Red Purple Black

Müslümanı Hıristiyan yapmaya çalışırken Müslüman oldum

PDFYazdır

Hayat ve İnsanlar - İnsana Dair

 

"Müslümanları korsan, eşkıya, bombacı, terörist ve daha çok kötü insanlar olarak düşünüyordum.Bize öyle öğretilmişti.Müslümanların Allah'a inanmadıklarını, çölün ortasındaki kapkara kutu şeklinde bir yapıya taptıklarını ve günde beş defa yeri öptüklerini söylemişlerdi.Müslümanların da Hz. İsa'ya inanması karşısında şok oldum."

Amerikalı mühtedi Yusuf Estes: İslâmiyet büyük bir hızla yayılıyor. "Sürekli bir Müslümanı Hıristiyan yapmayı arzulardım. Ta ki bir gün babamın Mısırlı arkadaşıyla tanışıncaya kadar. Onu çok sevmiştim ve onda iyi bir Hıristiyan olma potansiyeli sezmiştim. İslâm'ın her yönü etkileyici. Müslümanların da Hz. İsa'ya inanması karşısında şok oldum."Müslüman olan Amerikalı eski rahip Yusuf Estes, ABD'de özellikle Katolik rahip ve vaizlerin İslâmiyet'e büyük ilgi duyduğunu ve hatta birçok rahibin İslâm üzerine doktora yaptığını söyledi. İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) davetlisi olarak Uluslararası Kutlu Doğum Sempozyumu için Türkiye'de bulunan Amerikalı Yusuf Estes, dünyanın birçok yerinde insanların büyük bir hızla İslâm’a girdiğini kaydetti. Yusuf Estes, İslâm'ı niye seçtiğini, nasıl Müslüman olduğunu anlattı.

-Bir Müslümanı Hıristiyan yapmaya çalışırken Müslüman oldunuz. Hidayete ermeniz nasıl şekillendi biraz anlatır mısınız?
-Evet; öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, ruhumu Hz. İsa'ya adadığım günden itibaren, bir insanı Hıristiyan yapmak, benim için olağanüstü bir mutluluk olacaktı.

 Sürekli bir Müslümanı Hıristiyan yapmayı arzulardım. Ta ki bir gün babamın Mısırlı bir arkadaşıyla tanışıncaya kadar. Onu çok sevmiştim ve onda iyi bir Hıristiyan olma potansiyeli sezmiştim ve bu işin olacağına, kesin gözüyle bakmaya başlamıştım. Çünkü onun İsa adına kurtarılmaya ihtiyacı olduğuna inanıyordum. Halbuki, başıma gelecekler hususunda, ufacık bir bilgim dahi yoktu.

 

-Bir rahip olarak yetişmenize rağmen İslâm’ın sizi en çok etkileyen tarafı neydi?
-Midwest'te çok sıkı bir Hıristiyan ailesinde dünyaya geldim. Ailem ve onların ataları buradaki kilise ve okulları yapan kişilerdi ve buraya ilk gelenler arasındaydılar. Aslında Müslüman olmam, demin de söylediğim gibi bir Müslümanı Hıristiyan yapmaya çalışırken oldu. Tabii, bu uzun bir süreçti. Beni etkileyen tarafa gelince, bence İslâm’ın her yönü etkileyici. Ama ilk önce etkilendiğim ve öğrenince çok şaşırdığım şey, Müslümanların İncil'e ve Hz. İsa’ya inanıyor olmasıydı. Şok oldum adeta bunları öğrenince. Bu nasıl olabilirdi? Müslümanlara göre de; Hz. İsa, Allah'ın sadık bir elçisi, Allah'ın peygamberi, babasız bir şekilde mucizevî olarak doğdu, O Mesih'ti, O şimdi Allah'la beraber ve çok önemli bir yeri var, kıyamet yaklaştığında geri dönecek ve inananların yanında imansızlara karşı duracak.

-Müslüman olduktan sonra çevrenizden ne tür tepkiler aldınız?
-Kutsal Ruh'u gerçekten anlayıp anlamadığımdan şüphe edenler oldu. Hıristiyanlıktan İslâmiyet'e neden ve nasıl geçtiğimi soranlar çok oldu. Birçok insan şunu merak ediyor: Nasıl oluyor da özellikle her gün İslâm ve Müslümanlık hakkında duyduğumuz negatif ve olumsuz şeylere rağmen bir rahip Müslüman olabiliyor? Bazı insanlar benim İslâm'ı seçmemi bir istisna olarak görüyorlar. Bazıları nasıl Hz. İsa'ya sırt çevirebildiğimi sorguluyor.
-Rahipken İslâm’a ve Müslümanlara nasıl bakıyordunuz?
-Doğrusu ben; Müslümanları korsan, eşkıya, bombacı, terörist ve daha çok kötü insanlar olarak düşünüyordum. Çünkü yıllarca bize İslâm ve Müslümanlar aleyhinde anlatılan yalanlar bizi oldukça etkilemiş ve İslâm'a karşı önyargılı hale getirmişti. Bize Müslümanların Allah'a inanmadıklarını, çölün ortasındaki kapkara kutu şeklinde bir yapıya taptıklarını ve günde beş defa yeri öptüklerini söylemişlerdi. Babam beni bir Müslüman arkadaşıyla tanıştıracağını söylediği zaman, "inançsız, korsan, eşkiya, bombacı, terörist" biriyle tanışacak olma fikri hiç hoşuma gitmedi. Ancak, bir Müslümanı Hıristiyan yapma fikri beni onunla tanışmaya iten en önemli faktör oldu. O an, "Onu Hıristiyan yapmalıyım!" diye düşündüm. Bu fikirden sonra adamla tanışmayı kabul ettim ve babama onunla Pazar günü tanıştırmasını istedim. Onunla bir Pazar günü kilise ayininden sonra görüşecektim, böylece onu Hıristiyan yapmam için içimde manevî güç bulacaktım. Boynumda pasparlak sallanan haçımla ve üzerinde "İsa Rab'tır" yazan kepimi giyerek görüşmeye gittim. Yanımda eşim ve iki genç kızım da vardı ve bir Müslüman ile ilk defa bu şekilde tanıştım. Görüşeceğimiz yere geldiğimizde babama ortağının nerede olduğunu sordum. Babam da: "İşte orada görmüyor musun?" diyerek işaret etti. Bu Müslüman olamazdı. İmkânsız! Çünkü ben kara bir çarşafa sarılı, kafasında türbanı ve upuzun kirli bir sakalı olan ve elbisenin altında bir bomba saklayan kaba bir adam bekliyordum. Oysa bu adamın sakalı yoktu. Kafasında saç bile yoktu neredeyse. Her şeyden iyisi, çok sıcak bir selamlama ile yanıma yaklaştı ve elimi sıktı. Ben onların terörist olduğunu hayal ediyordum. Bu güler yüz de ne anlama geliyordu? Ne olursa olsun "İsa adına bu adamın "kurtarılması" gerektiğini düşünüyordum.

"İSLÂM'A GİREN BİRÇOK RAHİP OLDU"

- Peki siz ve çevreniz dışında İslâm’ı seçen rahip ve papaz arkadaşlarınız var mı?
- Evet! Müslüman olduğum yıl Dallas'ta, Joe adında Tennesseeli Baptist bir kilise öğrencisi ile tanıştım. Joe Baptist Kilisesi öğrencisi iken, Kur'an okuduktan sonra İslâm'ı kabul etmiş. Geçtiğimiz sene eski bir Katolik rahip ile tanıştım. Kendisi Afrika'da 8 yıl boyunca gönüllü misyonerlik yapmış. Afrika'da iken İslâm hakkında çok şeyler öğrenmiş ve Müslüman olmuş. Daha sonra ismini Ömer olarak değiştirip, Dallas'a taşınmış. Yine iki yıl önceydi, San Antonio'dayken, Rusya Ortodoks Kilisesi'nde çalışan eski bir Ortodoks Baş Rahip ile tanıştım İslâmiyet ile tanışmış ve kilisedeki önemli görevini Müslüman olmak için terk etmiş. Bundan başkaları da var tabii ki. İslâm hakkında çok güzel şeyler düşünen Katolik bir rahip vardı. Ben de ona; "Öyleyse neden İslâm’a girmiyorsun?" diye sormuştum. O da "Olmaz, işimi kaybederim" dedi. O rahibin adı Peder John'du ve rahipliği bir ekmek kapısı olarak görüyordu. Biz hâlâ hidayete ermesi için Allah'a dua ediyoruz.
“Amacımız İslâm’ın mesajını dünyaya duyurmak”

Amerikalı eski rahip Yusuf Estes arkadaşımız Kemal Gümüş'e nasıl Müslüman olduğunu anlattı.
-Şimdi bir Müslüman olarak ABD'de İslâm’a ne tür hizmetlerde bulunuyorsunuz?
-Müslüman olduktan sonra Washington D.C. Birleşik Devletler Cezaevi Bürosu Müslüman vaizliğinde çalıştım ve oradan emekli oldum. Şu an birçok Amerikalı Müslüman ile irtibatım var, Müslüman öğrenci ve gençlik teşekkülleri ile beraber organizasyonlar düzenliyoruz. Ayrıca dünyanın neredeyse tamamını Kur'an'daki Hz. İsa'nın mesajını yaymak için dolaşıyorum. Gittiğimiz yerlerde birçok inanç ve fikir grubundan din adamı, vaiz, temsilci ile diyaloglara giriyor, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Öncelikli amacımız ise, gerçek İslâm ve gerçek Müslümanların mesajını dünyaya ulaştırmaktır. İslâmiyet öyle hızlı yayılıyor. Ancak İslâm’ın gerçek mesajı ne tam olarak anlaşılmakta, ne de gereği gibi sunulmaktadır.
“Misyonerler hiçbir zaman başarılı olamaz”
-Misyonerlerin amacı sadece Hıristiyanlığı yaymak mı, yoksa başka bir amaçları var mı?
-Elbette ki sadece Hıristiyanlığı yaymak değil. Sadece Hıristiyanlığı yaymak olsaydı bu kadar misyonerlik faaliyeti yapılmasına rağmen misyonerler başarılı olurdu. Ama olamıyorlar ve hiçbir zaman da başarılı olacaklarına inanmıyorum. Ama birçok Katolik papazın, İslâm üzerine eğitim aldıkları ve bazılarının bu hususta doktora bile yaptığı bir gerçek var. Tabii bunların İslâm üzerine çalışması elbette misyonerlik faaliyetleri çerçevesinde şekilleniyor.

"EŞİMİN DE MÜSLÜMAN OLMASINDAN SONRA DÜŞÜNMEYE BAŞLADIM"

-Misyonerken kaç kişiyi Hıristiyan yaptınız ve Müslüman olduktan sonra kaç insanın İslâm’ı seçmesine vesile oldunuz?
-Güzel bir soru. Kimseyi Hıristiyan yapamadım, ama birçok insanın Müslüman olmasına sebep oldum. Hem de henüz Müslüman olmadığım halde bunlara sebep oldum.

-Nasıl yan? Biraz açar mısınız?
-Evet; çok ilginç, ama Hıristiyan yapmaya çalıştığım kişi başta rahip olan arkadaşım ve bütün ailemin Müslüman olmasına sebep oldu. Hiç unutamıyorum, o günü Müslüman arkadaşımın yanında beyaz bir kaftan ve beyaz bir başlık giymiş bir adam duruyordu. Bu bizim rahipti. Ona döndüm ve: "Pete, Müslüman mı oldun sen?" diye bağırdım. O da bana yumuşak bir sesle, o gün İslâm'a girdiğini söyledi. Bir rahip Müslüman olmuştu! İnanılacak gibi değildi. O gün çok üzülmüş ve bunun üzerine evin üst katına çıktım. Eşime aşağıda olanları anlattım. Eşim bana, aslında kendisinin de İslâmiyet'e girmek istediğini söyledi, çünkü bunun gerçek din olduğunu inanıyormuş. Karımdan sonra adeta yıkıldım. Ama o gece sabaha kadar düşündüm ve ben de Müslüman olmaya karar verdim. Benden birkaç ay sonra ise babam, çocuklarım ve üvey annem de Müslüman oldu. Çocuklarımı gönderdiğim Hıristiyan okulundan kayıtlarını sildirdim ve onları İslâmî bir okula kaydettim. Şimdi onlar Kur'ân'ın büyük bir kısmını hıfzetmiş durumdalar. Ve İslâm'ın bütün kurallarını biliyorlar.