Balyoz Planı

Yazdır PDF
( 0 Votes )

Türkiye’nin tepesine bir balyoz gibi inen “Balyoz Darbe Planı” milletin moralini bozdu. Her kesimden ortak yükselen ses; “artık millet gözünü açtı, millet Demokrasi istiyor, darbeciler yargılanmalı, darbecilere dava açılmalı” şeklinde gelişti.

Tabii bu yalnızca bir iddia.Umarız iddiadan öte geçmez. Eğer gerçek çıkarsa şayet, ortalığı kasıp kavuran, gazetelere manşet olan, Ankara’yı hatta bütün ülkeyi ayağa kaldıran ve çıktığı andan itibaren uykularımızı kaçıran böylesine millete ihanet planları sebebiyle bir iç savaş kaçınılmaz olur!  O vakit; “bağımsız, özgür Türkiye” yerine; “esir, darbecilerin elinde oyuncak, geri kalmış, demokrasiyi bir kenara atmış, terörle başı beladan kurtulamayan adı cumhuriyet olup, aslında cumhuriyetle uzaktan yakından ilgisi olmayan” bir kabile toplumu ortaya çıkar!

Düşünelim bir kere; cami bombalayacaksın, milleti stadyumlara, toplama kamplarına tıkacaksın, ezanı Türkçeleştireceksin, darbeye karşı duran gazetecileri mahkûm edeceksin, basın yayın kuruluşlarının ve bütün kuruluşların başına asker getireceksin, hükümeti devirecek, parlamentoyu fesh edeceksin! Sözün kısası; Demokrasiyi rafa kaldıracaksın!

Darbeler bitti, ülkemizin önü açıldı, demokrasi işlerlik kazandı derken, bir gün, Ay ışığı, bir gün Eldiven, bir gün Sarı kız, bir gün ıslak imza, bir gün e-muhtıra, bir gün Balyoz Darbe planları. Nereye gidiyoruz Allah aşkına!

Çeşitli mahfilleri kullanarak, kaos ortamı hasıl ederek, terörü kışkırtıp destek vererek sıkı yönetime zemin hazırlamak gibi hoş olmayan ve milletin nefretini çeken olumsuzlukları yapan “Darbeci, cuntacıların” tez vakitte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmaları ve gerekli soruşturma yapılıp, ihanetlerinin hesabının sorulması gerekir. Özellikle Genel Kurmay Başkanından milletçe bunu bekliyoruz. Sadece Silahlı kuvvetlerde değil, hangi kurumda böyle insanlar varsa hepsinin temizlenmesi şarttır. Hukuk işletilmeli, suçlular cezasını bulmalıdır.

Hiçbir biçimde, hangi durum ve şartta olursa olsun darbe iyi bir yöntem değildir. Çünkü hükümetlere gerekli yetkiyi millet verir, yine millet alır. Askerin görevi darbe yapmak değildir. Asker siyasete soyunursa  kendi asli görevini yapamaz. “barışta ter dökmeyen savaşta kan döker” sözüne göre Allah göstermesin, bir savaş durumunda- siyasetle uğraştığı, savaş eğitimi almadığı için- kırılır gider. Ülkeleri askerler yönetmemeli yönetemezler. Artık ülkemiz sivilleşmeli, sivil inisiyatif devreye girmelidir.

Balyoz Darbe Planının; programlı savaş tatbikatı olarak açıklanması milleti tatmin etmemiştir. Çünkü bütün işlemler, bütün çalışmalar; milleti yok etmek, halka kumpas kurmak, dindar insanlara yönelik bir imha söz konusudur.

Bu hükümet darbeci askerler tarafından devrildiğinde, gelen başka bir hükümet-ki kendi isteklerine evet demezse- de aynı akıbetle karşılaşacaktır. Eğer, kendi dümen suyunda hareket eden hükümet olursa o zaman ülke kalkınamayacak, hükümetler rahat çalışamayacaklar. Dolayısıyla arzu edilen reformlar yapılamayacaktır.

Zaten AK PARTİ hükümeti iş başına geldiğinden beri ihanet odaklarının uykuları kaçmış, eskisi gibi at oynatamadıkları, ellerinden rant imkânları gittiği için hep birlikte “imha ve darbe planlarına” yönelmişlerdir. Şu ifadeleri sıkça dillendiriyorlar; “neden eskiden bu tür aramalar, takibatlar, soruşturmalar, Ergenekon misali uygulamalar yoktu? Bunlar ortalığı karıştırıyor”  bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Son plan, halkı sokağa dökmüş, darbeye, darbecilere, cuntacılara karşı milletçe yüksek sesle konuşma başlamıştır.

Artık kimse bundan böyle darbeye teşebbüs edemez. Hiçbir karanlık güç, hükümet yıkmaya girişemez. Bu yüzden AK PARTİ hükümetine milletçe teşekkür etmeliyiz. (22 OCAK 2010)




Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 34 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Kazım Öztürk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile