Gitmelisin Şeydâ...
Çırpındıkça dibe çeker deniz. Kurtulamazsın... Akşam kızıllığında kaybedersin, gözlerinin rengini... Bir dilencinin yalvaran sesinde boğulur sözlerin...Yakup gibi kanlı gömlekle kandırırlar seni...
Ne kadar hayalin varsa -doğmadan ölen çocuklar gibi -, içinde yaşatıp verirsin toprağa! ... Sana yasını tutmak kalır...
Gitmelisin Şeydâ...
Artık kaç voltluk bir akım kaldırır yüreğin? Kaç hüzünlü gecene şahitlik eder ay? Yorulursun... Tüketir zaman nefesini... Bir sonbahara daha dayanamaz yüreğin. Ne kadar yaprak düşerse gözlerinden, o kadar bitersin! ... Sana yalnızlık kalır...
Gitmelisin Şeydâ...
Kurak iklimlerin cılız çocukları gibi bakışların. Sönüyorsun... Ekmeğin ve suyun doymayanların sofrasında kaldı.Ve aç ruhları besliyor bitişin... Geçmişinden kalan ne varsa, tortulaşır geleceğine... Silinirsin gömüldüğün tozlu sayfalardan. Sana kırık yüreğin kalır...
Gitmelisin Şeydâ...
Ve susmalısın... Martılar ağlasın bakışlarında. Yasını –aynı kaderi paylaştığın- cılız çocuklar tutsun.
Gitmelisin Şeydâ...
Zaten sen gitmek için gelmiştin...
Ve her gelişine bir gidiş kalır...
Nurcan Avcı
- 02/01/2010 12:03 - Ay Terapisi
- 29/10/2009 14:54 - Rahat Ol!Hazır l! Aç Örtüyü Laik Ol!
- 03/10/2009 20:29 - ‘VE’lerin Tefekkürü...
- 24/08/2009 12:05 - Anlayarak Yaşamak
- 30/07/2009 18:42 - Allah bana yeter
- 14/07/2009 11:38 - Gelde Buradan Geç Hanım Abla!
- 04/06/2009 16:46 - Edep Ya hu!

