Yazdır
PDF

Adnan Şensoy la Röportaj

Yazar Administrator on . Posted in Hicran Dergisi - Roportajlar

Adnan Şensoy kimdir?

Adnan Şensoy          ;
            İnsanın kendisinden bahsetmesi her zaman en zor soru olmuştur. Kısaca özetleyecek olursam. Adnan Şensoy; 03.10.1984 (H:7 Muharrem 1405) istanbul doğumludur.  1984 ile 1990 arası şişli'de, 1990 ile 2000 arası Avcılar'da ikamet etmiştir. İlk, orta ve lise öğrenimini de aynı ilçede tamamlamıştır. Daha sonraki yıllar yurt içi/yurt dışı çeşitli yerlerde eğitimi için bulunmuştur. Büyük bir aşk hikayesi ile varolan kainatta, sonsuz sevda okyanusundaki bir damlacığın yüreğine yansımasıyla ressam değil, duvardaki resim olduğunu anlayan; kumsaldaki kum tanecikleri kadar galaksinin olduğu uçsuz bucaksız evrende, o kum taneciklerinden bir tanesi nispetindeki dünyada varoluşu, dirilip canlanmayı, yoklukta bulmuş bir NİDACI'dır (seslenici). Kamışlıktan koparılmış bir NEY olduğunu anlamış ve 8 yıldır bu aşk feryadını çeşitli sanatsal etkinliklerle, radyo programlarıyla, anlatım kasetleriyle, kitaplarıyla, seminer ve konferanslarıyla aşikar etmiştir.

 Anadolu Üniversitesiyle başlayan ilahiyat hayatına ve önceden almış olduğu eğitimine devam etmekte ve bu alanda eğitim vermektedir. Çeşitli camilerde imam-hatiplik görevini de sürdürmüştür. 3 Yıldır İstanbul Fatih'te bir turizm şirketinde Hac ve Umre'de (Mekke/Medine) gruplara rehberlik yapmaktadır. Fatih Karagümrük semtinde ikamet etmekte olan Adnan Şensoy, askerlik görevini yapmış, Sevgili Peygamberimiz'in (sav) torunu Hz.Hüseyin'in (ra) neslinden, Seyyid Ahmed Bedevi'nin (ks) Siirt Halenze'li olan Ehl-i Beyt-i Rasulallah'tan Gülmek ailesinin kerimesi ile evli ve bir kız çocuk babasıdır.

 

adnan şensoy
 

Hicran Dergisi          ;

Adnan Şensoy ne Yapmaya Çalışıyor.

 

Adnan Şensoy          ;

Her insan yaşadığı tatlı hisleri sevdikleriyle de paylaşmayı arzular. Çünkü güzellikler hakikaten paylaşıldıkça çoğalır. Bizim gibi "Yaratılanı Yaratandan Ötürü Seven" insanlarda sinelerini daha geniş tutarak bu güzel hisleri tüm canlılarla paylaşmayı ister.

Ben kaybımın çok olduğunu İlahi Şefkat'in (cc) merhametiyle geç olmadan fark edebilme lütfuna layık olamasa da kavuşmuş ve hissetmiş biriyim. Hakiki hayatın hamlıktan geçtikten sonra pişip yanmakta olduğunu görünce, kendimi serin, tatlı, berrak ve bir o kadarda derin ilim, rahmet ve aşk medeniyeti güzel İslam'ın okyanusuna bıraktım. Gönlümdeki tüm canlıları kuşatıcı sıcak iklimi sonsuz aleme uzatırken, insanlara da hissiyatımı paylaşmayı hedefledim. Sevgili Öğretmenim Hz.Muhammed'in (sav) sevgi dolu davetini harfi harfine takip etmek ise bu konuda yegane ölçüm oldu. Çünkü okunmasıyla ibadet olan, alemlere öğüt ve şifa olsun diye , Hz.Adem (as) ile başlayıp Hz.Muhammed (sav) ile tamamlanıp kemale eren kutlu medeniyetin son kılavuzunda, AŞK (cc), O Sevgili Öğretmenim (cc) için dünya hayatı ve öteki sonsuz hayattaki mutluluğa ulaşmanın kapısı ve hudududur (ölçü ve sınırı) buyuruyor.

