yazdır
PDF

Kara Tahta

Yazar Rümeysa Dolaş. Posted in Yazarlar - Rumeysa Dolaş

Selam arkadaşlar! Ben 6/A sınıfının yazı tahtasıyım. Övünmek gibi olmasın ama bana kara tahta derler. Öğretmenin de öğrencilerin de bana ihtiyacı var. Onlar beni çok sever. Tabi ki ben de onları... Kara olmak kötü olmak değil ki! İsterseniz tebeşire sorun. O, benimle kendini gösterir. Bana bayılır, bütün varlığını bana harcar. Kara olmasam onun beyazlığının ne önemi var? Kim değer verir ki ona? Kara deyip geçmeyin arkadaşlar. Bunu bir de Karacaoğlan’a soralım;

Yazdır
PDF

Küçük Arı

Yazar Rümeysa Dolaş. Posted in Yazarlar - Rumeysa Dolaş

Chris Cleave’in bu romanına bakış;

Yasadışıydılar... Hiçbir ülke onları istemiyordu. Kendi yurtları bile yok sayılırdı. Çünkü petrol istilacıları ülkelerini sömürmüştü. Köyleri yakılıp yıkılmıştı. Sömürgeciler, büyük küçük demeden karşılaştıkları bütün köylüleri öldürmüşlerdi. Nijerya’da hayat ‘siyaha’ bürünmüştü. Belki de bu karanlık günlerde renklerinden dolayı kimse onları farketmiyordu.  

İşte viraneye çevrilen köylerin birinden kaçmayı başaran iki küçük kız kardeş vardır. Annesi, babası, kardeşleri gözlerinin önünde öldürülmüştür. Abla Nkiruka henüz on üç, on dört yaşlarındadır. Büyük bir sorumluluk üstlendiğinin farkındadır, artık kardeşine hem annelik hem de ablalık yapacaktır. Kardeşinin gözlerine bakarak kendilerine yeni isimler bulmaları gerektiğini söyler. Kabilelerini açıkça belli eden gerçek isimlerini kullanmaları güvenli değildir artık...  Nkiruka kendi adını ‘Zarafet’ olarak değiştirir. O sırada küçük bir arı, solgun bir çiçeğin üstüne konar. Solgun çiçeği çok sevmiştir. Kardeşi atılır: “Benim adım Küçük Arı olsun!”

Yazdır
PDF

Kınalı Koç

Yazar Rümeysa Dolaş. Posted in Yazarlar - Rumeysa Dolaş

 

          O gün güneş bir başka gülümsüyordu. Sanki o da fark etmişti bugünün önemini. Kim bilir belki de anlamış kurban bayramı olduğunu… Sarı turuncu ve mor ışınlarıyla bir güzellik de o katıyordu bayram sabahına. Her şey o gün bir başka güzeldi.

Etrafta bir sevinç ve hareketlilik vardı. Herkes coşkulu ve mutluydu. En güzel giysilerini giymişlerdi. Özellikle çocuklar rengârenk kıyafetleriyle çevreye neşe saçıyordu… Salıncaklar kurulmuş, keyiflerince sallanıyor, oynuyor ve eğleniyorlardı. Büyüklerinin ellerini öpüyor, onlardan harçlık alıyorlardı. Bir taraftan da tek tek kapıları çalarak bayram şekeri topluyorlardı.