Anadolu toprakları, 1071 Malazgirt zaferiyle kapılarını Türklere ve İslama açtı. Yıllarca haçlıların, kan kusturduğu rum diyarı insanları, Malazgirt zaferiyle; barışa, sevgiye, insanlığa merhaba dedi. Bunu ilk olarak Alpaslan, esir aldığı Romen Diyojen’de uyguladı. Alpaslan Diyojen’e; “Sana ne yapacağımı sanıyorsun?” deyince, Diyojen; “Bizim esirlere yaptığımızı yapacaksın; öldüreceksin, işkence yapacaksın...” deyince, Alpaslan: “Hayır sen serbestsin” karşılığını verdi.
Bu, hoşgörü, affedicilik İslamın bize verdiği bir güzelliktir. Bunu taşıdığımız sürece dünyada; uzun yıllar hüküm sürmüş, haçlıların; “Viyana’da kardinal külahı görmektense, padişah sarığı görmeyi tercih ederiz” sözü meşhur olmuştur.
Bu duygularla her zaman Türkler, girdiği savaşlarda başarı sağlamış, yurdumuzu işgal eden düşmanları püskürtmesini bilmiştir.
Tarihimiz şanla, şerefle doludur. Düşünebiliyor musunuz; yurdumuzun her yeri düşman çizmesi altına girmiş, karanlık bir ortam içindeyiz! Osmanlı yönetimi zayıflamış, daha doğrusu zayıflatılmış, iş göremez hale getirilmiştir. Bundan yararlanan haçlılar, birlik olup Anadolu topraklarını geri alabilmek için seferber olmuşlardır. Tabii böyle bir durumda eli kolu bağlı durmak hiçbir Müslüman Türk’e yakışmaz. Öyle de olmuş; sarıklı mücahidlerle birlikte Mustafa kemal Atatürk durmadan dinlenmeden, ülkenin kurtuluşu için çalışmalar yapmışlar, sonunda çeşitli savaşlarla düşmanın yurttan çıkartılmasına karar vermişlerdir. Bunun adına da; “Kurtuluş savaşı” denmiştir.
Tarihi incelediğimiz zaman; atalarımızın diğer dinden olanlara karşı objektif bir tavır sergilediğini görürüz. Mesela Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiği zaman yayımladığı emirnamede(Kanunda); camilerin yanına; havra ve kilise yapılabileceğini, kimsenin dininden dolayı kınanmayacağını belirtmiştir. Osmanlı ülkesinde; her tür insan mevcuttu; Kürt, Türk, Ermeni, Rum, Yahudi, Hıristiyan.... kimse, bu durumdan rahatsızlık duymuyor ve terör yapmıyordu. Yapamıyordu. Çünkü yönetim; adil, işini bilen, muktedir bir güce sahipti.
Milli mesele söz konusu olunca, kimse değişik yorumlara girmemiş, yeter ki yurdumuz düşmandan temizlensin, özgürlüğe kavuşalım, inancımızı rahatça yaşayalım demiştir.
Hamdolsun, o günlerden bugünlere geldik. Bize bu cennet vatanı bağışlayan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize uzun ömürler dilerim. Vatanımızın kıymetini bilelim. Eğer Türkiye ayağımızın altından kayarsa Allah korusun halimiz perişan olur. (29 AĞUSTOS 2009)
- 17/09/2009 09:15 - Bayrama Hazırmıyız ?
- 16/09/2009 09:34 - Bir Yazı ve Çağrıştırdıklar
- 15/09/2009 08:37 - Kadir Gecesi ve Önemi
- 13/09/2009 09:31 - Deprem ve Zihniyet
- 10/09/2009 17:17 - Can Verenleri Selde mi Öldü Zannediyorsunuz
- 08/09/2009 08:56 - Kişilik Kazanma Eğitimi
- 02/09/2009 11:38 - Dost Eli
- 01/09/2009 08:38 - Açılım
- 30/08/2009 14:41 - Değişim ve Gelişim
- 24/08/2009 08:56 - İyilik Yapmaya Alışalım
- 22/08/2009 15:11 - Türk Kürt ve Sevgi
- 21/08/2009 14:40 - Açılımı Yanlış Anlayanalar
- 16/08/2009 11:39 - 17 Ağustosun Yıl Dönümü
- 15/08/2009 15:06 - Konya
- 12/08/2009 11:22 - Milli Mutabakat
- 10/08/2009 09:47 - Her Şey Nasıl Ortaya Çıkıyor
- 09/08/2009 09:38 - Barışa Doğru
- 05/08/2009 12:59 - Berat Kandili ve İnsan