            Ne yapmaya çalışıyor sorusunun özet cevabı, AŞK'sız (cc) asrın uykudan uyanması için en azından bir ramazan davulcusu olmaya çalışıyorum.

 

Hicran Dergisi          ;

Adnan Şensoy Sanatın neresinde?

 

Adnan Şensoy          ;

Sanat, hayal gücü ve yaratıcılık anlamına geliyor terim olarak. Sonsuz kainat Sanatçı'sının (cc) sanatına (evren ve içindekilere) aşık olan biri, derin düşüncelerle o sanatta ruhen erimeye başlar. Artık kanat çırpan kuşların, dalgaların, rüzgarın, yağmurun, çiçeklerin, gökyüzünün, yıldızların, ayın, aynaya baktığı yüzün ve sokakta gördüğü insanların ve daha nice oluşumun sesi, görüntüsü, dokunuşu bir anlam taşır gönül sarayında insanın. Bende gönül kuşumu, ten kafesinden bu derin düşüncelerle yani bizim teolojik ifademiz olan tefekkürle uçurmuş birisiyim. Bu derin kavram ve anlamlar beni daha derinliklere sürüklüyor. Bu sebepten sanatın olduğu her yerde bir parçam var. Resim, heykel, müzik, spor… Yani içinde hareketlilik olan veya olmayan ama pırıltı sunan her şey  benim için mana verdiğim bir sanat.

            Bende gönül kasemin doldurabildiği kadarını ifadenin yegane sembolü sanat ile ruhumu paylaşıyorum. Evet ruhumu yani tüm hücrelerimi sarıp kuşatan iklimi.

            Sanatımı yazısal anlamda yazmış olduğum 12 kitabımla ifadeye çalıştım. Konular çeşitliydi ama içindeki sır manaydı.

            Sanatımı sesli olarak hitabet sanatıyla 8 yıldır çeşitli radyolarla, şuanda haftada 6 radyoyla, ancak özelliklede 103,2 Özel Fm'de bana sunulan hür ortamla dile getiriyorum. Bu hitabetler zamanla kaset ve vcd olarak basım ve dağıtımıyla veya internet sitesi üzerinden sunumuyla daha geniş gönüllere ulaşıyor.

            Sanatımı tiyatrosal olarak sahnelerdeki programlarımla görsel olarak ta ifade ediyorum.

Kısaca; sanatın hangi alanında NEY olabileceksem, hissedar olmaya çalışıyorum. Sanat estetik ve nizam değil mi? Hayat sanatı tüm sanatların başlangıç noktası. İşte ben o denizdeyim.

 

Hicran Dergisi          ;

Adnan Şensoy'un Şiirle arası nasıl?

 

Adnan Şensoy          ;
Zaten röportajımda sanki bir şiir gibi oldu (tebessüm). Şiiri, belirli ölçüler içerisinde ifadelerin duygusal yada düşünsel olarak kullanılmasıyla oluşan mısralar şeklinde ifade edenler olduğu gibi, şiiri tanımlanamayacak bir sesleniştir şeklinde ifade edenlerde az değildir. Ben bu ikinci seçeneği seçenlerdenim. Bazen ruhunuzun derinliklerinden suspus olmuş kainata haykırmak istediğiniz hisler olur. İşte bana göre şiir bu hislerin kısa ama özlü ifadelerle tefsir edilişidir. Görünürde belki şiirle alakalı bir eserim henüz yoksa da yaptığım birçok video çalışmasında ve diğer eserlerimin içerisinde belli aralıklarda bulabiliyorsunuz.

 

Hicran Dergisi          ;

İlk Kitabınızdan ve kitap çalışmalarınızdan bahsedersek neler derdiniz? İsimlerini alabilir miyiz.

 

Adnan Şensoy          ;

Açıkçası kitap yazmak hiç hatırımda olmayan birşeydi. Hani insan bazı işler için kendisini her ne kadar hedeflesede görünmeyen bir güç (ilahi kudret) onu bir yere sürükler. Gözünüzü açıp bir kapatırsınız ve bakarsınızki nereden nereye ? Henüz çok gençken yani 17 yaşımdayken radyo programlarından ve diğer çalışmalarından görüştüklerimin yoğun talepleri doğrultusunda ilk çalışmam Nasihatün Necat'e  (Kurtuluş Nasihatleri) başladım. Yaklaşık 50 sayfa civarıydı. Ancak talepler ve ilginin üzerine olumlu yansımalarda alınca 3 senelik bir açılım ile kitabı her biri 180 sayfadan oluşan 3 bölüme ayırarak tamamladım. Bu çalışmanın ardından kitaplarla ölümsüzlüşmek kavramı girdi litaratürüme. İmam-ı Gazali'nin (ra) örneğinde olduğu gibi. Yazmış olduğu kitaplarla hala yaşıyor bizimle. O kadar çok eser bırakmış ki ömrünün her gününe 18 sayfa düşüyor.

İşte aynen böyle. Sonra gözümü açıp bir daha kapadımki 12 kitap yazmışım basılmamışta 3 çalışmam ile birlikte 15 oldu.

İsimleri;

1. Dinler Arası Diyalog
2. Nasihatün Necat (Kurtuluş Nasihatleri) 1, 2 ve 3 (3 Seri)
3. Resulullah'ın Diliyle Namaz ve Nehir
4. Kıyamet ve Peygamberimizin Diliyle Fitnelerden Kurtuluş Çareleri
5. Rabbimin Benden istediği Tesettür Nedir?
6. Ey Misyonerler Cevap Verin
7. Sevgilim'in (sav) Duaları
8. Cennetle Müjdelenenler
9. Sevgiliye (sav) Mektup
10. Aşkın Doğuşu Siyer-i Nebi
11. Ashab-ı Güzinden Günümüze Mesajlar
12. Pratik Umre Rehberi Vuslata Yolculuk
            Henüz basılmamış olanlar;

1. Sevgilim Hz.Muhammed (sav) hakkında 1000 soruya 1000 cevap
2. Allah'a Götüren Sır Nafile Namazlar
3. Sevgilim Hz.Muhammed'in Dilinden (sav) Ramazan ve 3 Aylar Duaları

 

Hicran Dergisi          ;

Adnan Şensoy'un amacı nedir?

 

Adnan Şensoy          ;

Tüm bu (radyo, kitap, kaset, seminer vs) çalışmalarımdaki tek gayretim ve hedefim; asrın mutsuzluğundan, stres, bunalım ve sıkıntısından, milyonlarca insan içerisinde insanı yalnız hissettiren yoğun monotonlaşmadan yani AŞK'sız (cc) ve amaçsız hayat anlamına gelen GAFLETTEN KURTULUŞ'tur.


Hicran Dergisi          ;

Geleceğe dair planlarınız neler?

 

Adnan Şensoy          ;
            Geleceğe dair tek planım, insanlık için yapılan her güzel çalışmanın içerisinde uzağında veya yakınında ama mutlaka biryerinde bulunmak."Gül alırlar, gül satarlar, gülden terazi tutarlar, çarşı pazarı güldür gül" mısralarının gerçekleştiği bir asırın inşasında bir tuğla bile olsun hizmetinde bulunmak.

 

Hicran Dergisi          ;

Mevcut sanat dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Adnan Şensoy          ;
            Sanatçının, şarkıcı olmakla veya aktör olmakla sınırlandırıldığı bir anlayışın hakimiyetini gördüğüm mevcut sanat dünyasının silkelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Pratik sanatların, endsütriyel sanatların ve güzel sanatların pasifleştirildiği izlenimi medyanın bu konudaki ilgisizliğindendir demek eksik bir eleştiri olabilir. Sanatçılar olarak sanatımızı ve tanımlamasını duyurmak görevimizdir. Bir plastik sanatları, fonetik sanatları, yuzey sanatları, hacim sanatları, mekan sanatları, dil sanatları, ses sanatları, hareket sanatları, dramatik sanatları ve diğerlerini duyurmak AŞK'a (cc) giden bir yoldur. Aşksız olmaki ölü olmayasın aşkta ölki diri kalasın sözü işte bu görevin manasıdır.

 

Hicran Dergisi          ;

Yazmayı  bir şeye benzetirseniz Benzettiğiniz şey ne olur?

 

Adnan Şensoy          ;

            Özellikle Japon bilimadamı Dr.Masaru Emoto'nun su kristillari çalışmasınıda gördükten sonra tereddütsüz "SU" diyorum. Yazmak aynı su gibidir. Bazen temizler, bazen hayat verir, bazen ihtiyaçtır onsuz yaşanmaz, bazen ölüm getirir. Bazen hoş esinti sesi dalgalarıyla sizi duygusallaştırır, güneş batışını ve doğa görüntülerini üzerine yansıtarak sizi rabıtayla (gönülden bağlanmak) başka diyarlara sürükler, bazen büyük ve haşmetli dalgalarıyla içinize ürperti verir, heyecanlandırır. Ben en çok sakin, berrak, tatlı su olmayı hedefliyorum inşaallah başarıyorumdur.

 

 

Hicran Dergisi          ;

Son Kitabınızdan bahsederseniz neler dersiniz? sizi yordumu?

 

Adnan Şensoy          ;
            Her kitabım aylarımı haftalarımı günlerimi ve gecelerimi aldı. Cam üfleme ustasının her üfleyişte sanatını icra ederken canınıda katarak ömründen verdiği ifade edilir ya, aynen her kitabımda ömrümden hem alıyor hem veriyor (tebessüm). Özellikle kitaplar yazdıkça tecrübe, birikim va bakış açışı genişliyor. Hitap ettiğiniz okuyucu kitleside tabiki. En son yazdığım kitap dünyada hakkında en çok kitap yazılan Sevgili Peygamberimiz  hakkında (sav).1443 (ilk vahyin geliş tarihinden bu yana) senelik islam tarihinde birçok siyer (Hz.Peygamber hayatı)vs kitap yazıldı ancak sadece Hz.Muhammed hakkında iftira, soru ve cevaplar içeren bir kitap henüz yok. İşte ben bu ilk çalışmayla ağır bir sorumluluğa girdim. Her kitabım ayrı bir lezzet verdiği gibi ayrı bir sorumlulukta yüklüyor. Çünkü benim yazısal alanım hassas bir alan. Bu sebeple her bilgiyi ayrı kaynaklardan tekrar tekrar kontrol etmeye çalışıyorum. Her bilgiyi hem savunanların hemde reddedenlerin görüşlerinide alarak yorumluyorum. Ama bütün bu yorgunluklar kitabın basımının ardından üçte iki oranda bitecek. Son bir oranıda okuyuculardan gelecek verimli eleştirilerle üzerimden kalkacak. Dünya tarlasına bırakabildiğim en verimli tohum hissiyle başlıyorum. Gündüzleri, geceleri. Bazen öyle günler oluyorki 24 saatin 3 saati uyku,15 dakikası yemek, 1 saati kulluk sanatıyla geri kalan hepsi kitap için bilgisayar başında geçiyor. Bunu en iyi ben ve bana kıyamayan bakışlarıyla beni süzen muhterem eşim biliyor. Özellikle umre-hac görevlisi olarak son 3 senedir Mekke ve Medine'ye yaptığım rehberlik ziyaretleri beni çok fazla motive ediyor. Herkese özelliklede gençlere mutlaka 1 günlüğüne de olsa umreyi önemle tavsiye ediyorum.

 

Hicran Dergisi          ;

Türkiyede Radyoculuk ne durumda nereye gidiyor?

 

