Aşk; -tam susamışken bir çölün ortasında- serap görmeye benzer. Dilin damağın kurumuş, bir yudum suya hasret; gözlerin yanılır ve yalgına koşarsın. Sen koştukça yok oluverir, yanıldığını bîtâp bir halde anlarsın. Ne içebilirsin onu, ne dokunabilirsin. İşte böyledir aşk, hem görünür hem de gizemlidir. Lâkin, susamak gibi bir şeydir aşk! Su gibi aziz bir nesne, en muteber hissiyattır.
Aşk dediler, aşık dediler Mecnûn’a, o anlamadı mânâsını bu kelimenin. Çünkü kavramların içine yüklenmiş binlerce anlam vardır. Mecnûn’daki aşk istidâdı sıradan varlıklarınkinden farklı şeyler ifade ediyordu. Pervâneler vardır belki bilirsiniz, hani şu elektriğin evlerde...

