|
Adem KORKMAZ Türkiye de Edebiyat ve Dergicilik
Yıllar oldu…Şiirlerle haşir neşir olmak farklı bir tat.Çıktığım bu uzun yol bitecek gibi görünmüyor.Kendimi tanımaya başladığım andan bu yana adına şiir dedikleri kavramla birlikteyim.Elbette çok zorluklar gördüm.Defalarca yazmaya küstüm,yazdığım şiirleri saymak adedim olmadığı için sayısını soranlara binlerce diyordum.Aslında hiç de öyle değilmiş.hepsi hepsi beş yüz kadar şiir,her yazdığım şiirin ayrı bir öyküsü bulunmakda.Zira şiir yazmadan önce mutlaka öyküsünü yaşamanız gerekiyor.Aksi taktirde gönül alıcı şiirler üretemiyorsunuz. Şirin yanında roman,makale,hikaye gibi çalışmalara imza attım. Yarım kalan dua’yı yazmak,üzerinde çalışmak,defalarca kontrolden geçirmek,kitap haline dönüştürüp okuyucuyla buluşturmak benim tam yedi yılımı aldı.Düşünsenize bir kitap ancak yedi yılda size ulaşıyor.Yazılma ve kitaplaşma süresinin uzunluğu kadar iddalı olduğunu düşünüyorum.Ve bu yüzden herşey de mütevazilik gösteren ben Yarım kalan dua için kibir sergiliyorum.. |
|
Devamını oku...
|
|
Adem KORKMAZ
Ahiret Gününe İnanmayanlara,Şüphesi Olanlara bir Örnek;
Güneş ve Gerçekler
İnsanoğlu ne kadar da kibirli ve yalancı.Ölümün hak olduğunu bilir gereği gibi yaşamaz.Bunun yanında birde inanmayanlar var.Tabi inandığını söyleyip sürekli şüphelenen “ahiret” diye bahsedilen hesap gününe bir türlü inanmak istemeyen beyinlere sahip şüpheciler var. İşte burada şüpheleri yok etmek için bir örnek vereceğim;Buyurun hem okuyun hem de yorumlayın;-Bir Dünya düşünelim,evet aynen bizim dünyamız gibi bir Dünya!Bu örneğini vereceğim dünya bizim şuanda dünyamız üzerinde bulunan kutuplara çok benzer “bilirsiniz 6 ay gündüz-6 ayda gece” yaşanan bölge tek farkı gündüzün olmadığı dünya.Evet örneğimize dönelim;Bu çizdiğimiz dünyayı tasvir edelim.Aynen bizim dünyamız gibi fakat gündüz yaşanmıyor.Orda yaşayan insanlar kesinlikle Dünyalarının tarihi boyunca gece olmuş günüz diye bir terimle karşılaşmamış dolayısıyla bizim adına güneş dediğimiz bir enerji kaynağıyla haşir neşir olmamış insanlar topluluğunun yaşadığı bir yerdir.Teknolojileri ilerlemiştir.Aynen şuanda yaşadığımız dünyada hangi teknoloji varsa onlarda da vardır.Yani evleri mum ışığı değil de ampulle veya filorasanla aydınlanıyordur.Sokaklarında bizde olduğu gibi gece lambaları vardır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Adem KORKMAZ Bilgi ve Hayat
Ah bu 21. Yüzyıl.. İlim o kadar arttı deniyor.Kısmen doğru. Aslında bilgi arttı aslında artan faydasız ve tesirsiz bilgi yani kupkuru bir bilgi.Güneşin dünyaya uzaklığını bilmenin halka ne faydası olabilir.Yüz üç sayısının kara kökü halk için yani bizler için faydasız ve hamallık olan bir bilgi. Elbette doğru bilgi çok önemli Bilgi güçtür,güç bilmektir o halde kim gücü istemez!Mutlaka güçlü olmalıyız.Zira kılıcın yerini kalemin aldığı asrımızda bilgisiz insanların yeri yok!Ve sanırım çok yakın bir tarih de bilgisayar kullanmasını bilmeyen ve İngilizcesi olmayan genç insanlar tahsilde görmüş olsalar doğru dürüst iş bulamayacaklar.Fazla incelemeden konuya geçiyorum. Bilgiyi nerde aramamız gerekiyor?Doğru soru bu.Ve en önemlisi doğru kişilerden doğru ilim. İmamı Gazzali o müthiş eseri ihya da evlilikle alakalı genç insanlara şu nasihatte bulunuyordu hatırımda kaldığı kadar aktarayım; |
|
Devamını oku...
|
|
Adem KORKMAZ Belarus Minsk'de 4 Ay Şuan da kulağımda ince bir fon müziği yankı yapıyor, bu müzik ademkorkmaz.com isimli kişisel sitemden gelmekte. Yaşadığım dört ay kareler halinde gözümün önünden geçe dursun… Uzun bir aradan sonra sizlerle yeniden buluşmanın heyecanını duysam da biraz sonra okuyacağınız satırlar eminim sizleri benim neden heyecanlandığıma ikna edecek.Sudi Özkan Belarus Minsk Şehrine Prenses otellerinden birini inşa etmişti. Mimar H.Osman Güreli vasıtasıyla bizde bu şantiyede kaba işçiliği bitmiş otelin boya işlerini metrajlı almış, babama yardım amaçlı;ustaları götürmek, işi yoluna koymak, sözleşme yapmak vb…”hem ticaret hem ziyaret” bu şehirde bulunmak zorunda kaldım. İşte gözlemlediklerim: Bazılarınız yazıyı taze olarak okuyor olacak, bazılarınızsa yolu biraz sonra bahsedeceğim şehre düşeceği için google.com dan araştırma yaparak bu yazı yazıldıktan belki aylar, belki de yıllar sonra ulaşmış olacak. 14 Mayıs 2007 Ben ve beraberimdeki dokuz kişi Belarus Hava Yolları’nın bizim köy dolmuşu kadar konforsuz uçağına binmiştik. İki saat sonra Minsk şehrindeydik. İstanbul’un nemli havasından sonra Minsk’in havası hepimizi büyülemişti. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Adem KORKMAZ Murat GÖĞEBAKAN;
"Gülpembe"Peygamberimiz için yazılmıştı
Yirmi bir nisan cumartesi günü Meltem Radyo’nun özel bir konuğu vardı.Kardeşim Akif Özcan’nın isteği doğrultusunda konuğumuzla paylaştığımız anları kameraya kaydetmek istedik. Bu konuk hepinizin bildiği, konumunu başlangıçtan bu yana hiç değiştirmeyen, özgün olmayı tercih edinen, dürüst kişiliği ve örnek hareketleriyle Murat Göğebakan’dı. Akif’in Radyokolik programına konuk olacaktı. Saatler on altıyı gösterdiğinde Göğebakan küçük bir gecikmeyle gelebilmişti. Sürekli televizyonlardan ve kliplerindeki görüntülerinden çok başka bir Göğebakan’la karşılaştık. Kibir yoktu, tek başına gündelik yaşantısında giydiği kıyafetleriyle sade bir vatandaş gibi radyoya geldi. Tabi ben biraz şatafat olabileceğini düşünmüştüm. Zira O;son elli yılın şarkıları listesinde ilk üçe giren” ay yüzlüm” isimli parçayı hayata geçiren sanatçıydı . Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız mı bir dağ tepesi kadar soğuktur. Bunun böyle olduğunu gözlemleyebiliyordum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 12 |