Adnan Şensoy          ;
            2009 ile birlikte 8.ci yılımı doldurmak üzereyim. Birçok radyoda program yaptım ve hala yapmaktayım. Gerçi radyolarla olan bağlantım sadece programlarım için. Radyoya geliyorum program yapıp çıkıyorum. Haftada 5 radyoda 7 programım oluyor (Pazar 19:30 Özel Fm /Pazartesi 21:00 Salı 03:00 Engin Fm /Salı 19:00 Dolunay Fm /Çarşamba-Perşembe 13:00 Asya Fm /Cuma 21:00 Ribat Fm'de). Daha da artacak sayı inşaallah. Bu sebeple evdeki stüdyomda yapıp web sitem (www.adnansensoy.com) üzerinden gönderiyorum. Ancak yine radyo camiasını sıkı takip ediyorum. Geçen haftalarda RTÜK başkanı Sn.Zahit Akman bir açıklamada "Radyo dinleyicileri radyolardan memnun. Hiç şikayet almıyoruz denilecek kadar az şikayet var" dediler. Gerçektende çevremizdeki insanları takip ettiğimiz zaman evde, işte, alışverişte, yolda vs herkesin kendisine hitap ettiğine inandığı bir radyo var. Şimdi frekanslar o kadar çok ki bazen dinleyiciler bile nereyi dinleyeceklerine şaşırıyorlar. Bu radyolar arası rekabet takibi yine dinleyiciye yarıyor. Daha kaliteli promosyonlu programlar çoğalıyor. Alanında uzman programcılar veya yorumcular katılım gerçekleştiriyor. Bazı insanlara göre tv ve internet radyo dinleyicisini radyo başından aldı denilsede bu ifadeler gerçek dışı. Türkiyede ilk geldiği tek radyolu dönemden bu yana radyo türk insanımızın vazgeçilmez hobisi ve belkide tutkusu.

 

Hicran Dergisi          ;

Hicran Dergisi Okurlarına  sizin pencerenizden edebiyatı tarif etmenizi istesek ne derdiniz?

 

Adnan Şensoy          ;

            Bana göre edebiyat ne Nazım'dan nede Nesir'dan ibarettir. Bana göre edebiyat ruh ve halden ibarettir. Yani gönül ve fiiliyat. Hangi tür edebiyattan olursa olsun fantastik, gotik, divan, tasavvuf, iktisadi, varoluşçu vs edebiyat hissettiğinizi okuyucununda hissedebilmesi adına yapılan yazışmadır.

 

Hicran Dergisi          ;

Radyoculuk Sizce Edebiyatın neresinde?

 

Adnan Şensoy          ;
            Radyoculuğun yazılı ve sözlü edebiyata ihtiyacı hala sürüyor bence. RTÜK türkçeyi güzel kullanma ödülleri verdi radyo programcılarına geçen sene. Hedef türkçeyi edebiyatlaştırmaya teşvikti. Anı kurtarma adına yapılan programları ve eğlence adına türkçenin dejenere edilmesini saymazsak dünlere kıyasla hergünde bir gelişme var. Hani bir eve girdiğinizde dekorasyon konusunda "bu eve bir bayan elinin değmesi lazım" denilir ya, radyolara da edebiyatçıların ellerinin biraz daha aktif olarak değmesi lazım.

 

Hicran Dergisi          ;

Son olarak sizin gibi yazı yazan yazar, radyo programı yapan programcı, seminer ve konferanslarda konuşmacı, sahnelerde tiyatrocu ve tabi ünlü olmak isteyen Türk gençlerine tavsiyeleriniz nedir?

 

Adnan Şensoy          ;
            Tek kelimede özetlememi istermisiniz. Hem kalıcıda olur. Oldukları gibi görünsünler ve göründükleri gibi olsunlar hakettikleri yeri onlar bulamasada , o mevki onları bulacaktır. Ben bunu yaşadım.

 

Hicran Dergisi          ;

Eklemek istediğiniz başka şeyler varmı?

 

Adnan Şensoy          ;

            İlgi ve alakanız için öncelikle çok teşekkür ederim. Başarılarınızın artarak devamını diliyorum. Edebiyat başka bir sanattır. Zahirden batına hicrettir. Yani görünenden görünmeyene, telakki edilenden edilemeyene, dokunuştan hissedişe. İnsanın iç alemine yolculuktur. Bu bir meslek değildir. Bu bir yaşam tarzıdır.

 

 

 

Hicran dergisi Yayın Kurulu

 


Yorumlar

Oldukları gibi görünsünler ve göründükleri gibi olsunlar hakettikleri yeri onlar bulamasada , o mevki onları bulacaktır. Ben bunu yaşadım.
inş tşkler

0 esrakut 12-01-2009 21:51 #2

Alıntı

başarılar

0 esranuranderrrdt 10-01-2009 23:45 #1

Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile