Bu defa farklı bir konuyu ele alayım dedim. Birileri, aynı ülkede yaşayan iki etnik kökeni birbirine nasıl düşman edişini.
Bugüne kadar, bu topraklar için verilen her mücadelede, iki kökeninde sırt sırta verdiğini unutup, " böl, parçala ve yut" sistemine kurban etmeye çalışanların ve bu oyuna boyun eğenlerin tırajik hikayesidir bu!!
1-Bölünme: İnanç, meshep, kimlik, düşünce, yaşayış tarzı, ırk ve benzeri konularda en ufak uyuşmazlıkları gözleyerek, bunları çeşitlik yollarla çığ haline dönüştürüp toplumu kendi kaderine bırakıp birbirlerini bölmesi. " bölünme" ..
2- Parçala: Gözünü gerçeğe yummuş, kulağını kapatmış, bir eli ile de ağızını tutmuş üç maymun misali oynayan güç, şan, şöhret ve şehvet içerisinde insanlıktan yoksun AZ bir zümreyi birçok yol ve tekniklerle donatıp yükselterek, çöpten ekmek toplayan garibana, eli kolu nasır tutmuş sadakatle çalışan köylüye, akşam eve gidince çocukları aç kalmasındiye olmayacak birçok işe koşulan çalışana, özelliklede eğitim ve öğrenim imkanı bulamamış yurdun yetimi garibine bu lüks, konfor, şan, şöhret ve güç öyle taktiki yollarla takdim edildi ki, çare yok parçalanma. (anonim bilgi)
3- Yut: Bütün dini değerler yok olmuş, hoşgörü elden gitmiş, sürekli husumet içerisinde bir yoplum, komşuluk ilişkileri askıya alınmış, saygı-sevgi bitmiş ...
Bu iki sistem uygulandıktan sonra son aşama olarak YUT, kolay ve bir o kadarda başarıyla gerçekleştiriliyor.
Sormadan edemeyeceğim; Doğu'da binlerce köy boşaltılıyor, kadın-erkek-çocuk demeden işgence ve benzeri bir çok harekete maruz kalınıyor, Türkçe konuşamadığı için hastahanelerde dikkate alınmıyor, eğitim sistemi orada uygulanmıyor, onca körpe beyinin yıkanmasına göz yumuluyor ... vs.; peki sebep?
Yine sormadan edemeyeceğim; Batı, her türlü derdini anlatabildiği halde can ve mal kaybına her gün maruz kalıyor, kimi ücra köşeler var ki, nefes alamıyor. Bazı gençler farklı teorilerle aileye, millete, kendine düşman yetiştiriliyor ... vs.; peki sebep?
Yıllardan beridir aynı dava, aynı oyun... Uzun vadeli planların kurbanı seçilmiş her iki köken de. Amaç aşikar, peki ya çözüm?
Farkında olan da, farkın farkına varmıyor!! Ya da varmaktan korkuyor!
Her operasyonda onlarca şehit veriyoruz. Göz görmüyor, kulak işitmiyor!
Milletin direnme, azim ve iradesini kıracak politikalar safha geliştirip öylesine sinsice uygulanmıştır ki, beyinlerimiz başka ülkelerin çıkarları doğrultusunda tedrici olarak formatlanmıştır.. Bugün Cumhuriyetimizin bütün kazanımları, önce kötü yönetilerek ve yandaşlara iş bulma merkezi haline getirilerek batırılmış, arkasından devletin küçültülmesi propagandası ile kamuoyu yaratılmış, ve arkasından da özelleştirme maskesi adı altında satılmıştır. Konuşan susuyor, konuşmayan sessiz çığlıklar atıyor!
Önceden gerçekti, aşikardı; şimdi ise mecaz.. Bilmem anlatabildim mi??
Sussan olmuyor, susmasan yine olmuyor...
Bir sohbet esnasında arkadaşlarımdan biri; " sakın ola Kürt'lerin esnaflık yaptığı yerlerden bişeyler almayın. Onların kendi usulü yemeklerini yemeyin... Yani onların kültürlerine kapılmayın..."
Diğeri kaldırıp diyor; " neden? Onlarda bu topraklarda yaşıyor, asıl oraya gidip görüşmeniz lazım. O insanları tanıyıp konuşmanız lazım. Böyle önyargılı olma onlar da insan."
Derken sürüp gidiyor tartışma. Sonuç yok, amaç yok...
Söze ne hacet, kapılmış gidiyoruz oyunun suyuna..
TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİYASALLAŞMASI
PKK terör örgütünün siyasallaşması safhasında en büyük dış destekçisi başlangıçta Rusya, Yunanistan, İsveç, Danimarka, İngiltere ve Fransa olsa da, daha sonra bu örgütü ABD teslim aldı.
2000'lere gelindiğinde şiddet kabul görmüyordu. O halde örgütün faaliyetleri şiddetin dışına taşınmalıydı.
Bu düşünce terörist başının teslimine kadar giderken AB üyeliğimiz olmazsa olmaz hali alınca, Avrupa Birliği'nden PKK'nın iç,nde bulunduğu durumu anlamadığın, artık şiddetin geçerli yol almadığı açıklaması geldikçe, bazı aklıevvellerde seviniyordu. Halbuki aynı örgütler daha önce PKK'yı isim değişikliğine zorluyor ve isim değişikliği yapılınca eski ismiyle o örgütü terör listesine alırken bizler de mutlu oluyorduk.
Bu sevinmenin nedeni de AB teröre karşı bizi destekliyor, diye. Halbuki amaç bizi desteklemek falan değil, terör örgütünün siyasallaşması için uygun ortamı hazırlamaktı.
Zaten iki amaç vardı:
1-Türkiye'yi ekonomik olarak çökertmek dıl politikalı takip etmesini engellemekti.
2-ABD'nin örgütü Türkiye'ye karşı şantaj unsuru olarak kullanmak istemsidir.
Ekonomi krize girer, borsa çöker, dolar 3 milyona çıkar diye propagandalarla halk korkutulmakta ve direnç noktaları zayıflatılmaktadır. Yani vatandaş süratle öğretilmiş çaresizlik içine itilmektedir.
Şimdi artık Kuzey Irak'taki oluşumlara ses çıkarırsan arkandan PKK terörü artar ekonomin çökertilir. AB'ye giremezsin. Madem kuzeyden bir cephe açmadın öyleyse Irak'ta NATO şemsiyesi altında benim pisliklerimi temizle; İran ve Suriye'de beni destekle ki, seni affedeyim diyordu Bush. Bunları yapmazsan seni kongrede savunamadığım gibi seninle ilgili siyasi istekler de artar. Terörle müsadele zayıflar ve terör faaliyetleri de artar.
Velhasıl, yazanın diyeceği çok, uygulayanın yapacağı az..!
Ada Beril Canoğlu
( 0 Votes )
- 08/03/2010 09:00 - Güney Doğu Ergenekonu 11
- 13/10/2009 09:21 - Güney Doğu Ergenekonu 9
- 04/10/2009 15:35 - Güney Doğu Ergenekonu 8
- 06/08/2009 10:08 - Güney Doğu Ergenekonu 7
- 30/07/2009 11:15 - Güney Doğu Ergenekonu 6
- 25/07/2009 13:35 - Güney Doğu Ergenekonu 5
- 21/07/2009 09:32 - Güneydoğu Ergenekonu 4
- 14/07/2009 18:49 - Güney Doğu Ergenekonu 3
- 11/07/2009 12:52 - Güney doğu Ergenekonu 2
- 25/06/2009 12:40 - Güney Doğu Ergenekonu

