Yayın politikası ve amacının ne olduğunu bir türlü çözemediğim Milliyet gazetesi bugun Darwin'in çıkış yılını kapak yapmayan Bilim Teknik dergisini manşetten günün haberi olarak verdi.
Neymiş; Tubitak'tan sansür!
İflas etmiş,doğrulu hiç bir şekilde isbat edilemeyen Darwin teorisininin yani fitnenin doğduğu yılı haber yapmayan Bilim Teknik dergisinin tutumu sansür olarak işlendi.
Bu haberden anlaşılıyor ki artık fosil gazetenin yaptığı haberler özellikle Darwin konusuyla ilgili haberleri rağbet görmüyor.Bu yüzden Bilim Teknik dergisinin eliyle yapılmamasını sansür olarak görüyor.
Milliyetsiz Milliyet gazetesi fırsat buldukça Darwin içerikli yalan,uydurma haberleri neşrediyor.Mutlaka ama mutlaka bu gazete de ayda en az iki kez Darwim teorisiyle ilgili asılsız,ispatsız haberlere denk gelirsiniz.
Bu konuda hakkını asla inkar edemeyeceğimiz Harun Yahya (Adnan Oktar) bunların ağa babalarına zaten gerekli cevabı verdi.Ortaya çıkarttığı deliller; hepsini çil yavrusu gibi dağıttı.Dünya genelince can çekişen Darwin ve teorisi artık bitmiştir,tükenmiştir. Ama umudunu kaybetmeyen milliyetsiz Milliyet gazetesi hangi amaca hizmet ettiini bilmediğimiz bir ısrarla Darwinden medet umuyor.Üstü kapalı desteğini eksik etmiyor.O kadar açık ve net yalan söylüyorki satırlar sanki dile gelip fitniyet gazetesinin yalanıyım ben diyor.
Sansürü işine geldiiği gibi yorumlayan bu gazete refikleri gibi,sansür konusunu da tekellerine almış durumdalar. İşlerine nasıl gelirse öyle yorumluyorlar.
Yıllardır Türk milletinin ayağının altını deşen , varolduğu süre içerisinde iki satır dahi bu milletin hayrına cümleler kurmayan,sürekli hakaret eden,küçük gören,aşağılayan bu kişiler neyin özgürlüğünü savunabilirler?
Yaptıkları haberlerin nerdeyse yüzde 90 gibi büyük bir bölümü yalanlanan,güvenilirlik konusunda nal toplayan,halkın inançlarıyla sürekli kavga eden kişiler nasıl sansürden bahsedebilir?
Manisada bir törende sarıklı,cüppeli bir kişi en ön koltukda oturdu diye manşetten haber yapan,ana haber bültenlerinde dakikalarca konu olan ve bunu yaparken de habercilik safsafatasylada övünen bu medya bize hangi doğruyu veya sansürü anlatacak!.
Manisa da o sarıklı,cüppeli şahıs yerine Paygamberimiz (s.a.v) gelseydi yine oraya oturtmazlar ve bu aşağılık medya aynı haberleri "irtica hortladı" başlıklarıyla verirdi.
Kendi oluşturdukları küçük bir topluluğu tüm Türkiye gibi lanse eden bu yalancılara artık inanmayın! Ve destek vermeyin!
Adem Korkmaz
( 1 Vote )
- 17/06/2010 15:01 - Davutoğlu'nu Size Yedirmeyiz!!
- 04/06/2010 01:10 - Sabahattin Önkibar Cahilliği
- 01/01/2010 07:47 - Bilgi Nedir? Cahil Ne Demek?
- 05/07/2009 00:33 - Güneş Ve Ahiret Denilen Yer
- 18/06/2009 16:37 - Türkiye de Edebiyat ve Dergicilik
- 08/06/2009 14:12 - Gülpempe Paygamberimiz İçin Yazılmıştı
- 12/05/2009 03:43 - Yalnızım..
- 08/05/2009 20:57 - Taptaze Şiir Seslendirmeleri İndirin
- 22/03/2009 02:35 - Fatih Abb ve Müzik
- 04/01/2009 19:55 - Katliam Başladı



Yorumlar
…
Allah Kuran'da insanları, göklerin, yerin, dağların, yıldızların, bitkilerin, tohumların, hayvanların, insanın kendi doğumunun, yağmurun ve yaratılmış daha birçok varlığın üzerinde düşünmeye ve bu varlıkları incelemeye çağırır. Bu buyruğa itaat eden samimi müminler, bilim yoluyla Allah'ı tanır, O'nu över yüceltirler. Albert Einstein'ın da söylediği gibi "dinsiz bilim topaldır!"
Öncelikle O'nun eşsiz yaratma gücünü kavrayabilmemiz gerekiyor-O'nun izniyle- ki YARATILIŞı da anlayabilelim.. Allah'ın sonsuz gücünü gereği gibi takdir edebilenlerdir, inanan insanlar.Bunu Allah Kuran'da belirtiyor.Evrende bir toz tanesi hükmündeyken,ne yi sorgulayabiliri z ki???Ne yapabiliriz ,neye güç yetirebiliriz,ö nce bunları bir düşünelim…Gözle göremediğimiz bir virüs bizi yerden yere vururken,hatta ölümümüze bile sebep olabilecekken,h angi güçten söz edebiliriz??Aldığımız nefesi geri verebileceğimiz in bile garantisi yokken…Aniden bir depremle bulunduğumuz ev yerle bir -hatta yerin altında-olabilecekken??…Bunları bir düşünelim…
İşte evrimcilerin yaptıkları tam da bu; büyüklenerek inkar etmek.Bunu kendileri de itiraf ediyorlar zaten. Evrim=Ateizm diyor örneğin Bay Dawkins…Aksi halde ne yaşamın kökenine ne de canlıların birbirinden türediğine dair tek bir kanıtı olmayan bir teori neden bu kadar şiddetle savunulabilir??Materyalizm'e dayanak sağlama amacından başka…
Not:Soru işaretleri soruyorum anlamında değildir. Yalnızca görüşlerimi yazdım. Alıntı
Darwin eğer çürütülebilmiş olsa idi hala 100. yılında bu kadar tartışılıyor olamazdı. Kaldı ki Harun Yahya -ki insan kendi ismini neden kullanmaz anlayabilmiş değilim- Darwin teorisini çürütmekten öte kendini komik duruma düşürmüştür. (Plastik balık yemi örneği ile bütün dünya kendisine gülmektedir.)
Bir fikri benimsemeyebili rsiniz. Ancak "Sansür'ü" benimsemek bence sizin kendi fikirlerinizi de sorgulamanızı gerektirir. Kendi fikirlerinize gerektiği kadar güvenmiyor musunuz ki karşıt ya da yok saydığınız fikirleri "sansürleyerek", "yok sayarak" fikirlerini savunuyorsunuz.
Saygılarımla… Alıntı
Bazıları ısrarla sansürcüleri İslamiyetin evrim fikrini reddetmediğine, Evrim Teorisi'nin Hıristiyanlıkla çeliştiğine ama Müslümanlıkla çelişmediğine iknaya çalışıyor. Bu argümandan "dolayısıyla Darwin kapağı Tübitak Dergisi'nde yayınlanabilir" sonucu çıkıyor.
Peki ya çelişşeydi ne olacaktı? Ya da; ya kimileri çelişmediğine asla ikna olmazsa ne olacak? Bilim Teknik Darwin'i kapak yapacak mı, yapmayacak mı? Kapak olursa birileri, olmazsa başka birileri kendilerini yenik hissetmeyecek mi?
Yarın öbürgün İslamiyetle çeliştiğine kimsenin şüphesi olmayan bir başka konu gündeme gelirse ne olacak? O zaman sansürcüler mi haklı olacak?
Hatırlayın, bizim bin yıldır bitiremediğimiz "Kur'ana göre kadının baş örtmesı farz mıdır, değil midir" tartışmasında bir taraf diğer tarafı ikna edebildi mi? Edemedi. İkna edilemeyenler "hükmen" mağlup sayılıp mağdur edildi mi? Edildi.
