Kendimizi Bulmak Kimliğimize Sahip Çıkmak

Yazdır PDF
( 0 Votes )

Dünyaya bakıyorum; bir tarafta son derece lüks içinde hayat süren insanlar ve devletler, bir tarafta fakirlikle pençeleşen, insani bir hayata hasret kalan insanlar ve devletler...

Aslında fakirlikle pençeleşen devletlerin; zengin maden yatakları, zengin yer altı zenginlikleri var. ama gelin görün ki medeni denilen, medeniyetle uzaktan ve yakından ilgisi olmayan devletlerin sömürüsüne uğramışlar.

Tabir yerindeyse hala kölelik devam ediyor. Hala insanların bir meta gibi alınıp satıldığı bir gerçek. insanlar arasında renk ayırımı devam etmekte. İnsanlar köleler gibi alınıp satılmakta. Bilhassa kadınlar bu işin en önünde gidiyor. Bakınız Afrika’ya. bakınız Asya’ya, bakınız bazı uzak doğu ülkelerine....

Avrupa; bu ülkelere medeniyet getireceğim, sizleri kurtaracağım, size insani bir hayat sunacağım... diye gelmiş! Gelmiş de, diliyle, kültürüyle, yaşantısıyla, ahlakı erozyona uğratmasıyla bütün girdiği ülkeleri savaş alanına döndürmüş. Bugün sömürüye uğrayan ülkelerde gerçek bir kültürü bulamazsınız.

Afrika’da; altın, gümüş, zümrüt, petrol, elmas... gibi dünyaca ünlü yer altı madenleri mevcut. Bunu haber alan Avrupa, hemen kolları sıvamış, çeşitli bahanelerle buralara gelmiş ve kendi vatanında, kendi insanlarını köle gibi çalıştırmış, madenden elde ettiği gelirleri memleketlerine götürmüş. Bir Nijer’e bakınız; ne bir içecek suyu var, ne adam akıllı sağlıklı yaşantısı. Yolları hak getire, asfalttan veya adam gibi ulaşımın sağlanacağı yollardan mahrumlar. Pazar satış mekanları insanları hayrete düşürecek kadar perişan. Ulaşım araçları, çağı geçmiş cinsten.

Bu örneklerin Afrika’da  ve dünyada sayısı çoktur. Avrupa ülkeleri veya yöneticileri; her ne kadar; “Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, eşitlik, hürriyet....” gibi sözler etse de, bunların uygulamada geçerliliği bulunmamaktadır.  Eğer bulunmuş olsaydı ABD, ikinci dünya savaşında Japonya’ya atom bombası atmazdı. Eğer bunların sözde kalmadığını görmüş olsaydık; yine kendini medeni kabul eden Avrupa, ABD, AB... İslâm ülkelerinden ilerlemeye aday olanlara engel olmaz, onların her türlü gelişmesine destek verirdi. Daha doğrusu dünyada hangi devlet, hangi ülke, demokrasiyi yakalamak istiyorsa, hukukun üstünlüğünü kendisine rehber kabul ediyorsa, kölelik tabir edilen ve insanların alınıp satıldığı bir ortamın kalkmasını istiyorsa ona destek olmalıydı. Ama görünenle, söylenen birbirini tutmuyor. Yani sözler uygulamayla uyuşmuyor.

Bugün dünyada materyalizm felsefesi hüküm sürmeye çalışıyor. Bir ülke; “Ben İslâmî hükümlerin geçerli olduğu bir yönetim kuracağım” dediği zaman; “Vay sen misin bunu söyleyen”, bütün dünyadaki materyalist, kapitalist ve maddeci... devletler üstüne üşüşüyor.  Artık, Irak’ta olduğu gibi, güya oraya demokrasiyi getirmek bahanesiyle, eşiktekini, beşiktekini, kadınını, erkeğini... topyekün imhaya yöneliyor.  Yine bir zaman Cezayir’de İslâmi selamet Cephesi’nin iktidarı ele geçirmesiyle dünyanın ayaklandığı ve bütün parti mensuplarının zindanlara atıldığı, Mısır’da Müslüman Kardeşler Teşkilatının (İhvan-ı Müslimin) başına gelenler gibi.

Bu, Türkiye’de de olmuyor muydu? Bütün ihtilaller, bütün darbeler, darbe çığırtkanlıkları, ülkenin altını oyma girişimleri bunun bir örneği değil mi?

Dünyayı bir iki devlet yönetiyor. Bunlar ne derse o oluyor. İcabında hükümetleri tayin eden, onların ne yapacaklarını dikte eden veya dikte ettirenler bu devletlerdir. Bu devletlerin; diğer devletler içinde uşakları, yardakçıları, yalakaları, satılık kalemleri vardır. 

Hatta bu; “Süper güç” adı verilen devletler, beyin göçünü de çok iyi organize ediyorlar. “Green Kart”, “Vatandaşlık” adlarıyla insanlara cazip bazı avantajlar sağlayıp, kendi kültürlerini empoze etmenin çabası içindedirler. Bunu yapabilmek için önce ülkeleri ekonomik yönden zora sokuyorlar, sonra kendi ülkelerinde çalışma, öğrenim görme, maddi imkan temin etme gibi hususları devreye sokuyorlar.

Siz sanıyor musunuz ki son zamanlarda ortaya atılan; KKKA hastalığı, Domuz Gribi, Deli dana, Kuş gribi....gibi hastalıkların kendiliğinden ortaya çıktığını. Bunların, biyolojik savaş olduğunu unutmayın.  Terör dünyada niçin bitmiyor? Halbuki, terörist denilen hainler bir avuç şeydir. Bir kaşık suda boğulabilir. Hiçbir güçleri yoktur. Yeter ki süper devletler(!) destek vermesinler.

Aynı şekilde; düşünceye, fikir üretmeye, insanlığa hizmete yönelik bütün güzelliklerin yapılmamasını ister bu dünyayı yönetmeye kalkan birkaç devlet!.........

Örnekleri çoğaltmamız mümkündür. Ama sanırım bir iki örnek yeter.

Dolayısıyla fakir, kalkınmamış ülkeler de bir araya gelmek gibi şuurlu bir harekete girişmiyorlar. Bir Güney Afrika’daki Mandela gibi, bir Hindistan’daki Gandi gibi ve tarihe mal olmuş, geçmişten süzülüp gelen bize örnek oluşturan Peygamberler, din ve devlet büyükleri gibi...

Süper devletler ne derse doğrudur mantığı ne zamana kadar devam edecek?  her şeyi Avrupa daha iyi bilir anlayışı ile ne kadar oyalanacağız? Ne zaman üstümüzdeki meskenet tozlarını silkip ayağa kalkacağız? Beynimizi ne zamana kadar tortularla meşgul edeceğiz? Dinin emirlerine uygun olmayan her şey çağ dışıdır. En çağdaş insanlar peygamberlerdir. En medeni hayat tarzı dindarlardadır. Dünya, ancak gerçekten ve samimi biçimde Allah’a inananlar sayesinde cennet olacaktır. (29 HAZİRAN 2009)

 Kazım Öztürk



Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 155 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Kazım Öztürk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile