Hayat Penceresi

Yazdır PDF

Bir günü değil, koca bir hayatı paylaşmak adına söz veriyorlar birbirlerine. İki ayrı yürekle değil, tek bir yürekle yaşam yolunda el ele yürümek için...

Evlilikte eşler kendilerini birbirlerinden bağımsız biri olarak görmek yerine, onu tamamen kendinden bir parça görmediği müddetçe ilişki yerine tam olarak oturamaz. Bir elma misali; eş elmanın diğer yarısı olmalı. Görüşleri birbirlerinden ayrıştığı an hayatları kararmaya başlar. Bir evliliği uzun soluklu sürdürebilmenin temelinde, eşlerin hayata aynı pencereden bakıyor olmaları yatar. Bakış açılarındaki en küçük bir farklılık, ister istemez evliliği zedeler. Zira eşleri anlaşılmamak kaygısının sarması bir yana, çocuğun eğitiminde de tutarsızlıkların baş göstermesi kaçınılmazdır. Bu da sonuç olarak hem eşleri yıpratacak, hem de çocuğun geleceğini karartacaktır.


Bir anne düşünün... Çocuk eğitimi konusunda yeterli bir bilgiye sahip (fıtratı gereği genelde bilirler). Ona nasıl davranacağını ve onun yanında eşine ne şekilde davranması gerektiğini de biliyor. Ancak baba, çocuk eğitminde yeteri kadar bilgi sahibi değil. Baba, çocuğuna verilecek ödül ve cezalarda gerekli uygulamayı göstermediği hâlde, anne çocuğunun yanında babayı eleştirmemek ve eşiyle kendisi arasında tutarsızlık olduğunu belli etmemek için ya babayı desteklemek ya da en kötü ihtimalle susmak zorunda kalacaktır. Ve kendisini yalnız hisseden bir çocuk !

Kadının girdiği çıkmazı bir düşünün ! Bir yanda eş, bir yanda evlât... Oysa bu çocuğu, sorumluluğunu, eğitimini, ona verilmesi gereken sevgiyi sadece kendisi yerine getirmek için değil, bu gereklilikleri birlikte göğüslenmek için getirdiler dünyaya. Anne, çocuğun hayatını yüklendiyse omuzlarına, baba da mutlaka elinden tutup bu sorumluluğu kaldırmak zorunda. Bir çocuk, sadece annenin yetiştirmekle mükellef olduğu bir varlık değildir. Eğer o çocuk bu dünyaya geldiyse bu, ikisinin birden hayatlarını adamalarını gerektirir. Babalık, sadece yedirmek, içirmekle olmuyor. Burada kişiler yer de değiştirebilir. Fakat önemli olan, anne-babanın çocuğu maneviyata doyurmasıdır.

Maksat, somutta bir çocuk sahibi olmak değil. "Evleniniz, çoğalınız."  (Feyz-ul Kadir) buyruğuna riayet etmekse amaç, bugün on-on beş yaşına gelmiş fakat namaz kılmayı, Kur'an okumayı bilmeyen (öğretilmemiş) bir çocukla, böyle bir eğitimle, böyle bir metodla, üzgünüm ki müslümanların çoğalması bir yana, daha dininin aslını, gereklerini bilmeyen birer fert armağan etmiş oluruz dünyaya.

Sadece sevmek yeterli olmuyor bir evliliği paylaşmak için. Hayatı, insanları, olayları, duyguları aynı pencereden görmüyorsa eş adayları, bir süre evliliği düşünmemeliler. Ya da madem ki sevginin gücüyle evlilik gerçekleşti, kafa yapıları değişmedikçe, bakış açıları birleşmedikçe bir çocuk getirmemeliler bu dünyaya. Netice itibariyle hem onlara yazık, hem çocuğa, hem de insanlığa...

 

Meltem Büşra



( 0 Votes )

Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 259 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Meltem Büşra

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile