Red Purple Black

Tövbe Zamanı

PDFYazdır

Yazarlar - Kazım Öztürk

Kameri ayların yedincisi olan Recep ile başlayan, Şaban'la devam eden ve Ramazan ile son bulan ayların toplu adı olarak da tanımlanan üç ayların ilki olan Recep ayının ilk Cuma gecesi 2 Haziran 2011 Perşembe günü, ''Regaip Kandili'' olarak kutlandı.

Yaptığımız hatalara, işlediğimiz günahlara, her açıdan elimizle, dilimizle, göz ve kulaklarımızla sebep olduğumuz her türlü yanlışlara karşı silgi görev gören fırsat aylarından birindeyiz. İnsanız; zaman zaman kusur içinde oluruz! Günaha gireriz. Ama bu; “nasıl olsa Allah affedici, nasıl olsa kandil gecelerinde tövbe eder, kendimi affettiririm, şu iki günlük dünyada yaşamaya bakmalıyım, dünyadan kâm almalıyım” gibi yanlış ve akıl dışı sözlere, uygulamalara girmeden her ne sebeple olmuşsa, onlara bir daha dönüp bakmamak için karar vermek, azimle, sabırla yapılan günahlara, “dur” demek için şimdi tam zamanı.

Kültürümüzde; Recep, şaban ve ramazan aylarına verilen bir isimdir “Üç aylar”. Hatta şöyle de denir; “ilk namaz, Orta namaz, ramazan”. İlk ay olan Recep ayının ilk Cuma gecesi idrak edilen kandilin adı da, “Regaip kandili”dir. yani dün akşam idrak ettiğimiz, camileri doldurduğumuz ve Kur2anların okunduğu, hatimlerin yapıldığı, mevlitlerin terennüm edilip duaların göklere yükseldiği, herkesin gözyaşı döktüğü, Allah’tan bağışlanma dilendiği gece ve zaman dilimi.

Evet, fırsat gün ve geceleri sadece kandillerden ibaret değil, bunlardan ibaret olmamalı. Sabah vakti akşama kadar fırsatlarla doludur. Akşam vakti sabaha kadar bir fırsat ve kurtulmaya vesile anlarıdır. Bir insan şunları diyemez, dememelidir; “bu güne kadar çok günah işledim, günahlarım boyumu aştı. Allah beni affetmez”. Bu söz Allah’a hakarettir. Çünkü; “kıyamet kopuncaya kadar Allah tövbeleri kabul eder.”, “kim günahına tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir”. İnsan, kelime anlamı itibariyle, hata yapan, günah işleyen” demektir. Günahsız olan sadece Allah’tır.

Önemli olan günahta ısrar etmemek, günahla övünmemek, günah üstüne günaha sarılmamaktır. Her doğan ölüme adaydır. Ölümün, kaç yaşında, nerede, nasıl ve ne şekle geleceği belli değil. öyleyse her an, her fırsatta ölüme hazırlıklı olmak gerekir. Bu hususta şair şöyle der;

“Eli boş gidilmez gidilen yere,

Rabbim boş gelmedim suç getirdim,

Dünyalar çekemezken bu ağır yükü,

İki büklüm sırtımda pek güç getirdim.” (Tahiru’l Mevlevi)



Neylersin ölüm herkesin başında,

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.”  (Cahit Sıtkı Tarancı)



Ölüm olduğuna, her canlı öleceğine göre fırsatları değerlendirmek, yaşarken Allah’a uygun işler yapmak mecburiyetimiz vardır. “Allah’tan geldik yine Allah’a gideceğiz.” Neyimize güveniyoruz? Hayat denilen mesele çok kısa. Hayat üç günlük; dün, bugün ve yarın. Dün geçti, yarın daha gelmedi. Ama bugünü değerlendirmek bizim elimizde. Her dün bugün olur, her bugün de düne döner. Akıllı insan; kendini hesaba çeken, en kısa zamanda tövbe eden, Allah’ı çok hatırlayandır. Kandilinizi tebrik ederim. Allah hepimizi affetsin.  (02 HAZİRAN 2011)