|
Önder KURT
Piyango Mutluluklar Kumpanyası
Hata yapmadan realiteyi yakalayamıyoruz. Realite, bize bazı gerçekleri haykırırken sağır olma temayüllerine sürükleniveriyoruz. Elbette ki mazide kalan hiçbir hatıra bizi alakadar etmemeli ancak, soluk bir resim misali toz tutmuş bir hafızada muhafaza edilmeliler. Çünkü geçmişten ders alma eğilimimiz bizi tecrübeye merbut bir yöne sevk eder. Bu temayüllerimiz olmasa insan olma vasfımızı yitirirmişiz gibime geliyor. Çünkü bazıları hayvanlar gibi sevmeyi tercih ediyor her nedense! İnsanın mantığı sevmek gibi kutsal bir duygunun üstünde olmasaydı eğer insanı hayvandan ayıran bir his dünyası olmayacaktı. Bu dünyanın bütün gailesi; yapılan hatalarda saklı.Tecrübelenme, olgunlaşma vb. gibi ehemniyeti aşikar kavramların dünyasında yaşıyoruz.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Önder KURT Aşk
Aşk; -tam susamışken bir çölün ortasında- serap görmeye benzer. Dilin damağın kurumuş, bir yudum suya hasret; gözlerin yanılır ve yalgına koşarsın. Sen koştukça yok oluverir, yanıldığını bîtâp bir halde anlarsın. Ne içebilirsin onu, ne dokunabilirsin. İşte böyledir aşk, hem görünür hem de gizemlidir. Lâkin, susamak gibi bir şeydir aşk! Su gibi aziz bir nesne, en muteber hissiyattır. Aşk dediler, aşık dediler Mecnûn’a, o anlamadı mânâsını bu kelimenin. Çünkü kavramların içine yüklenmiş binlerce anlam vardır. Mecnûn’daki aşk istidâdı sıradan varlıklarınkinden farklı şeyler ifade ediyordu. Pervâneler vardır belki bilirsiniz, hani şu elektriğin evlerde kullanılmadığı dönemlerde aydınlatmanın lüks olarak gaz lambasıyla, ilkel biçimde ise mumla yapıldığı dönemlere rast gelen zamanlarda geceleri sık sık raksını seyrettiğimiz garip canlılar. |
|
Devamını oku...
|
|
Önder KURTYazgısı Hasrettir Sevdaların“ Tutuşan bir alevdir, göğsümün kafesini YAKAN! Adı nedir bilemem bu ateşin içime AKAN."Kimisi bir açıklama getirip adını sevdâ koyar, kimisi umursamadan güler geçer hislerime...
Yastığa başımı koyarken daha dağlanan yüreğimi engin ve serin ovalara salmak isterim. Bir rüyaya özlem duyar gibi yatar, sabahları gözyaşlarına boğularak üzüntümü perçinlerim kalbimin yas tutan yanına. Yorgun bir çınara yaslanıp Eyüp sırtlarında, Altın Boynuz’da yüzdürürüm yelkenleri alev alev gemilerimi. Piyer Loti’den hazin bir bakış olur gözlerimde manzarası hasretin. Belki sevdalar acılara dahil, belki de yaşananların diyeti ödenmeli fakat yüreğime saplanan bu gaddar hançer niye? Benim hayallerim vardı giderek gerçeğe uzanan, sadece içimde saklardım hala da öyle. Eyüp’ün mahrem sırtlarında gezinirken aklım, gönlümü Süleymaniye alır gider; hasretimi büyütürken günler, vuslatı rüyalara bırakırım. “Neden?” sorusu dolandıkça aklımın en uçurum köşesinde, ben kendimi atmak isterim Galata Kulesi’nden. Hayaller ne kadar gerçek olur? Ya da hayallere bent vuran bu hasret, o sert kucağında elemleri mi büyütür? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Önder KURT Deneme Bakir düşünceler Düşüncelerin en kuytu köşesinde yeşeren bir buket taze çiçeğin neşve çarşısındaki elemli muştusu! Işıyan gündüzleri karaya bulayan hüsranlı gece! Ve bir güz gözünde toprağı nemlendiren mukaddes bereket, yağmur! Uçsuz bucaksız bozkırlarda şahlanan bâkir düşünceler, zekanın yelelerinde bir rüzgârı aşındırıyor. Geceyi kasvetlendiren bir isyankâr ayaklanmayı bastırıyor ve dik, mağrur bir o kadar sefil, perişan başını o gecenin, kumlara gömerek devekuşu mantığını ısıtıyor vâhâlarda serinlemek varken. Çöllere bereket yağıyor olabildiğince fazla, vûslat hayali gibi arzulu. Kumlar toprağa hasret ve yeraltından ırmaklar fışkırıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Önder KURT 
Zamanın terkisinde dört nala geçer yıllar Camların buğusunda isimler yazar yağmur Bir nefeslik anlarda düşler kurar, efsûnkâr Kirpiklerini eğer bakar gözleri mağrur Zamanın terkisinde dört nala geçer yıllar |
|
Devamını oku...
|
|
|