• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • dark
  • light
  • leftlayout
  • rightlayout
Son Başlıklar PDF Yazdır E-posta

Taptaze Şiir Seslendirmeleri İndirin

Uzun süredir üzerinde durduğumuz şiir okuma serüvenimiz artık sona yaklaştı.Gökhan Erken'in aranjörlüğünde devam eden çalışmalarımızdan bir bölümünü sizinle paylaşmayı düşündüm.Umarım beğenirsiniz.10 Kadar şiirimi seslendirdim.Kimi zaman duygusal,kimi zaman öfkeli,kimi zaman dost şiirleri aşağıdan indirip dinleyebilrisiniz.

Henüz ham olan kayıtları fonlarla besledik. 30 gün sonra burdaki şiirlerin kalkacağınıda belirtmeniz de fayda var..Sözü daha fazla uzatmadan sizleri  eserlerle  baş başa birakıyorum..Siir ve Yorum Adem Korkmaz Ağrıma Gidiyor  Sağ tuş yapıp linke hedefi farklı kaydet yapın.Siir ve Yorum Adem Korkmaz  Şaşı Dünya    Sağ tuş yapıp linke hedefi farklı kaydet yapın.

 

Bülent Arınç ve Baş Örtüsü Yaklaşımı

Başbakan sayın Erdoğan’ın kabine değişikliğinde, sayın Bülent Arınç’a da görev verildi. Çoktandır kabine dışında, her hangi bir görevi olmadan, Milletvekili sıfatıyla bulunuyordu. Kimine göre bu yeni kabine; iyi oldu, kimine göre kötü oldu. Şöyle veya böyle. Sayın başbakan, iyi bir satranç oynamış ve kimin ne zaman, nasıl, bakanlık koltuğuna oturacağına karar vermiştir.

Aslında bütün milletvekilleri, her an bir bakanlık görevi alabilirler. Bu anlayış içinde olmalı ve iyi bir performans göstermelidirler. Yeni kabinede Sayın Bülent Arınç’ın görev almasına karşı olanlar var. dedikleri; “Arınç lafını bilmez, neyi ne zaman söyleyeceğinin farkında değil...” fakat sayın Arınç’a göre bu böyle değil. O diyor ki; “Ben asla yanlışa yanlış, doğruya doğru demekten çekinmem.

 

Kur’an’a Muhtacız

 Ne yazık ki her geçen gün eğitim sistemimiz her zamankinden daha fazla Kur'an ahlakına muhtaç. Görünen o ki Türkiye’de eğitim sistemi acı sinyaller vermekte. Ecnebilerin dedikleri harfiyen yerine getirildi. Türkiye de Kur'an kapatıldı kadınlar açıldı.Hayatın her noktasında Kur'an’ın rehberliğine muhtacız.

Ne var ki geleceğimizin garantisi olan nesillerin yetiştirilmesinde Kur'an'ın rehberliğine daha ziyade ihtiyacımız var. Az sayıda manevi değerleri gözeten eğitim kurumları mevcut olsa da bu kurumlar Milli eğitimin ahvalini değiştirecek boyutta değiller. Bu çöküş bugünkü bir mesele değil. Tanzimat’ın ilanını müteakip yüz elli yıllık bir süreç. Bunu açmaya ciltler kifayet etmez. Amma olayı ellişer yıllık üç döneme ayırabiliriz.

 

Mardin Katliamı

 44 can! Hiç acımadan, gözünü kırpmadan, kadın, erkek, çocuk... demeden silahla taramak! Bunun izahı olamaz. Bunu hiçbir biçimde şu veya bu şekilde anlatmak, bu çirkinliğe mazeret üretmek mümkün değil. İnsan şereflidir. Değil öldürmek, ayağına diken batmasına bile gönül razı olmaz. Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır. Bunun adına pkk terörü demesek bile bir terördür. Gözü dönmüş caniler; “Kökünü kazımak istedik” diyerek, bir ahlaksızlık, insanlık dışı bir aymazlık örneği vermişlerdir!

 Mesele yalnızca sosyolojik mi? bunun psikolojik boyutu yok mu? Veya tarihsel süreçten gelen bir kin birikimi  var diyemez miyiz? Kız meselesi demek bana göre biraz ucuzculuktur. Tabii uzmanlar konuyu enine boyuna inceleyecek, ilmi bir boyuta yönelteceklerdir. Töre mi? terör mü? Kan davası mı? kız davası mı? intikam mı? katliam mı?..... bir çok soru dolaşıyor kafalarda. Kimine göre töre, kimine göre terör.... toplumsal meselelerde; kan dökmek, huzuru bozmak, korku salmak, insanları birbirine düşman etmek... siz ne derseniz deyin. Bana göre terördür.

 

Efendi ile Uşak

Kitap Tanıtımları  

Tolstoy’un bu eserine bakış;
        Nikita, elindekiyle yetinmesini bilen, hoş görülü, hayatı boyunca hep başkalarının işinde çalışmış, yaşlı, yorgun bir
köylüdür. Her zaman efendisine sadık davranan, sorumlu bir uşaktır. Efendisi ise istediği birçok şeye sahiptir. Ama hep daha fazlasını elde etmek ister ve bunu başarır da. Ta ki komşu çiftlikteki koruyu satın almak isteyene kadar…
        Kış, geldiğini iliklerine kadar hissettirir. Vasiliy Andreiç, istediği koruyu alabilmek için erkenden yola çıkması gerektiğinin bilincinde. Hazırlıklar tamamlanır. Vasiliy yola koyulmaya hazır. Fakat karısı, yanında uşak Nikita’nın da gitmesini ister. Vasiliy, bu fikre olumlu bakar. Koru için kar, kış demeden at Doru’nun arkasından yola koyulurlar. Oraya diğer
alıcılardan önce yetişmek için, erken varmak şöyle dursun, gidecekleri yönü bile daha yolun ortasında iken kaybederler.

 

Bela Aramak!

Ehlullah şöyle bir kıssa anlatır:Bir grup Müslüman tertip ettikleri kadınlı erkekli bir kafileyle hac yolculuğuna çıkarlar. Çölleri aşıp vahaları geçerek yol alırken, iki dağın arasında ıssız bir vadide yollarını kesen eşkıya, silahlarını doğrultur: - Ya canınız ya malınız! derler. Hac yolcularında elbette karşı koyacak silah yoktur. Hepsi de kaba kuvvet karşısında ellerini kaldırıp teslim olmaktan başka çare bulamazlar.

Bir ellerinde silah bir elleriyle de erkek yolcuların üzerlerini aramaya başlayan eşkıya, ne var, ne yok hepsini alır, ekmek parası dahi bırakmaz. Şu kadarı da var ki, geriye çekilmiş korku içinde titreşen kadınlara asla dokunmazlar. Bunu gören yaşlı bir yolcu: - Eyvah der, eşkıya paramızı alıp elini kolunu sallayarak gidecek, ekmek parası dahi bırakmayacak bize! Tam o sırada eşkıya başından bir ses yükselir: - Kadınları bırakmayın, başörtülerini çıkartın, saçlarının arasına varıncaya kadar altın arayın.

 

Nasıl Bir Ülke İsterim

Herkes bir ülkede bulunur. Her insanın barındığı, ekmeğini yiyip, suyunu içtiği, havasını teneffüs ettiği bir toprak parçası vardır. Üzerinde bulunduğumuz, nimetlerinden yararlandığımız bu ülkeye herkesin hizmet borcu vardır.

En küçüğünden en büyüğüne, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine kadar... eli tutan, gözü gören, ayağı yere basabilen, kafası işleyen, zekası yerinde, mantığı iyi işleyen, güçlü ve kuvvetli olan bütün insanlar mutlaka ülkeye hizmette adım atmak, olumlu bir şeyler yapmak zorundadır.Tarihe baktığımız zaman kahramanların ülke çıkarı ve vatanın kalkınması için gözünü budaktan sakınmadan koştuğunu, elini taş altına soktuğunu görüyoruz. Ülkemi seviyorum. Ama bunu sözle değil gerçekten gönülden ve inanarak söylüyor ve sevgimi eylem haline getirmek istiyorum.

 

Sokaktaki İnsan Ne Düşünüyor!

Ülkenin içinde bulunduğu durumu doğru tahlil etmenin en güvenilir yolu, sokaktaki insanın nabzını tutmaktır.

Akılcılığın, bilimsel yaklaşımın engellendiği, hâkimiyeti ele geçirmek için her türlü çirkin mücadelenin mubah sayıldığı, aslında illegal olan fakat yasalmış gibi muamele gören bazı odakların basını kendi emellerine alet ettiği bir ortamda halkın sesine kulak vermek daha da önem kazanıyor.

