Emasya Protokolü

Yazdır PDF
( 0 Votes )

EMASYA: Emniyet Asker Yardımlaşması. Kurumlar arasında dayanışma, yardımlaşma, koordinasyon, iş birliği, birlikte hareket çok güzel ve işlerin daha çabuk ve daha hızlı biçimde yürütülmesini sağlar. Bundan hem ülkemiz, hem de insanımız kazançlı çıkar.
Özellikle ülkemizin güvenliği söz konusu olunca bu tür birliktelik; “olmazsa olmaz” bir durum arz eder. Kurumlar arasındaki dayanışmanın insanlar arasında da olması zorunluluktur.
Fakat baktığımız zaman bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bilhassa  ortaya çıkan “balyoz darbe planı” ile Emasya protokolünün; Emniyet asker dayanışmasından ziyade, İslami kesimi kontrol altında tutmak ve terörle mücadelede olağanüstü hal meydana getirmek. Asıl önemlisi; askerin, emniyeti pas geçip sindirmesi, her istediğini yaptırması, ülkede; tek yetkili ve etkili kurum olduğunu ortaya atması ve korku imparatorluğu kurmasıdır.

Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca askerlerin, kolluk gücü olarak kullanılması ile sık sık karşılaşılmıştır. Bu karşılaşmalar, çoğunlukla darbe dönemleri ve olağanüstü hal, sıkıyönetim zamanlarıdır. Ne yazık ki; bu durumlar sivil denetimin dışında bizzat sivillerin denetlenmesi olarak faaliyet yürütmüştür.

EMASYA PROTOKOLÜ, kendinden önceki birçok düzenlemeden iki sebepten dolayı ayrılmaktadır. İlki, protokole ihtiyaç duyulan dönemin şartları, ikincisi; protokolün gizliliği.

Protokol ile her ilde askeri birim içinde; “Asayiş Güvenlik Merkezleri” oluşturulmuş ve sivil Emniyet ve mülki amiri istihbarat, değerlendirme ve planlama açısından askere bağımlı kılınmıştır. Daha da ileri gidilmiş; gerekli durumlarda askeri birliğe valilik isteği olmadan el koyma hakkı tanınmıştır. Aslında Emasya protokolü; asayişin kolluk güçleri aracılığı sağlanması yerine, “asayişin askerleşmesi” ve “mülki otorite ve askeri yapı” arasındaki hiyerarşinin tersine döndürülmesidir.

Bu protokol neden gizli? Bu soruya cevap verilmelidir. Devletten, ülkeyi yönetmekle görevli, askerin de bağlı olup, hesap vermekle yükümlü olduğu hükümetlerden saklı, gizli bir iş yapılabilir mi? Yapılmalı mı? İşin daha da vahimi; halka karşı sindirme, korkutma, yıldırma politikaları izleyip, “askeri vesayet”in devam etmesini sağlamak nereye kadar gidecek?

Gitmedi, gitmiyor ve gitmeyecek. Zira ne zaman gizli iş çevrilse mutlaka, “mızrak çuvala girmez” ilkesi kendini gösteriyor. Medeni dünyanın hiçbir yerinde böylesine garip ve saçma işler olmuyor. Yapanlarsa en ağır şekilde hesabını veriyor.

Halk tepkili. Yurdun her yerinden tepki sesleri yükseliyor.  Yalnız anlamadığım ve her verilen cevapta şaşkınlığımı artıran; Genel Kurmay başkanının açıklamaları. Her seferinde; kirli iş çeviren askerleri savunma yerine, bu ve bunlar gibilerin yaptıklarının incelenip, soruşturulup doğruysa adalete teslim edileceğini açıklaması daha doğru olur. Bu tavır; hem halk nezdinde, hem insanların vicdanlarında ikna edici bir yer eder. Ayrıca; TSK’nın, peygamber ocağı olduğu imajı sarsılmamış olur.

Bu olaylar; TSK’yı yıpratmaz. Aksine; daha güçlü, daha kuvvetli ve daha çok puan almasına sebep olur. Birileri; “TSK’yı yıpratmayın, elinizi askerlerden çekin” diyor. Bunun iki yönü var; birisi; tabii ki askerler ve TSK yıpratılmamalı. Bunu derken; darbe heveslilerine, cuntacılara sesleniyorlar. İkinci yönü; hangi durumda, hangi şartta olursa olsun; içinde ister darbeci, ister cuntacı bulunsun sesinizi çıkarmayın ifadesidir. Eğer konuşmalar, ikinci düşünceyi ima etmek istiyorsa son derece tehlikeli bir söylem olduğunu belirtmek isterim.(26 OCAK 2010)




Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 52 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Kazım Öztürk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile