Erol DURAN Güneydoğu Sendromu
Başlangıcı çok eskilere uzanan ama; hissedilen yansımaları yetmişli yıllaradayanan Güneydoğu dalgalanmaları ve onun psikolojik sendromu, günümüzün ciddi psikolojik rahatsızlıklarından birini oluşturmaktadır. Günümüzde bazen Kürt Sorunu ve bazen de sadece Terör veya PKK diye nitelendirilen, bu terör hareketi; ülkemize maddi, manevi ve psikolojik açıdan maliyeti oldukça ağır sonuçlar yaratmıştır. Tabi ki; bütün bunların yanında en ağır fatura da bence insani boyutudur. Verdiğimiz şehitleri haklı olarak ön planda tuttuğumuz zaman, bunun değerinin maddi ölçekte ölçeklendirmemizin olanağı yoktur. Güneydoğu Sendromunun İnsani boyutunu üç temel noktada düşünürsek: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Erol DURAN Bu Nasıl Anlayış?
İnsanın kendini, ama her konuda, her zaman kendini haklı görmesi; çağımızın hastalıklarından biri olmalı. Birileri ülkeyi bölmeye çalışıyor haklı, birilerirejimi değiştirmeye çalışıyor haklı, birileri mevcut statükoyu, yani rejimi korumaya çalışıyor haklı, anlamak zor tabi. Şimdi bunların hepsi haklıysa,haksız kim?..
Beni anlamalısınız. Benim her uygulamam, her konuştuğum doğru ve makul karşılanmalı. Ben istediğim gibi konuşmalıyım. İstediğim gibi hareket etmeliyim.Benim düşüncelerimin aksine düşünce geliştirmeyin, çünkü incinirim, bu da demokratik olmaz. Demokrasi varsa, benim dediğim olur ama, sadece benim dediğim.Ben neye inanıyorsam, ben ne düşünüyorsam, ben ne yapıyorsam o doğru ve ancak o demokratiktir. Benim ak (!) dediğime, sen kara diyemezsin. Dersen, seni yerden yere vururum ve seni baskıcı, seni antidemokratik ilan ederim. Varsa da ben, yoksa da ben (!)… |
|
Devamını oku...
|
|
|
Erol DURAN Hoşgörü Sınırları
Ailenin, bir toplumun, bir ülkenin varlığını devam ettirebilmesi için hoşgörünün var olması kaçınılmazdır. Hoşgörünün olmadığı yerde; hiçbir şey sağlıklı gitmez ve sonuçlanmaz. O zaman, hoşgörü nasıl olmalı ve nasıl uygulanmalı? Hiçbir şey sınırsız olamayacağına göre, hoşgörünün de sınırları olmalı diye düşünüyor insan. Hele söz konusu olan ülke yönetimi ise; hoşgörü kaçınılmaz ve zaruret oluyor. Hoşgörü de nereye kadar ve nasıl? Bir ülke dediğimizde; o ülke sınırları içinde yaşayan ve o ülkenin bayrağı ve yönetimi altındaki insanları akla gelir. Burada ülke kadar, o ülkenin insanları da önemlidir ve hatta önce ülke insanı, sonra ülke gelir… Yeryüzünde var olan her şey ve hatta din, insanlara hizmet içindir. Yeryüzünün en yüce varlığı insan olduğuna göre; yeryüzü nimetlerinin tamamı insana hizmet için vardır ve insandan sonra gelir ve gelmeli. |
|
Devamını oku...
|
|
|