• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • dark
  • light
  • leftlayout
  • rightlayout
Hacı Babalar Gidici PDF Yazdır E-posta

Muammer DERİN

HACI BABALAR GİDİCİ 

Hacı baba, dindar bir işadamı; hali vakti yerinde. Orta boy bir fabrikası var. İşyerinin girişinde bir tabela asılı: “Bu işyerinde yasal asgari ücret uygulanır.” İyi kazanıyor aslında, daha fazlasını da verebilir çalışanlarına. Sorduğunuzda:
- Devletin takdiri bu kadar, biz de uyguluyoruz, diyor.
Çalışanların o ücretle ailelerini geçindirmeleri mümkün değil tabii ki. Ya eşleri ya kızları da çalışıyor. Ev kirası, suyu elektriği, yarı aç yarı tok, kıt kanaat geçiniyorlar.

 

Hacı babanın hali vakti yerinde. Hayır hasenattan geri durmuyor. Halıların tüyleri eskidiyse biraz, hemen değiştiriyor caminin halılarını. Yılda bir iki kere bütün aile umre ziyareti yapıyorlar mutlaka. Yıl sonu geliyor, muhasebecisi, hacı amca diyor, hesapları yaptım, şu kadar da zekat vermeniz gerekiyor. Hacı baba doğruca halılarını değiştirip klima koydurduğu caminin imamının yanına gidiyor.
- Hocam, malum işçilerimiz asgari ücret alıyor, zekatımızı onlara paylaştırsak diyorum; bir mahzuru olmaz inşAllah?
- Bir mahzuru olmaz, diyor Hoca efendi; yakınınızdakilere vermeniz daha da efdaldir.
Şaşırmadınız, değil mi? Üç tane ünlem işareti koysaydım yine şaşırmazdınız biliyorum.

  Resulullah (s.a.v.) zekat toplayan görevlilere maaş ödenmesini emrettiğinde, soruyorlar: “Ne kadar verelim, ya Resulullah?” Şöyle buyuruyor: “Ailesini geçindirecek kadar verin, eğer evi yoksa makul bir sürede ev yapabilecek kadar verin, eğer bineği yoksa makul bir sürede binek sahibi olacak kadar verin, eğer bekarsa evlenip evini kuracak kadar verin.” İslam’ın hükmü bu,Peygamber’in emri bu.Ancak dindar fabrikatör işadamı hacı bey, yasal ücret verip zekata muhtaç konuma soktuğu işçisinin senelik ikramiyesini de zekatla ödeyerek ikisini birden aradan  çıkartıyor!

 Hoca  efendi  cuma  vaazın da,  cemiyetteki  ahlaki  çöküntülerden  bahsederken,  örnek   olarak şunları  söylemişti. " Müslümanım  diyen   adamlar,  utanmadan  karılarını  kızlarını  yabancı erkeklerin   yanında   çalışmaya  yolluyorlar."    Fabrikatör   hacı   babalar da   birbirlerine  bakıp   homurdanmışlardı.  "Memleketin  çivisi  çıkmış   kardeşim ! Allah  sonumuzu  hayretsin; Ne  olacak   bu   memleketin   hali!?"   Zıkkımın  kökü   olacak   hacı  baba!..Zıkkımın   kökü   olacak!!!
***


 Günlerden   Pazar,  havada   oldukça  sıcak,   evde   oturulmuyor.  Üç  arkadaş,  eşlerini,  çocuklarını  alıp    bir  Pazar   gezmesi  yapıp,  kendi  çaplarında  gönüllerince  bir  gün  geçirmişler.  İkindiye  yarım  saat  var; yavaş  yavaş   dönme  vakti...  Camiye  girelim   demişler,  hem  soluklanırız   biraz,  hem de  namazı  kılıp  çıkarız  yola. Bismillah  deyip  girmişler  camiye.  Hanımlar  bir  tarafa,  erkekler  bir   tarafa   çökmüşler.  Çocuklar   her  tarafda!  caminin  içinde  koşturuyorlar.  Bir  minberin  yanına,  bir  kürsünün  dibine.  Arada  bir de   kafalarını  kaldırıp  kubbeyi   inceliyorlar   uzun  uzun!

 Mihrabın  önünde  oturan  hacı  amcalar  rahattız  olmuşlar  çocukların  koşuşmasından.  Önce kaşlarını  çatarak,  kafa  sallamışlar  çocuklara.   Sonra,  içlerinden  biri   dikilmiş baba'ların  tepesine
- Burası  çocuk  parkı mı  kardeşim ?
- Ne  oldu ki  hacı  amca ?
- Cami  adab'ını  öğrenmeden  camiye  geliyorsunuz! Yanınızda  oturtun  çocuklarınızı!
- Çocuk  onlar  hacı  amca;  Peygamber  Efendimiz  mescid de,  çocuklara...
Sözünü  tamamlayamamış  genç  adam.  Hacı  amca  hışımla  kesmiş  sözünü.
- Camiye  saygıyı  öğrenmeden  peygamberimi  öğreteceksin  bize ?!
Üç  arkadaş,  cevap  vermek  yerine,  kalkmayı  tercih  etmişler.  Eşlerine işaret edip çıkmışlar dışarı.  "Namazı  evde  kılarız  artık"

 Bu   ümmete  bahşedilen  İlahi   ikramlardan   biride,  yeryüzünün  bize  mabed  olarak  tahsis edilmesidir.  Önceki  ümmetler  bu  imkana  sahip  değildi. Onlar,  ancak   belirli  mekanlarda inzivaya  çekilerek   Allah'a   ibadet   edebiliyorlardı.  Dolayısı  ile  bu  durum  mabedleri  kutsayan,  dünyevi   olan   hiçbir  şeyi  mabedlere  sokmayan  bir "kültür"ü  de  oluşturmuştur.
"Tapınak  kültürü"  İslam'ın  değerleri  ile  oluşan  bir  kültür  değildir. İSLAM'ın  mabedlerihayatın  içinde,  sosyal  yaşamın  merkezidir.  Tarih  boyunca,   müslümanlar  iskan  ettikleri  her yerde,  hayatı,  inşaa  ettikleri  camilerin  mescidlerin    çevresinde  kurmuşlardir.  Ticarethaneler,  imalathaneler,  eğitim  kurumları,  sosyal  yaşam   alanları,   mabedlerin   yanında,  etrafında   iç  içedir.  Tarihin  izlerini  takip  ederseniz   açıkça   görürsünüz.


 Maalesef  günümüzde  mabedlerimiz,  İslam  kültürünün  kazanımları  olan   işlevlerini fonksiyonlarını  kaybetmiştir.  Sosyal  yaşamın  dışında,  "tapınak  kültürü"nün  kuşatması   altında,  belirli  zamanlarda  müslümanların  ibadet  etmesine  izin  verilen  "tapınak"lara   dönüşmüştür!  Camilerde  yiyip  içemezsiniz!  Oturup  dertleşemezsiniz!  Gençler,  hanımlar  sorunlarını  konuşup  tartışamazlar!  çocuklar  koşuşturamaz! Hacı  babalar   rahatsız  olurlar!
"Tapınak  kültürü"nün  dünyevi'likten  uzaklaşıp,  günahlardan  arınmak!  için  tahsis  ettiği"kutsal"  yapılardır,  camiler!  Hacı  babalar  "huşu" larını  bozup  konsantrasyonlarını  kaybettiren   ses'ten, çocuk  patırtısından  rahatsız  olmaları  da  doğaldır!!!

 Elbette  bu  durum  düzelecektir. Camilerimiz  asr-ı  saadetten  itibaren, tarih  boyunca  icra  edilen  işlevlerine  kavuşacaktır. Yine  sosyal yaşamımızın  merkezi  olarak  fonksiyonel  hale gelecektir.  Hiç  kuşkum  yok.  Müslümanlar  durumun  farkındadır,  ve  bu  şuur'a  sahiptir.
HACI  BABALAR  GİDİCİ!  Herkes  hesabını  buna  göre  yapsın. 

Ve  UMUDUNUZU  SOLDURTMAYIN.
 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

 kartallar les yemez

Yarım Kalan Dua
Adem KORKMAZ

Bağlantılar


Web Analytics