






| Doğrular ve Yanlışlar |
|
|
|
|
Sadi KAYALIBAY
Internet okyanusundan,elektronik postamıza takılan bir hikaye o kadar güzel ve o kadar derslerle dolu idi ki;sizlerl e paylaşmadan edemedim. İşte hikayemiz... Orta yaşlı kadın,saatine baktı: "Uçağın kalkmasına daha vakit var" diye söylendi,sıkıntılı sıkıntılı. Havaalanında beklemekten sıkılmıştı.Atıştıracak birşeyler alıp açlığıyla birlikte sinirlerini de yatıştırma ihtiyacı içinde büfeye yöneldi.Bir kutu taze kurabiye aldı.Kutuyu alışkanlıkla çantasına koydu.Sonra yürüdü,gözden uzak sıralardan birine oturdu.Hem koltuğunun altında taşıdığı polisiye romanını okuyacak hem de kurabiyesini atıştıracaktı. Kitabını açtı.Kaldığı yerden okumaya başladı.Biraz sonra dalmıştı.Yanına birinin oturduğunu hayal meyal fark etti.Umursamadı.Kimse huzurunu bozamayacaktı. Bir taraftan ilginç polisiye romanını okurken,diğer taraftan yanına oturan adamla arasındaki kutudan kurabiye atıştırıyordu. Bir de ne görsün,yanında oturan adam da aynı şeyi yapmıyor mu: Aynı kutudan kurabiye alıp yiyor. "Olur şey değil!"diye söylendi,orta yaşlı kadın,"Amma da cüretkar,izin isteme gereği bile duymadı."
Kızgındı,ama işin sonunu çok merak ediyordu:Bakalım adam bu cüretkarlığını nereye kadar sürdürecekti? Kurabiye kutusuna elini her uzatışında,yanındaki adam da uzatıyor,o da bir kurabiye alıyordu.Bu durum pakette tek kurabiye kalıncaya kadar sürdü. "Bakalım şimdi ne yapacak?" diye düşündü orta yaşlı kadın,"Herhalde son kurabiyeyi malın gerçek sahibine, yani bana bırakacak kadar mantıklı biridir." Göz ucuyla adamı izlemeye başladı.Adam yüzünde hafif asabi bir gülümseme ile pakete uzandı.Son kurabiyeyi aldı,özenle ikiye böldü .Yarısını ağzına atarken öteki yarısını orta yaşlı kadına uzattı. "Aman Allah'ım! Ne kadar da yüzsüz biri,kurabiyelerimi nasıl da sahiplendi;üstelik teşekkür bile etmiyor!"diye düşündü kadın.Zor zaptettiği öfke fırtınası altında kurabiyeyi alıp ağzına attı.Bu kadar sinirlendiğini hiç hatırlamıyordu.Adama çatmaya karar verdi.Ama tam o sırada uçağın hazır olduğu anons edildi.Hızla toparlandı.Kitabı çantasına koydu."Kurabiye hırsızı"adını taktığı adama öldürücü bir bakış fırlattıktan sonra çıkış kapısına yöneldi. Az sonra uçağa binmişti.Başına gelenleri hatırladıkça hem gülüyor hem de kızıyordu.Koltuğuna yerleşti.Bitmek üzere olan kitabını almak için elini çantasına daldırdı.Kitaptan önce eline bir kutu geldi. "Allah Allah...! Bu kutunun çantamda işi ne?"diye şaştı. Bakması ile birlikte gözleri büyüdü.Büfeden aldığı kurabiye kutusu hiç açılmamış haliyle çantasıda duruyordu."Ben ne yaptım?"diye haykırdı. Yolcular dönüp dönüp kendisine bakarken,utançla başını yere indirdi:"Bunlar benim kurabiyelerim olduğuna göre,adamla ortaklaşa yediğimiz kutudakiler onundu.Hiçbir tepki göstermeden kurabiyelerini benimle paylaşma nezaketini gösterdi.Oysa ben o adam hakkında neler düşündüm.Kaba ve cüretkar olan aslında benmişim!" Çaresizlik içinde inledi: "meğer kurabiye hırsızı benmişim." Çoğunlukla kendi doğrularımızın doğruluğundan o kadar emin oluruz ki,yanlışlarımızın farkına bile varmayız. İnsanoğlunun en temel sorunlarından birisi de şudur: Biz mutlak doğrunun belirlenmesinde tek otorite olarak kendimizi gördükce,dogmatizm hatasından mümkün değil kendimizi kurtaramayız.daha değişik bir ifade ile insan,kendisinde ortaya çıkan hayrın ve iyiliğin menşei olarak yine kendisini gördükce zandan ve hatadan kurtulması mümkün değildir.Çünkü bu düzlemde insan,iblisin kapsama alanındadır ve onun saptırmalarının ( Ateşinin) esiridir.Görmezmisiniz ki o iblis,ilk insan ve ilk peygamber olan Hz adem'i (a.s) bile bir anlık gafletinden dolayı hüsrana uğratmıştır.Varın diğer insanların halini bir düşünün. İnanan müslümanlar için en yüce peygamber olan Hz muhammet (s.a.v.) bu noktada insanlığa en yüksek bilinci sunmuştur.O,mutlak doğrunun açıklanması konusunda vahyin hariçinde kendi benliğinden hiçbirşey söylememiştir.Yine o,çok yüksek bilinciyle kendisindeki bütün hayır ve kemalatın Allah'tan olduğunu,onun rahmeti ve esirgemesi olmaksızın hatadan ve kusurdan ayrı olmadığını bütün insanlığa en güzel şekilde göstermiştir.Hiçbirzaman "bunlar benim doğrularımdır"dememiş,yine hiçbirzaman en basit bir yalnıştan sakınırken bile "Ben bu yalnışı yapmam "yerine"Ben böyle bir yalnışı yapmaktan Allah'a sığınırım" demiştir. İşte,insanlığın "İYYAKE NA'BUDU ve İYYAKE NES'TAİN" ("SADECE SANA KULLUK EDER ve SADECE SENDEN YARDIM BEKLERİZ") ayetinin hakikatini idrak edebilmesi,onun tarihini tekerrür olmaktan kurtarabilecektir. |
| < Önceki |
|---|
| Yarım Kalan Dua Adem KORKMAZ |