Ne kadar tartışılırsa tartışılsın edebiyat ve kaçış ilişkisinde, terazinin dengesi değişmez gibi gelir bana. Bu beyhude çaba sonucunda ağırlık hiçbir zaman yer değiştirmez. Edebiyat kaçmaktır aslında, ben bundan eminim ve her insani kaçışın içinde edebiyatın en zarif en boyun eğmez yanı hep başroldedir. Buranın dışında olmak, gerçekten dışında olabilmek ancak ve ancak hayallerle ve bu hayalleri tetikleyen edebiyat aracılığıyla gerçekleşmez mi? Ve amaç zaten kaçmaksa bunda edebiyatın ne suçu olabilir ki? En kötüsü de insan nereye kadar kaçabilir ki, hangi yaprak dalından koptuğunda bu dünyanın dışına düşer? İşde Osman Demircan dan sana yetmediysem git isimli bir roman Tutkuları,başkaldırışı anlatmanın yollarından en zarifini en masum kelimelerle anlatıyor.Okumadıysanız çok şey kaybettiniz.
Okuyun..Hicran yayınlarından nadide bir eser.
Spariş tel:+90 212 217 64 17
- 23/01/2010 10:17 - “Somas'tan Ay Işığına ve Mehmet Kuvvet
- 23/01/2010 10:08 - Turgut Uyarın Büyük Saati
- 23/01/2010 10:06 - Edebiyat Araştırmaları Külliyatı
- 22/09/2009 18:00 - Şiiri Feth Eden Kadınlar
- 19/06/2009 16:13 - Vampir Konulu Kitaplar
- 12/05/2009 03:28 - Saint Exupery ve Savaş Pilotu
- 22/04/2009 12:43 - Küçük Ağa ve Tarık Buğra
- 05/01/2009 01:09 - Kütüphane
- 04/01/2009 12:22 - Sarıkamış Hikayeleri kitabından, Arif Akpınar

