






Allah'ın rızasını kazanma derdinde olmayanlar Hak ve hakikatlerin, sünnet-i seniyyelerin çiÄŸnenmesi halinde de bir kaygı hissedemiyorlar.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kur'ân'ın haram kıldığı ÅŸeyleri helâl addeden kimse Kur-an"a inanmamıştır."
Tirmizî, Sevâbu\'l-Kur\'ân 20, 2919. H.
" Biz artık bu eski masalları dinlemek istemiyoruz. Biz aynen modern batı gibi ne olursa olsun zevk ve sefa içinde yaÅŸamak istiyoruz" diyenlerin yüz kızartıcı halini Hz. Mevlana'nın mürÅŸit kitap olan Mesnevi'sinde geçen ÅŸu hikâye çok güzel anlatıyor:
"Dünya arzusu ve ÅŸehveti külhana benzer, takva ise hamama. Böylece takva hamamı ÅŸehvet külhanıyla aydınlanır.
Takva sahipleri böylece bu dünya külhanında zevk ve sefa içindedirler. Çünkü onlar, hamama girerek yıkanıp temizlenmiÅŸlerdir.
Bu dünyadaki zenginler, hamamı ısıtmak için tezek taşıyanlara benzerler. Allah, hamam ısınsın tavlansın diye onlara hırs vermiÅŸtir.
Hamama giren, yüzünden, yüzündeki temizlik ve güzellikten bellidir.
Külhandakiler de yüzlerindeki ve ellerindeki kir, duman ve isten belli olurlar.
Bu dünyada mal toplayan ve onunla övünen "Ben ÅŸu kadar, bu kadar mal topladım" diyen gerçekte; "Bu kadar tezek, bu kadar fışkı getirdim." diyor. Bu sözler aslında yüz kızartıcı sözlerdir. Fakat külhanda çalışanlar aralarında bununla övünürler.
"Sen akÅŸama kadar altı küfe tezek getirdin. Hâlbuki ben hiç zahmet çekmeden, yirmi küfe tezek taşıdım" derler.
Külhanda doÄŸup temizlik nedir görmeyen kiÅŸi elbette misk kokusundan incinir, hasta olur."
Hz. Mevlana devamında ÅŸu örneÄŸe yer verir:
İri yarı bir adam bir gün güzel koku satanların pazarına gelince aklı başından gitti. Yere yıkılıp bayıldı. Yol ortasında bir ölü gibi yığıldı kaldı. Bunu gören halk başına üÅŸüÅŸtü. Başına toplananlardan kimi kalbini yokluyor, kimi yüzüne gül suyu döküp duruyordu.Bilmiyorlardı ki adamcağız gül kokusundan bayılmış.
Kimi bileklerini, başını ovuyor, kimi öd aÄŸacına ÅŸeker karıştırarak tütsü yapıyor, bir baÅŸkası elbiselerini çıkarıp üstünü hafifletiyordu. Birisi nabzını yokluyor, öbürü aÄŸzını kokluyor; ÅŸarap mı içti, esrar mı çekti, afyon mu yuttu, anlamaya çalışıyordu. Bir türlü adamın neden bayıldığını anlamayan halk ÅŸaşırıp kaldı.
Son çare olarak akrabalarına haber vermeye karar verdiler. O bayılan kiÅŸinin akıllı ve anlayışlı bir kardeÅŸi vardı. Bu haberi alır almaz yanına biraz köpek pisliÄŸi alarak koÅŸup geldi. Çünkü kardeÅŸi tabakhanede çalışıyordu. Pis kokuya alışmıştı. Gül kokusu duyunca bu yüzden bayılmıştı. KardeÅŸinin yanına varınca, o akıllı kiÅŸi, kimse anlamasın diye önce halkı dağıttı, sonra aÄŸzını kulağına götürerek okuyormuÅŸ gibi yaptı, bu arada gizlice köpek pisliÄŸini burnuna götürerek koklattı. Koklatır koklatmaz adam ayılarak kendine gelmeye baÅŸladı.
Halk ÅŸaşırdı: "Bu ne büyük bir efsun bir sihir", dediler.
"ÖÄŸütçüler, pis kiÅŸiyi, ona bir kapı açılması, iyileÅŸmesi için amberle, gülsuyu ile tedavi etmek isterler! Fakat ey inanılır, itimat edilir kiÅŸiler, pislere temiz ÅŸeyler layık deÄŸildir ki! Onlar, vahyin güzel kokusuyla eÄŸrilmiÅŸler, sapıtmışlardır da "Siz bize uÄŸursuzsunuz, biz, sizin yüzünüzden kötülüÄŸe uÄŸradık" diye feryada baÅŸlamışlardır."
"Bu söz, bize zahmet veriyor, bu sözden hastalanıyoruz... Sizin vaazınız iyi deÄŸil, bize iyi gelmiyor. EÄŸer yine susmaz da nasihate baÅŸlarsanız derhal sizi taÅŸlar, öldürürüz. Biz, oyunla, abes ve saçma ÅŸeylerle semirmiÅŸiz... ÖÄŸüte hiç alışmamışız! Bizim gıdamız yalandır, asılsız laftır, saçma sapan sözlerdir... Sizin bildirdiÄŸiniz ÅŸeyler, midemizi bozuyor. Siz bu sözlerle hastalığımızı yüzlerce defa artırıyor... Akla ilaç olarak afyon veriyorsunuz" demiÅŸlerdir.
"Kime öÄŸüt miski fayda vermezse muhakkak o, kötü kokulara alışmıştır. Pislere temiz ve güzel ÅŸeyler layık deÄŸildir. Yılana ÅŸeker teklifi yersizdir. Kötü ÅŸeylere alışanlar iyi ÅŸeylerden hastalanırlar."
Allah'ın emirlerinden, peygamberimizin (s.a.v.) sünnet-i seniyyelerinden, Hak ve hakikatlerden, helal daireden, zikirden, sohbetten, camiden, tesbihten, ibadetten, secdeden rahatsız olanlar rezalete alışık olduklarından hep dünyayı isterler. Alıştıkları ÅŸeyler yerine cennet kokusundan cüzler duyduklarında, rahatsız olurlar, dinlemek istemezler.
www.hakvehakikatler.tr.gg
