Cink Conk, Cink Conk!

Yazdır PDF
( 2 Votes )

— Hadi yavrum okula geç kalacaksın
— Ne okulu Anne, ne geç kalması bugün benim dersim yok ki!
— Nasıl yani dersin yok, yavrum bugün Salı hafta içi
— Öylede Anne bizim öğretmenimiz tayin oldu yani dersimiz boş geçecek, erken gitmeme gerek yok
— A bu kaçıncı öğretmen değiştirmeniz öyle?
— Bana niye diyorsun Anne devlete söyle, müdüre söyle

— Azizim hiçbir sıkıntımız yok her şey yolunda, okul dört dörtlük!
— Yapmayın Allah aşkına sıkıntı boyumuzu aşmış
— Aman efendim düşündüğünüze bak, gider biri, gelir öbürü, suç bizde mi canım
Devlet böyle ne yaparsın

 

Kutsala Dokunmak!

Yazdır PDF
( 3 Votes )
Dokunmak kelimesi üzerine birçok yorum yapabilirsiniz, “dokunulanlar” ve “dokunulamayanlar” eksilmeyen bir terimdir. “dokunmak” üzerine bizim toplumumuzda ortak bir kanaat vardır. Halk çoğu kurumlara dokunulamadığını söyler. Bu dokunamama meselesi kurumlarla kalmaz çoğu kişilere de dokunmak mümkün değildir. Her ne kadar bundan büyük rahatsızlık duyulsa da elden bir şey gelmez (di). AK Parti Kocaeli Milletvekilli Eyüp Ayar’ın açıklamalarını okuduktan sonra bu dokunma işinin ne kadar ciddi bir iş olduğunu daha iyi anlamış oldum. Aslında işin ciddiyet boyutunu çok iyi bilenlerden biriydim ama bir milletvekilinin ağzından bunları duymak daha bir hoşuma gitti. Sizlerde bilirsiniz ki bu...

 

Hoşgörü Kadıköy’de!

Yazdır PDF
( 0 Votes )
Avrupalılar ne kadar medenidir? Bunun cevabı son İsviçre “Minare” krizinde verildi. İsviçre hükümeti “Referanduma” gitti ve halkının yüzde 53’ü minareye karşı oy kullandılar. İşte buda gösteriyor ki Avrupalı hiçte medeni değil.
Bir devlet “azınlığın” minaresini dert ediniyorsa, orada ne medeniyetten ne de hoşgörü anlayışından bahsedilebilir. Bizim içimizde ki bazı “İsviçreliler” de aynı zihniyetin ürünleri. Onlara göre de bu ülkede “Camiler” fazla. Kendileri secdeye pek varmadıklarından, bu ülkenin bir “Müslüman ülke” olduğunu unuttuklarından böyle düşünmeleri normal.
Geçtiğimiz gün Kadıköy’e hem gezmek hem de kitap almak için gittim. Kadıköy’de...

 

“Katre-i Matem'i” İskender Pala yazmadı!

Yazdır PDF
( 0 Votes )
Elimde tutuğum ve iki güne bitirdiğim kitabı masamın üzerine koyduktan sonra, uzun soluklu bir nefes alıp koltuğuma iyice yerleştim. Yine kendimle olan savaşım başladı. Hep kendimle savaş halindeyimdir zaten. Bunca yıllık geçmişe sahip olan bir milletin çocuğu olarak, geçmişime ait fazla bir şey bilmemek beni oldum olası rahatsız etmiştir. Öyle ya yüzyıllardır var olan ve imparatorluklar kuran bir Milletin çocuğu olarak “Ben” bugün geçmişimden kopuk yaşıyorum.

Evet, yanlış duymadınız “Geçmişinden Habersiz” bir gençliğin en iyi örneğiyim ben. Siz şimdi elimde ki kitabı merak ettiniz biliyorum, sizi daha fazla meraklandırmadan okuduğum kitabın adını vereyim “Katre-i Matem”...

 

Kenan Işık!

Yazdır PDF
( 0 Votes )
Bir konferansta Kenan Işık’ın dil üzerine söylediklerini dinledikten sonra, benim kafamda oluşan o eski, sanatçı anlayışı silini verdi. Daha öncede Sunay Akın’ı bir ramazan akşamı dinlemiş, şaşkına dönmüştüm. Oysa hepimizin kafasında ki sanatçı anlayışı aynıdır. Yani en azından çoğumuzun. Sanatçı dendi mi aklımıza gelen ilk şey “Bunlar bir şey bilmez, bunların adı sanatçı” diye düşünürüz.

Oysa bu iki sanatçıyı dinleyince, yanıldığımı fark ettim.  Öyle ki benim ülkemde de bu tarz düşünen sanatçıların var olacağı hiç aklıma gelmezdi. Yani aklıma gelmeyen başıma geldi. Şöyle ki efendim. Kenan beyle nerdeyse hemen hemen aynı şeyleri düşünüyoruz.

Dil...

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 4