Erhan Afyoncu
Türkiye'de son 50-60 yıldır bir Sabetaycı, yani "dönme" furyası başını almış gidiyor.
Bütün bu işlerin başlangıcı ise 400 yıl önce "mesih" olduğunu iddia ederek ortaya çıkan sonradan görünüşte Müslüman olan Sabetay Sevi'ye dayanıyor.
İsrail'de yayınlanan bir gazeteye demeç veren Sabetay cemiyetinden lideri olduğu söylenen kişi, Türkiye'de 60 bin Sabetaycı olduğunu ve İsrail'e göç etmek istediklerini söyleyince Sabetayist tartışmaları tekrar başladı. Sabetaycılık, hakkında çok söz söylenen ancak fazla bilinmeyen veya yanlış bilinen bir konudur. Dönmeler ve Sabetay Sevi konusunda en önemli araştırmalar Gershom Scholem ve Abdurrahman Küçük'ün eserleridir.
Mesih Müslüman oldu
Sabetay Sevi, 17. yüzyılın ikinci yarısında İzmir'de mesihlik iddiasıyla ortaya çıkıp, İsrail rüyası gören Yahudiler'i heyecanlandırmıştı. Dünyanın dört bir tarafındaki Yahudiler, mesihlerinin kendilerini Filistin'e götüreceğine inanarak göç hazırlıklarına başladılar. Ancak ortalık karışıp, hadiseler Osmanlı yöneticilerinin kulağına gidince, Sabetay tutuklandı.
Bu yıllarda Osmanlı tahtında Avcı Mehmed diye anılan Dördüncü Mehmed vardı. Sabetay Sevi, 16 Eylül 1666'da Edirne'de devlet ileri gelenlerinin önünde sorguya alındı. Bir süre sorgulandıktan sonra Sabetay'ın denildiği gibi gücü varsa mucize göstermesi emredildi. Mesih çırılçıplak soyulacak ve okçular tarafından ok yağmuruna tutulacaktı. Eğer oklar vücuduna işlemezse Osmanlı yöneticileri, Sabetay'ın dediklerinin doğru olduğuna inanacaklardı.
Bunun üzerine Sabetay, hemen mesihlikten vazgeçti. Kendisinin basit bir haham olduğunu, mesihlik işini Yahudiler'in yakıştırdığını söyledi. Tercümanlığını Yahudi iken Müslüman olmuş Hayatizâde isimli bir hekim yapıyordu. Hayatizâde Mustafa Fevzi "tek kurtuluş yolunun Müslüman olmasıyla mümkün olacağı"nı söyledi. Bunun üzerine Sabetay Sevi, Kelime-yi Şehadet getirerek Müslüman oldu ve Mehmed ismini aldı. Sevi sonradan yeni ismine ruhani bir anlam katmak için "Aziz"i de ekledi.
Sabetay'ın Müslüman olması, kendilerini İsrail'e götüreceğini bekleyen Yahudiler arasında büyük bir şok tesiri yaptı. Sabetay, taraftarlarının dağılmaması için her türlü yola başvurdu. Taraftarları efendilerinin durumunu Firavun'un sarayında kalan Hazreti Musa'ya benzetiyorlardı. Ayrıca Sabetay'ın göğe çıktığı, Tanrı'nın emriyle yerini Türk kıyafetiyle dolaşan bir meleğe bıraktığı söyleniyordu. Yahudiler, mesihlerinin Müslüman olmasına çeşitli kılıflar uydurdular.
Osmanlı yetkilileri, Müslüman olduğunu zannettikleri Sabetay Sevi'nin İstanbul'da Kuruçeşme'de eski müritlerinden bir kısmını toplayarak, ayinler yaptığını haber alınca Sabetay, 1673'te Adriyatik kıyılarındaki Ülgün'e sürüldü. Sürgünden sonra Sabetay'ın taraftarlarının bir kısmı Selanik'te toplandı.