Basında tarafsızlık ilkesinin neredeyse her gün ihlal edildiğini üzülerek izlemekteyiz. Bütün bu ihlaller kamuoyunun kafasını karıştırmaktan öteye bir işe yaramıyor.

Zira aynı haberin kiralık kalemler tarafından çarpıtılarak farklı şekillerde nasıl kamuoyuna sunulduğunu bilmeyen, fark etmeyen neredeyse yok gibi.

 

Bu Ne Biçim Bayram

Yıllardır; “1 Mayıs bayram ilan edilsin, tatil olsun” dendi. Bu hususta sesler yükseldi, mitingler yapıldı, toplantılar icra edildi. Nihayet hükümet, 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etti. Bayram demek, sevinç, mutluluk, kardeşlik, dayanışma, el ele verme, birlikte olma... demektir. ama her zaman, her kutlamada kan akıyor, devlet malları talan ediliyor, kaldırım taşları sökülüyor, araçlar ateşe veriliyor, güvenlik görevlilerimiz, vatandaşlarımız yaralanıyor... hatta ölenler bile oluyor.

1 Mayıs’ın bayram yapılmasını isteyen sendikalar- ki bir kısmı ülkesini seven, vatanının kalkınmasını isteyen vatansever sendikalardır- bazı provakatörleri de yanlarına alarak ülkeyi kaos ortamına sokmanın çabası içine giriyorlar. Eğer bunu merak edenler olursa, 1 Mayıs gösterilerinde ellerinde orak çekiçli, sarı yıldızlı komünist bayraklarla boy gösterdiğini, ülkede komünizmi büyük bir özlemle isteyen maskeli grupların bulunduğunu görürler.

 

Ormanda Bir Piknik

        Bunca zaman sonra eski dostlarla bir araya gelip, o güzel üniversite yıllarını anmak ne güzel bir duygu… İşte, unutuldu sandığımız seneler tekrar canlandı dün… Her şey çok değişmişti. Her biri bir iş ya da meslek sahibi olmuş. Aile sorumluluğu ve geçim derdinden olsa gerek o hareketli, neşeli, şen şakrak yapıları ağırbaşlılığa, bir nevi durgunluğa dönüşmüş; geçen yıllar saçlarını ağartmış, simalarını değiştirmişti. Değişmeyen; karakterleri, samimiyetleri ve dostluklarıydı. Bir an için o güzel anılarımızı sizlerle de paylaşmak geldi içimden; 

        Üniversite çağlarımızdı… Herkes kendi düşüncesine ve isteğine göre çevresini bulmuştu. Biz de bir arkadaş grubu kurmuş ve ortak bir idealde buluşmuştuk… Lakin bizim diğerlerinden her zaman farklı bir yönümüz vardı.

 

Terör.


Terör Sadece Siyasetin Meselesi Değildir

10 tane vatan evladını şehit verdik. Fidan gibi delikanlılar, eli kanlı, gözü dönmüş, vatan hainlerinin kurşununa hedef oldu. Milletçe üzgünüz, yas tutuyoruz. Şehit olanlara Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum. Tabii ki kolay değil, ateş düştüğü yeri yakar.

Terör; yalnız hükümetlerin, sadece siyasilerin meselesi değildir. Bu, milli bir meseledir. Her kesimden, her makamdan, her kuruluştan tepki, tel’in, teröre lanet sesleri bekliyoruz. Terör konusunda- ki milli bir mesele olduğunu söyledim- daha önce meydanları dolduran, mitingler yapan dernekleri görmek istiyorum. “Türkiye laiktir laik kalacaktır” diyenlerin  bu hususta  seslerinin daha çok ve daha gür çıkmasını arzuluyorum. “Atatürkçüyüz” diye övünen – esasında Atatürkçülükte milli birlik ve beraberlik vardır- ve bu konuda taviz vermeyenlerin herkesten önce ve en ön safta olması arzumdur.

 
Sonraki >

 kartallar les yemez

Yarım Kalan Dua
Adem KORKMAZ

Bağlantılar

Görsel Arşiv

Hicran dergisi 1. sayı arsiv

002.jpg

hicran 2 sayı

004.jpg

005.jpg

kapak6.jpg

say_7.jpg

say_8.jpg

say__11.jpg

kapak.jpg  


Web Analytics