Demek ki, farklı fikirleri uzlaştırmanın mümkün olmadığı, çelişkileri çözmek için tartışmanın işe yaramadığı durumlar vardır. Aslında böyle durumlar epeyce de çoktur.
Öyleyse ne yapacağız?
Ben size söyleyeyim: Eğer Bilim ve Teknik Dergisi -özerk de olsa- devlete bağlı bir kurum tarafından çıkarılıyor olmasaydı, böyle bir sorun da olmazdı. Sorun, devletin bir bilim dergisi sahibi olmasından çıkıyor. Çünkü o zaman, o dergide neyin yazılıp neyin yazılmayacağı bütün halkı ilgilendiren ve birbirimizi ikna ederek ortak karar almamız gereken bir mesele haline geliyor.
Eğer Bilim ve Teknik Dergisi bugünkü kadar büyük trajlı, etkili ve köklü ama tamamen "sivil" bir dergi olsaydı ve Yayın Kurulu'nda Darwin konusunda böyle bir görüş ayrılığı çıksaydı; bu konu yine haber olurdu, entelektüel çevrelerde yine yoğun tartışmalara neden olurdu. Ama o zaman bu tartışma bir kriz olarak ortaya çıkmazdı.
Aynı şekilde, eğer okullarda tek tip müfredat zorunluluğu olmasaydı - devlet okulları dahil, uygulanacak müfredatı mütevelli heyetleri tarafından belirlenebilsey di- çocuklara Evrim Teorisi mi Yaradılış Teorisi mi öğretilsin, ya da ikisi birlikte mi verilsin tartışmaları bu şiddette yaşanmazdı. Farklı okullar farklı politikalar benimseyebilir, veliler de okul seçerken kendi eğilimleri doğrultusunda karar verirlerdi.
Eğer TRT diye bir devlet televizyonu olmasaydı, TRT'nin yayın politikası kriz yaratmaz, herhangi bir program yayınlandı diye toplumda bazıları kendilerini "galip, bazıları "mağlup" hissetmezdi.
Eğer devlet tiyatroları operaları ya da senfoni orkestraları olmasaydı, o sahnelerde neyin oynatılacağı ya da neyin çalınacağı konusunda kavga etmemize de gerek kalmazdı.
Bu olay bize, toplumdaki değişik inançların ve fikirlerin kriz konusu olmadan birlikte bir arada yaşayabilmesi ve tartışmaya devam edebilmesi için, devletin mümkün olan her alandan çekilmesi gerektiğini gösteriyor. Tek bir doğru üzerinde birleşmemiz gerekmeden, farklı doğruların bir arada varolabilmesini n yolu bu… Devlet ne kadar çok araya girerse, o kadar çok ortak karar almak zorunda kalıyor, alamadığımız zaman krize giriyoruz. Krizin "çözümü" de bir tarafın diğerini "yenmesi" şeklinde oluyor. Devlet ne kadar az araya girerse herkesin kendi doğrusu doğrultusunda yaşaması imkanı o kadar artıyor. Farklılıklar üzerinde tartışma sürse de - ki mutlaka sürmeli- bu tartışmayı sonuçta birilerini mağdur ederek sonuçlandırmak zorunda kalmıyoruz.
Unutmayalım; her ortak karar alma zorunluluğu, bireysel seçimden bir tavizi beraberinde getirir. Ortak kararların azalması, devletin küçülmesi ve bireysel özgürlük alanlarının genişlemesi anlamı taşır.
Farklılıkların yan yana birbirlerini kısıtlamadan bir arada yaşayabilmeleri nin daha elverişli bir formülü henüz bulunmadı.
Bulan varsa anlatsın, dinleyelim… Alıntı
Hicran Dergisinin genel algılamalarının aksine görüşlerim bulunmasına rağmen kendimi derginin bir parçası olarak hissetmekteydim . Bu sadece Yazarlar listesinde adımın bulunmasından değil tabi ki. Kendimi ifade edebildiğimi düşündüğüm içindi.
Oysa yanıldığımı görüyorum.
Kendimi ifade edemediğim bir ortamda bulunmamın da bir esprisi kalmadığından istifamın kabulünü ve yazarlar listesinden ismimin kaldırılmasını rica ederim.
Saygılarımla… Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.