Kendi öldü adı kaldı
Sabetay Sevi, Eylül 1675'de Ülgün'de öldü. Taraftarları mesihlerinin ölümünden sonra da efendilerine bağlı kalmaya devam ettiler. Dönmelere göre Sabetay ölmemiş, dünyadan çekilmişti. Taraftarları mesihlerinin ölümünden sonra 1689'da ikiye, 1720'de de Karakaşlar, Kapanîler ve Yakubîler olmak üzere üçe bölündüler. Dönme diye adlandırılan bu gurup, uzun süre toplum içerisinde Müslüman görünürken, kendi içlerinde inançlarını muhafaza ettiler. Ancak bir kısmı zamanla tamamen eski inançlarından koparak Müslümanlaştı. Bir kısmı da Sabetay Sevi'nin bıraktığı mirası hâlâ devam ettiriyor.
19. Yüzyıl'da Selanik'te 5000 Sabetaycı vardı
Türkiye'de dönmelerle ilgili komplo teorileri bitip tükenmek bilmiyor. Eskiden bu
teorileri muhafazakâr kesim üretirdi. Şimdi modaya solcular da uydular. Bu iddialar yanlış bilgilendirme ve kafaları karıştırıp, insanları uyutmaktan ileri gitmiyor. Televizyon programlarında Türkiye'de 1.5 milyon dönme olduğu bile iddia edildi. Şimdi ise 60 bin kişi olduğu söyleniyor. 19. yüzyılda Selanik'te bulunan İngiliz konsolosu Charles Blunt dönmelerin sayısını 1839'da 5 bin olarak verdiğine göre günümüzde Türkiye'deki Sabetaycı sayısının da çok fazla olmaması gerekir.
A siz yoksa tarihçi misiniz?
Murat Belge'yi eleştirince sağdan soldan çıkanlar "ben de varım, ben de varım, ben de tarihçiyim, ben de entelim" diye Murat Bardakçı'ya sallamaya başladılar. Maşallah Bardakçı tek başına hepsinin hakkından geldi. Ancak tarihçilikte dikili bir ağacı olmayan Halil Berktay, Bardakçı'nın her biri birer mizah şaheseri olan yazılarından vücut kimyası bozulduğu için olacak, sağlıklı düşünemeyip o kinle bana ve İlber Ortaylı hocaya saldırdı. Bana aptal diyor. Tarihçi biraz aptal olmalı" dediğimi iddia ediyor. Benim sözümü ona aktaran yanlış nakletmiş. Ben "bazı aptallar kendilerini tarihçi zannediyor" demiştim.
Ben Bardakçı'ya yapma, etme bunların balonlarını patlatma, bir yerlerine bir şey olur demekten dilimde tüy bitti. Anlatamadım. Sonunda olan oldu. Halil Berktay bu hâle geldi. Sayın Bardakçı vatan kurtaran aslanlara dokunma. En kahraman Rıdvan rolünü oynamaya devam etsinler. Yoksa akıl sağlıklarına bir şey olacak.
Erhan AFYONCU / Bugün
- 07/08/2009 23:45 - Sigarayı ilk kez Türkler içti.
- 05/08/2009 12:41 - Mezopotamya Tanır Bizi...
- 04/08/2009 13:04 - Kalp Duası
- 04/08/2009 00:36 - Gazze Sularına Düşen Hüzün
- 03/08/2009 11:34 - Kıyâm et O şehre…
- 01/08/2009 14:08 - Sinekler ve Kuşlar
- 15/07/2009 12:41 - Din Parçalamak
- 11/07/2009 13:56 - Ölüme Götüren Can Simidi
- 10/06/2009 17:43 - Yiğit adam kutlarım seni
- 06/06/2009 16:38 - Edebiyatta İletişim Eksikliği
- 22/05/2009 15:30 - Türkan Saylan ve Laikler de Ölür
- 12/05/2009 04:06 - Ergenekon Ruslar'a Çeçenler'i mi verdi?
- 16/04/2009 12:49 - 12 Eylül Neden Kötüydü?
- 16/04/2009 12:47 - Bunu aklınızdan çıkarın!
- 14/04/2009 10:27 - Eskimeyen Yüzler
- 09/04/2009 23:18 - Kamusal Alan ve Din
- 31/03/2009 12:15 - Muhsin Olmaktır Türk Olmak!
- 27/03/2009 23:02 - Sen Üşüdün Bizim İçimiz Dondu Reis

