Yazdır
PDF

YÜREKTEN DİYEBİLİYOR MUYUZ?

Yazar Filiz Konca. Posted in Yazarlar - Filiz Konca

Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed Aleyhisselâm"
Hz. Mevlana şöyle buyuruyor:
Aşkın sırlar kime açılır ve görünürse benliği kalmaz onun, çünkü yok olur gider sevgilide.

Mumu yak, güneşin önüne koy güneş ışıklarına boğuldu mu
Bak bakalım, ışığından eser kalacak mı Irmak akar, çağlar gider denize kadar
Fakat denize garkoldumu ırmaktan eser kalmaz, kaybolup gider.



***



Kendinden geçmeyen,

benliğini bırakmayan er, er değildir.

Candan olmayan aşk,

masaldan ibarettir, ey oğul.

İdris gibi, yedinci kat göğün yücesine varmak istersen

Sevgilinin aşkı, en sağlam, en iyi bir merdivendir sana ey oğul.

Aşkı, bana da sorma başkasına da

Aşka sor.

Aşk dile gelir söylerse,

adeta inciler saçar, ey oğul.

Aşkın kimsenin tercümanlığına ihtiyacı yok.

Gerçekleri söylerken onun yüzlerce tercümanı olur, ey oğul.

Aşk, mecliste uyuyakalmış nazik kişilerin işi değil,

aşk, yüreklilerin, pehlivanların işidir ey oğul.

Hilelerle, düzenbazlarla dolu olan şu dünya,

sakın seni aldatıp aşktan alıkoymasın.

Bil ki vefasız dünya senden kaçar,

geçip gidiverir ey oğul.



***



Ey varlık. Varolanların yolunu vuradur.

Bize birşey yapamazsın.

Çünkü can şu varlık yurduna hiç gelmemiş,

yokluktan hiç doğmamış sayıyor kendini.

Biz çöllere düşüp

yokluk ovasının yolunu tuttuk.

Çünkü varlıkta bunca bağlar var.

Yokluktaysa bunca ferahlıklar.

Şu yokluk bir deniz, biz de balıklarız.

Fakat varlık adeta olta, adeta ağ.

Ağa düşen oltaya tutulan,

denizin zevkini nerden bilecek?

Padişah değilim dedim,

yoluna toprak kesildim.

Fakat O,

yoluna toprak kesilenin adını padişah taktı.



YÜREKTEN DİYEBİLİYOR MUYUZ: Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed Aleyhisselâm



Hac:31. “Allah'a ortak koşmaksızın O’na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden de çekinin. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.”



Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:



“Bırakın o yalancıları, bırakın o putları, putçuları, put sistemlerini de sizler Allah için hayat yaşayan Hanifler olun. Aman ha, sizin fıtratlarınız bozulmasın. Müslümanca hayatınız, inancınız bozulmasın. Şirkten uzak durun. Hayatınıza Allah’tan başkalarını karıştırmayın. Hayatı parçalamayın. Hayatınızın bazı bölümlerinde Allah’ı, öteki bölümlerinde başkalarını dinleyerek şirke düşmeyin. Kâbe’nin Rabbi Allah’tır ama kılık kıyafetin Rabbi başkalarıdır diyerek, namaz konusunda Allah’ı dinleyelim, ama hukuk konusunda başkaları söz sahibidir diyerek şirke düşmeyin. Hayatın her alanında Allah’ı dinleyen, hayatı tümüyle Allah’a kulluk olarak değerlendiren samimi müslümanlar olun.



Unutmayın ki kim Allah’a şirk koşarsa, sanki gökten düşüyor da kuşlar onu kapıp parçalıyorlar, yahut sanki rüzgar onu almış uçsuz bucaksız uçurumlara parçalamaya götürüyormuş gibi bir durumdadır. Evet işte müşrikin dünyadaki hali, psikolojisi budur. Arkadaşlar insan fıtratında tevhid vardır. Kim ki tevhidi terk eder, sadece Allah’a kulluğu terk eder, hayatı parçalar, kulluğu parçalar, bir bölümünde Allah’a, öteki bölümünde başkalarına kulluk yapmaya başlar, hayatında Allah’a yetki sınırlaması getirir, Allah hayatın tümüne karışmamalıdır diyerek bazı işlerine Allah’ı karıştırmamaya çalışır, bu işleri sen bilmezsin ya Rabbi demeye kalkışırsa işte böyle bir adamın dünya hayatındaki halet-i ruhiyesini haber veriyor Rabbimiz.



Böyle bir müşrikin durumu aynen şuna benzer: Bir adam düşünün ki gökten yere doğru düşüyor. O yere doğru, aşağıya, aşağılığa doğru yuvarlanırken büyük büyük kuşlar onu ayağından, başından yakalayıp parçalıyor. Rüzgarlar da onu alıp paramparça etmek için uçurumlara sürüklüyor. İşte dünyada müşrikin yaşadığı hayat budur. Her an bu ıstırabı, bu azabı, bu işkenceyi, bu ölümü yaşamaktadır müşrik.



Öyle değil mi? Bir insan düşünün ki yaratıcısını tanımıyor. Yaratıcısını, sahibini reddediyor, sahibine secde etmiyor. Böyle yaşayabilir mi? Bu durumda mutlu olabilir mi? İşte bunun içindir ki müşrik insan ne hatırlamak ister, ne de kendisine yaratıcısını, sahibini, Rabbini birilerinin hatırlatmasına tahammül edebilir. Allah’ı, âhireti, cenneti, cehennemi, hesabı, kitabı, azabı, ikabı duydukça adam hafakanlar geçirmektedir. Sürekli bir düşüş, bir aşağılanış yaşamaktadır müşrik. Sürekli gökyüzünden düşüyormuş gibi, insanlık şerefini kaybediyormuş gibi bir hayat yaşar. Kuşların pençesinde, rüzgarların pençesinde, çeşitli soruların, çeşitli düşüncelerin pençesinde, çözümsüzlüklerin girdabında parçalanıyormuş gibi bir hayat yaşar.



Evet müşrik sadece Allah’a kulluğu, sadece Allah’a itaati bırakıp ta başkalarına da kulluğa yönelince elbette birilerinin iştahını celbedecek ve onu kapmak için harekete geçenler olacaktır. Onu kendisine kul köle edinmek isteyenler olacaktır. Tâğutlar, şeytanlar, nefis, arzuları onu yakalayıp işini bitireceklerdir.



Allah’a kulluktan kaçan böyle müşriklerin başına kuzgun gibi tâğutlar çöker ve zorlamayla, dayatmayla, hile ve aldatmalarla onları her taraflarından kıskıvrak bağlarlar, ağlarına düşürürler onları, yularlarını ellerine alırlar ve kendilerine kul köle ederler. Onları imandan, İslâm’dan, Allah’a kulluktan yaratılışlarından, fıtratlarından, insanlıklarından, doğru yoldan çıkarıp karanlıklara, küfre, inkâra, ilhada sürüklerler. Gidilmeyecek yollara götürürler onları. Peşlerine taktıkları kullarını belaların kucağına taşırlar. Hayatlarını paramparça ederler. İşte görüyoruz bu adamlar güya Allah’a kulluktan kaçarken bu defa tâğutların kulu kölesi olurlar. Allah’a kulluktan kaçan kişi binlerce tâğut’un kulu olur. Bir tek Allah’a kulluktan kaçarken pek çok tâğutlara kulluğa razı olurlar. Şeytanın kulu, nefsinin kulu, karısının, babasının, anasının, çocuklarının, akrabalarının, kavminin, kabilesinin, milletinin, devletinin, politik ve dini liderlerinin, ağasının, patronunun, çevresinin, âdetlerin, törelerin, modanın ve daha yüzlerce tâğutların kulu kölesi durumuna düşecektir.



Yâni güya bir tek Allah’a kulluktan kurtulup özgürlüğe kavuşacaklarını zanneden bu insanlar boyunlarına pek çok varlığın kulluk iplerini takmışlar ve onların çektikleri yere gitmek zorunda kalmışlardır. Hepsini aynı anda razı etmek zorunda kalmışlar, kalpleri parça parça olmuş, burunlarına vurulmadık zincir kalmamış, zillet ve meskenetin esfeline düşmek zorunda kalmışlardır.”



Hakikatin safasına ulaşabilme duasıyla...





Yorum ekle