Yaşanası Bir Hayat

Yazdır PDF
( 0 Votes )

Alemlerin Rabbi hayatımızın içinde mi? Onunla mı yaşıyoruz? Yoksa işimize karışmamalı mı diyoruz? Acaba Rabbimiz ajandamızın kaçıncı sırasında? İlk sıraya neyi koyduk? Birinci sıraya dünyayı mı koyduk yoksa? Hakk için nefsimizle savaşıyor muyuz? Yoksa nefsimiz daha mı önemli. Birinci sırada makam, mevki, servet, şöhret, para, pul, mal, mülk, eş, dost, çoluk, çocuk mu var? Örümcek gibi tükrüğümüzden bir şeyler yaptığımızı mı sanıyoruz. Ekmekle diriysek de ölü canlı mıyız yoksa?
Mahalle muhtarının çağrısına koşup camilerden yükselen çağrıya uymamak, amirinin sözlerine titizlikle icabet edip, Kur’an’ı umursamamak, Allah Rasulünü dinlememek, tesettür emrini yok saymak, nefsinin emrini dinlemek, faiz yasağını görmezden gelmek,... bize hayat, göz, kulak, el, ayak, akıl, kalp ve daha sayılamayacak bir çok nimetler vermesine rağmen Allah’ı hayatımızın dışına çıkarmaya çalışmak, fer’e bağlanıp aslı hatırlamamak nasıl oluyor? Ayrılık ve vuslat derdi yerine nelerin derdindeyiz? Gece gündüz işimiz yem kaygısı mı yoksa?



Abdullah b. Mesud’dan:

Hz. Peygamber (s.a.v.) şu âyeti okudu:

“Allah’ın göğsünü İslâm’a açtığı kimse, rabbinden bir nur üzerinde değil midir? (Zümer  39/22)

Bizler, “Yâ Resûlallah! Gönlünün açılması nasıldır?” diye sorduk.

“Nur kalbe girince kalp açılıp ferahlar” buyurdu.

Biz, Yâ Resûlallah! Bunun alâmeti nedir?” diye sorduk.

Şu cevabı verdiler: “Ebediyet yurduna yönelmek, gurur yurdundan uzaklaşmak ve ölüm gelmeden önce ölüme hazır olmaktır”



İbrahim b. Beşşâr anlatıyor:

“Bir sûfi İbrahim b. Edhem’i görünce sordu:

“Ebû İshak! Kalpler niçin Allah’a kapalıdır?”

Ona şöyle cevap verdi:

“Çünkü kalpler yüce Allah’ın buğzettiği şeyleri isterler. Dünyaya, gurur, eğlence, oyun yurduna yönelirler. Bitip tükenmeyecek nimetlerin, sermedî bir kudretin kesintisiz ve sonsuz hâkimiyetindeki ebediyet yurdu için amel etmeyi terkederler.”



Zünnûn-i Mısrî’den: “Şunu iyi biliniz:Allah âşığı için, Allah’ı her şeye tercih etmek (îsâr) büyük bir iş değildir. Zira onun için yüce Allah’tan daha büyük bir şey yoktur. Bu sebeple, Allah âşığının üzerinde dünyayı ardına attığının görülmesi gerekir. Çünkü bir insanın kalbinde  dünya sevgisi yanında Allah aşkının da bulunması imkansızdır. Allah’ı seven kimse dünyalık olarak eline geçen şeylere iltifat etmez, sevdiği dışında başka birine de ihtiyaç duymaz.”



Allah’ın emirlerini yapmak konusundaki bu kadar gevşeklik nedir? Acaba nelerle kandırılıyoruz? Dünyayı bize nasıl tercih ettirdiler? Hangi yalanlarla? Nasıl da hazırmışız Allahsız yaşamaya? Biz ne için geldik bu dünyaya? Allahsız yaşamak için mi? Allahsız yaşamaya yaşamak denir mi hiç? Bir hayat böyle mi yaşanmalıydı? Fani bir meta için fanileşmek ne de acı. Asli bağımızı koparıp çürümeye mi yüz tuttuk yoksa? Allah’ı görmeyip sebepleri gören göze göz denir mi? Dünya çamuruna bulanmış, ağırlaşmış kanatlarla ne yapabileceğimizi zannediyoruz?



Ben kimim diye merak edenler, kime tabi olduğuna bakmalıdır. Bu aleme rağbet etmek kimlere tabi olduğumuzu da ortaya koymuyor mu? Yolunu kaybemişlerin yolunda mıyız yoksa? Nefsinin konforu için yaşamak gerektiğini söyleyenlere tabi olup, amel torbamıza koca koca taşları koyup, gereksiz yere onları mı taşıyıp duruyoruz yoksa? Gönlümüzün gıdası yalan ve boş laflar olmasın sakın. Bizi Hak’tan gayrısıyla meşgul eden şeyler bize dost nasıl olacak?



Serî-î  Sakatî  şöyle demiştir: “Allah Teâlâ dünya sevgisini evliyâsının kalplerinden almış, asfiyâsını (seçkin kullarını) ondan korumuş, sevgili kullarının kalplerinden onu çıkarmıştır.  Çünkü yüce Allah dünya sevgisinin onların gönüllerinde bulunmasına razı değildir.”



Zünnûn-i Mısrî’den: “Yüce Allah’ı sevenin sevgisinin alâmeti, kendisini Allah Teâlâ’dan uzaklaştıracak her şeyden elini çekmesi ve tamamen Allah Teâlâ’ya yönelmesidir.”



Hak ve hakikatlerle yaşayabilme duasıyla..... 

www.hakvehakikatler.tr.gg



Benzer Yeni Konular:
Benzer Eski Konular:

Bu yazı 48 kişi tarafından okundu.  
Yazarın Diger Yazıları: Filiz Konca

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile