Bir insan düşünün, durmadan; barıştan, kardeşlikten, sevgiden, ilerlemeden, dostluktan dem vursun.
Bir insan ki, bütün hayatı; Kuran, tamamen ömrünü İslam’ı yaşamış, etrafına yaşantısıyla örnek olmuş.
Bir insan tasavvur ediniz ki, her dinden, her ırktan, her milletten, her ülkeden, her coğrafyadan, her mezhep ve meşrepten insana kucak açsın.
Evet sözünü ettiğim insan Hz. Mevlana’dır. Bu değerli insan, Kuran dostu, Peygamber âşığı, İslam’ın bendesi olmuştur. 736 yıldır yaydığı sevgi mesajları, kaynağını 1399 yıldır ortada olan ve bütün dünyaya varlığını kabul ettiren İslam’dan alır.
“imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür,
İmansız paslı yürek sinede yüktür”
Hz. Mevlana; herkese hoşgörüyle yaklaşmış, hoşgörüyle bütün; kin, düşmanlık, nefret kapılarının kapanmasına sebep olmuştur.
Onun için eserleri, özellikle mesnevi, Daha önce 17 dile çevrilmişken, şimdi de; Çince, Kazakça ve Yunanca tercümesi tamamlanmıştır. Mesnevi böylece 20 ayrı dilde okunabilecektir. Ayrıca Hıristiyan dünyasının ruhani lideri Papa'nın da bulunduğu birçok isme gönderilmiştir. Mesnevi'nin Korece ve Azerice'ye çevirisi için çalışmalar ise sürüyor.
Mevlana’nın hoşgörü konusundaki görüşleri:
“Sıcak da söylese, soğuk da söylese; hoş gör ki, sıcaktan, soğuktan ve cehennem azabından kurtulasın.”
“Âlemin ayıbını söyleyen, daha fazla yol kaybeder. Ne mutlu o kişiye ki, kendi ayıbını görür. Kim, birisinin ayıbını görürse, o alınır, o ayıbı kendisinde bulur. Çünkü insanın yarısı ayıptandır, yarısı gaybtan. Sende o ayıp yoksa da yine emin olma. Olabilir ki o ayıbı sen de yaparsın, günün birinde o ayıp, senden de zuhur edebilir:”
”sakalın çıkmıyorsa, başka sakalsızları kınama”
“Ayıplar,pirler reddettiğinden ayıp oldu. Kayıplar, onlara hasedi yüzünden kayıp kesildi.”
“Balçığın içinde tevile ruhsat vermektesin. Çünkü oradan gönlünü almak istemiyorsun ki.”
“İşi çok karıştırmayın da, sırrınızı açmayayım, önünüzü, sonunuzu söylemeyeyim.”
“Dostların hatası, yabancıların doğrularından daha iyidir:”
“İbadetteki ihlası Ali’den öğren. Allah aslanını hilelerden arınmış bil. Savaşta bir yiğidi alt etti, hemen kılıcını çekip üstüne saldırdı. O, her peygamberin, her velinin öğündüğü Ali’nin yüzüne tükürdü. Ali, derhal kılıcını elinden attı, onunla savaşmadan vaz geçti. O savaşçı er, bu işe, bu yersiz af ve merhamete şaşırdı. Dedi ki: “Bana keskin kılıcını kaldırmıştın, neden kılıcı indirdin ve beni bıraktın? Benimle savaşmadan daha âlâ ne gördün de, beni avlamadan vaz geçtin? Ne gördün ki bu derecede kızgınken kızgınlığın yatıştı? Böyle bir şimşek çaktı, sonra sönüverdi?
Ne gördün? O gördüğün şeyin aksi bana da vurdu. Gönlümde, canımda bir şule parladı. Yiğitlikte Allah aslanısın, mürüvette kimsin, bunu kim bilir?”
(Kaynak: ÖZTÜRK Kazım, Mevlana’nın tefekkür Dünyası, Tebeşir Yayınları, Konya) (08 ARALIK)
( 0 Votes )
- 06/01/2010 09:27 - Ayak Oyunları
- 03/01/2010 11:47 - Mızrak Çuvala Girmiyor
- 31/12/2009 13:51 - Yeni Bir Yıl Yeni Bir Hayat
- 29/12/2009 16:34 - Durum Değerlendirmesi
- 28/12/2009 19:21 - Aşure Üzerine Birkaç Söz
- 22/12/2009 10:26 - Kurbanı İstismar Edenler
- 16/12/2009 17:01 - Tahriklere Kapılmayın!
- 13/12/2009 10:50 - Diyalog Kuramaz mıyız?
- 11/12/2009 08:21 - En Gerekli Açılım
- 04/12/2009 08:11 - Danıştayın Aldığı Karar Ne Kadar Hukuki
- 03/12/2009 08:15 - İslam Fobi
- 02/12/2009 12:42 - HER ŞEY YAVAŞ YAVAŞ YOLUNA GİRİYOR
- 25/11/2009 09:08 - Öğretmenler Günü
- 22/11/2009 11:27 - Diyalektik
- 21/11/2009 08:31 - İnsanlığın Yeniden İnşası
- 20/11/2009 14:56 - Birileri Ortalığı Karıştırmak İstiyor
- 18/11/2009 14:40 - Yine Kapatma Davası mı?
- 15/11/2009 11:35 - Açılım TBMM de Anlatıldı


