Bütün Darbeler Kötüdür

Yazdır PDF
( 0 Votes )

12 Eylül darbecileri yargılansın” deniliyor. Herkesin, bu konuda sesi yükseliyor. Ama kimisi, laf olsun diye söylüyor, kimisi askerlere yaranmak için, kimisi de kaos hasıl etmekten zevk aldığı için... sorarsanız: “Darbeciler niçin yargılansın?” diye doğru dürüst cevap verecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Aslında; hangi tür olursa olsun bütün darbeler kötüdür. Darbeler ülkenin ilerlemesine, demokrasiyi yakalamasına, özgürlüğe engeldir. Şöyle bir Türkiye’nin karşılaştığı darbelere baktığımız, bu süreç içindeki durumu incelediğimiz zaman açıkça görürüz ki; hep ülkenin zararına olmuştur. ve darbelerin altından da siyasiler çıkmıştır.

 

Yine darbelerin altında siyasiler kalmıştır. Bununla yetinilmemiş, bütün ülke darbelerin enkazından berbat hale gelmiştir. Şu da bir gerçek ki Osmanlı’nın son zamanlarından itibaren darbe yapmak bir gelenek haline gelmiştir adeta! Başı sıkışan, kafası bozulan, hükümetlere kızanlar hemen darbe sözüne sarılmıştır.

Hukukla meseleyi çözmek istemeyen, demokrasiyi içine sindiremeyen kafalar darbeyi bir kurtuluş vesilesi saymıştır, saymaktadır. “Aydın” tabir edilenler- ki bu, aydın sözü de tartışmalıdır- yani bundan bir süre önce; “Cumhuriyet mitingleri”nde boy gösteren üniversite elemanları, ellerinde; “Asker göreve”, “Türkiye laiktir laik kalacaktır”.... gibi pankartlar taşımış, darbeye davetiye çıkartmışlardı! Bunlar, askerin vesayetini üstlerinden atamıyorlar. Amaçları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Darbe çığırtkanlarının akıbetini görüyoruz.

Demek ki asıl maksatları ülkenin selameti değil, ülkeyi kaosa sokmaktır. Bütün darbe çığırtkanları teker teker hesaba çekilip, sonuçlanınca sanırım ülkenin geleceği daha aydınlık olur. Bütün darbeler kötüdür; zira halkın seçtiği, halkın tercih ettiği insanları yine halk kendisi indirip, görevine son vermelidir. Çünkü demokrasilerde bu işin kuralı budur. Seçimle gelenin seçimle gitmesi önemlidir. Eğer; “Ülkeyi ben daha iyi yönetirim, benim yönetim biçimim ülkeyi kalkındırmaya, yükseltmeye, ilerletmeye... daha uygundur” diyenler varsa- ki mutlaka vardır. siyasi partilerin varlığı bunun içindir- öncelikle darbe sözünden vazgeçmelidirler. Sıkıştıkları zaman yönetimi silahlı kuvvetlere devretme alışkanlığından uzak kalmalıdırlar.

Siviller yönetip, siviller iktidar olmalıdır. Böylece silahlı kuvvetlerimiz yıpranmamış, asli görevini tam olarak yerine getirmiş olur. asli görevi; iç hizmet kanununda belirtilmiştir. Tabii bunun için bazı değişikliklere ihtiyaç bulunmaktadır. Öncelikle Anayasanın tamamen sivilleşmesi, darbeye zemin hazırlayan hükümlerin kaldırılması şarttır. AB’ye girme çabalarının altında yatan gerçek budur. Her ne kadar AB bizi arasına almasa bile, yasalarımızda yapılan değişikliklerle, tam sivilleşmeyi temin edersek bu, bir kazanım demektir. şayet bu reformlar yapılırsa o zaman hiçbir vakit darbeden söz edilemez.

Yavaş yavaş bunların olduğunu görüyoruz. Darbeler, ülkenin kimyasını bozar. Her kesimden feryatlar yükselir. Darbelerin gölgesinde ne düşünce özgürlüğünden, ne fikir üretmeden, ne ilmi kalkınmadan, ne ekonomik performanstan, ne eğitimden, ne kariyerden... söz etmek mümkün olur. Hani sık sık; “Düşünce özgürlüğü, fikir hürriyeti....” diyoruz ya. işte, sivil anayasa yapılınca bunları yakalamış olacağız. Bakmayın siz; “Darbeciler yargılansın” diyenlere. Varsayalım ki hep beraber bunu dedik. Peki alt yapıyı oluşturduk mu? Bu neye benzer biliyor musunuz? Bataklığı kurutmadan sivrisineklerle savaşmaya benzer. Zemini sağlamlaştırmak, temeli iyi oturtmak şarttır.

 Değilse her on yılda olmasa bile ara sıra darbelerle, darbe çığırtkanlığıyla, irtica ile mücadele andıçlarıyla karşılaşırız. Veya darbeyi çağrıştıran sözlere imza ona mı ait? Buna mı? bu kağıt fotokopi mi, asıl mı?... bunları konuşuruz. Bu sözler bana göre sonuç vermez. Sonuç veren, köklü işlere imza atmamız gerekli. (27 HAZİRAN 2009)



Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 132 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Kazım Öztürk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile